banner17

Türklerin ilk yurdu Moğolistan'daydık (video)

Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk yurt olarak bilinen Moğolistan, dünya üzerinde insan yoğunluğunun en düşük olduğu ülke. Ağırlıkla göçebe yaşamın sürdüğü Moğolistan'ın başkenti ve en büyük şehri Ulanbator.

Türklerin ilk yurdu Moğolistan'daydık (video)

Geniş topraklarıyla sınırları Doğu ve Orta Asya'ya uzanan, kuzeyinde Rusya, güneyinde Çin ile komşu, yüksek steplerin ülkesi Moğolistan. Resmi dilin Moğolca olduğu ülkede, yönetim biçimi parlamenter cumhuriyet. Hunlar, Göktürkler, Moğollar gibi tarihinde bir çok devlet ve hanedana ev sahipliği yapan ülkenin başkenti ise kadim şehir Ulanbator.

Yüzölçümü Türkiye'nin iki katı büyüklüğünde bir ülke olan Moğolistan, aynı zamanda Asya'nın en büyük 7. ülkesi. Ülke nüfusunun 3 milyon civarında olduğu Moğolistan'da, bu nüfusun yaklaşık yarısına yakını “Kızıl Bahadır” anlamına gelen başkent Ulanbator'da yaşıyor. Eski ismi Urga olan şehir, 1924 yılından beri Ulanbator şeklinde anılıyor.

Tula Vadisi'ne yayılan başkenti kuzeyden ve güneyden kuşatan yamaçlara göçebe yaşam damgasını vuruyor. Kırsalla bağlarını koparmayan Ulanbatorlular kentin dışında çadır mahallerinde yaşıyor. Ancak bugün Ulanbator gelişmekte olan bir şehir konumunda. Geniş meydanları ve yükselen gökdelenleriyle modern bir başkent izlenimi veriyor.

Ulanbator’un en büyük meydanı, birkaç yıl öncesine kadar 1921 yılındaki Moğolistan devriminin en önemli şahsiyetlerinden biri olan ve bundan dolayı “Moğolistan Devrimