banner17

Ülkelerin geleneksel tatlıları (video)

Yemek kültürü, insanların yaşadığı coğrafyaya göre değişkenlik gösteren bir olgu. İnsanoğlunun damak zevki yaşadıkları bölgeye göre çeşitlilik arz etmekte. Bu bağlamda dünyanın farklı ülkelerinin geleneksel tatlılarını mercek altına aldık.

Ülkelerin geleneksel tatlıları (video)

İstanbul'da geleneksel tatlılar

Osmanlı mutfağının vazgeçilmezlerinden zerde tatlısı, asırlara meydan okuyan bir lezzet. Türk mutfağının geleneksel tatlılarından biri. 15. yüzyıl Osmanlı mutfağından gelen bir lezzet olan bu tatlı, adını, Farsça “altın” anlamına gelen “zer” kelimesinden alıyor. Bunun nedeniyse içine konulan safran baharatının zerdeye verdiği sarı renk. Osmanlı saray mutfağının gözde tatlısı olan zerde, bugün yaygın bir tatlı olmasa da halen bazı lokanta ve evlerde pişiriliyor.

İstanbul’da zerde yenebilecek adresler arasında ilk akla gelen yer Çengelköy’de bulunan Mehmet Kurt’un işletmesi. Zerde tatlısının unutulmaya yüz tuttuğunu söyleyen Mehmet Kurt, Osmanlı mutfağından gelen tatlı hakkında şunları söyledi: "Zerde tatlımız eski bir geleneksel tatlı olup, Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan bir tatlı çeşidimizdir. Maalesef günümüzde çok tercih edilmemekle birlikte unutulmaya yüz tutmuştur. Buradan hareketle biz de Çengelköy’de kendi işletmemizde geleneksel yemek kültürümüzün bir parçası olan zerde tatlımızı da yaşatmaya çalışmaktayız."

Hazmı oldukça kolay, hafif bir tatlı olan zerdenin yapılışı da oldukça basit. Öncelikle yıkanan pirinç, su ilavesinin ardından pişene kadar ocakta kaynatılıyor. Kaynama sonrasında tatlının en önemli unsuru olan, su ile açılmış safran tencereye ilave ediliyor. Ardından sırasıyla şeker ve buğday nişastası ilave ediliyor. Gülsuyu da ihmal edilmiyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir kaynamanın ardından zerde yemeye hazır kıvama geliyor. Kaselere konan tatlı soğumaya bırakılıyor ve soğuduktan sonra, isteğe göre fıstık ve kuru üzüm gibi yemişlerle süsleniyor. Geleneksel Türk mutfağının bu eşsiz lezzeti, evlerde ve tatlıcılarda hak ettiği yerini almayı bekliyor.

Pakistan'da geleneksel tatlılar

Güney Asya'nın en zengin ve lezzetli mutfaklarından birine sahip Pakistan'da tatlılar ayrıcalıklı bir yere sahip. Genellikle süt ve süt ürünlerinden yapılan Pakistan tatlıları farklı pişirme teknikleriyle de dikkat çekiyor. Ülkenin öne çıkan geleneksel tatlıları arasında en meşhur olan un ve nohut tozundan hazırlanan çelebi tatlısı. Yağda kızartılarak yapılan bu tatlının ana malzemelerini un ve nohut tozu oluşturuyor. Renklendirici olarak safranın ilave edildiği un ve nohut tozu harmanlarak yumuşak bir kıvama kavuşuyor. Hazır hale gelen bu hamur karışımı bir gün bekletildikten sonra usta ellerde adeta birer sanat eserine dönüşüyor.

Birbirinden farklı şekiller verilen çelebi hamuru önce kızgın yağa bırakılıyor. Ardından şerbet dolu kazanda bekletilerek soğumaya bırakılıyor. Bu aşamadan sonra çelebi tatlısı, servise hazır hale geliyor ve yılın her zamanı büyük ilgi görüyor. Ramazan ayında sofraların olmazsa olmazı çelebi tatlısı, yılın her döneminde sıkça tüketiliyor.

Pakistanlılar'ın vazgeçilmez tatlı lezzetlerinden bir diğeriyse ramsalay. Un ve peynir karışımının sütle beraber saatlerce kaynatıldıktan sonra hazır hale gelmesiyle yapılan rasmalay kaynamış sütle birlikte sunuluyor.

Yaz sıcaklıklarında serinlemek isteyen Pakistanlılar'ın da tercihi kulfi tatlısı. Dondurmayı andıran bu tatlı, özel bir kabın içinde buzla bekletiliyor. Belirli bir soğukluğa ulaşınca, kulfi, yanına haşlanmış makarna eklenerek dilimler halinde servis ediliyor. Pakistanlılar sıcak yaz günlerinde kulfi sayesinde hem serinliyor hem de ağzını tatlandırıyor. Pakistanlılar, geleneksel tatlarının adının duyulmasına büyük önem veriyor. Bu nedenle ülke genelinde çeşitli tatlılar üretiliyor.

Lübnan'da geleneksel tatlılar

Lübnan'ın en sevilen başlıca tatlıları baklava, kadayıf, künefe ve Lübnan geceleri. Ülkenin ismiyle anılan tatlı Lübnan geceleri; süt, irmik, portakal çiçeği suyu, krema, fıstık ve cevizle yapılıyor. 3 saat dolapta soğutulduktan sonra yemeye hazır hale geliyor. Lübnan'a özgü bu tatlıya sofralarda diğerler tatlılar da eşlik ediyor.

10'dan fazla çeşidiyle baklava Lübnan'da özellikle Ramazan ayında iftar sofralarının gözde tatlısı. Adı aynı olsa da Türk baklavası ile Lübnan baklavası arasında bazı farklar var. Ustasına göre, en temel farklardan biri, Lübnan baklavasının az şerbet kullanılmasından dolayı daha hafif olması. Lübnanlı tatlı ustası, Türk baklavası ile kendi yaptıkları baklava arasındaki farkları şu ifadelerle anlattı: “Türk baklavası ile, Lübnan baklavası arasındaki farklardan biri türleri. Türk baklavasında fıstık toz olarak kullanıyor. Biz ise ufak parçalar halide kullanmayı tercih ediyoruz. Bizim baklavalarda fıstığın tadı daha belirgin. Kajuyu da yine aynı şekilde kullanıyoruz. Hamur daha değişik ve pişirme şeklimiz de farklı. Lübnan baklavaları daha hafif. Türk baklavalarında çok şerbet oluyor. Bizde ise şerbet fazla olmadığı için daha hafif ve kuru oluyor.”

Baklavanın yanı sıra Lübnanlılar'ın ilgi gösterdiği diğer bir tatlı da künefe. Ancak Lübnanlılar künefeyi, sadece sabahları simit içinde yemeyi tercih ediyor. Lübnan'da çok sayıda tatlıcı var. Günlük yapılan baklava, lübnan geceleri ya da künefe, sadece lübnanlıların ağızlarını tatlandırmıyor. İhraç yapan bazı tatlıcılar, binlerce kilometre ötedeki sofraları da şenlendiriyor.

Yunanistan'da geleneksel tatlılar

Baklava, ekmek kadayıfı, saraylı, kazandibi gibi birçok tatlı Yunanistan'daki pastanelerde hâlâ Türkçe isimleri ile anılıyor. Ortak yaşanan asırlar, bugün ağızları tatlandıran tariflerde bile kendini gösteriyor. Atina'da farklı bölgelerde şubeleri bulunan ve kökleri Anadolu'ya bir pastane var. Konstandinidis isimli pastanenin kökleri 1891 Anadolu'suna uzanıyor. Pastanenin tarihi Niğdeli Grigoris Konstandinidis'in pastaneciliğe gönül vermesi ile başlıyor.

İlk pastane Niğde'de açılsa da yaşanan savaşlar nedeniyle aile Larisa'ya taşınıyor. Ancak Anadolu'nun tatlı tariflerini de yanlarında taşıyor. Atina'nın birçok yerinde şubesi bulunan bu pastanedeki tatlıların birçoğunun tarifi Anadolu'ya dayanıyor. Geleneksel tariflere yeni lezzetler eklenerek bu birbirinden farklı tatlar tatlıseverlere sunuluyor.

Bugün toplam 21 şubeye sahip pastane dört neslin izini taşıyor. Tatlılar hâlâ aynı özenle, müşterilerin gözleri önünde, pastanede hazırlanıyor. Anadolu'dan gelen tarifler, Ege'nin batısının tarifleri ile harmanlanıyor. Ortaya çıkan lezzetler de unutulmaz oluyor. Pastanede bülbül yuvasından kaymaklı ekmek kadayıfına birçok tanıdık lezzet var. Ancak Yunanistan'a özgü tarifler de damakları şenlendiriyor. Yunanistan'a özgü galaktobüreko isimli kremalı börek bugün en çok tüketilen şerbetli tatlılar arasında. Profiterolün yeri ise birçok tatlı düşkünü için bambaşka. Kerazmata denilen, parlak kağıtlara sarılı çikolatalar, doğum günleri, isim günleri gibi kutlamalarda dağıtılıyor.

Sütlü, şerbetli, çikolatalı tatlıların hepsi birbirinden çekici ancak Konstandinidis'te dondurmanın yeri bir başka. Zira buradaki dondurma Avrupa'nın en iyi dondurması ödülüne sahip. Her bir tatlının kendini kanıtlamış lezzetinin sırrı ise dört nesildir kuşaktan kuşağa aktarılan ve mesleğe duyulan sevgi. Pastane ve eski tarifler bir gelir aracı olarak değil, dedelerden emanet, yaşatılması gereken bir değer olarak görülüyor.

Arnavutluk'ta geleneksel tatlılar

Arnavutluk’un en meşhur tatlılarından biri ise trileçe. Bu sütlü tatlının anavatanı tam olarak bilinmese de adı Balkan coğrafyasıyla anılıyor. Kimi Arnavutlar içinse trileçe, tatlıların kraliçesi olarak anılıyor. 3 sütlü tatlı anlamına gelen trileçe, İspanyolca ‘üç’ ve ‘süt’ kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Manda, koyun ve keçi sütü kullanılarak yapılan tatlıyı, Arnavutluk’un hemen hemen her pastanesinde bulmak mümkün.

Miriye Hanım, başkent Tiran'daki trileçe ustalarından biri. Trileçe tatlısı, lezzetine onun usta elleri sayesinde ulaşıyor. Hazırlanışı da oldukça pratik olan tatlının önce keki yapılıyor, belli ölçüde un, süt, şeker ilave ediliyor ve bir müddet karıştırılıyor. Hazırlandıktan sonra tepsilere dökülen hamur fırına veriliyor ve belli bir derecede pişen tatlının sonrasında üzerine bir miktar süt dökülüyor. Sütte biraz dinlendikten sonra hazır hale gelen tatlının üzerine karamel ekleniyor.

Tatlı ustası Miriye Hanım, trileçeyi ve tatlı ustalığını şu şekilde anlattı: “Trileçe buraların en ünlü tatlılarından biri. Hatta en ünlüsü de diyebilirim aslında. Ben bu işe çok önceden başladım, annemle beraber evde yapardık. Sonra da ben usta oldum ve imalathanelerde çalışmaya başladım. Yapımını gördünüz, çok kolay. Şeker, un, süt, süt tozu ve krema ile yapılıyor. Üzerine de karamel dökülüyor. Arnavutluk’ta evde de kolayca yapılabilen ucuz bir tatlı. Aileler bu tatlıyı burada en az haftada bir kere yiyor.”

Trileçe, soğuk yenen bir tatlı olmasından dolayı yaz aylarında oldukça rağbet görüyor. Arnavutlar'ın genel olarak karamel ile yemeyi tercih ettikleri trileçeyi tercihe göre frambuazlı, hindistan cevizli ya da çikolatalı yemek de mümkün. Arnavutların bir yiyenin bir daha yemek isteyeceği bir tatlı türü olarak ifade ettiği trileçe, Türkiye dahil pek çok ülkede de biliniyor.



Hamza Türkyıldız haber verdi

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2015, 12:48
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20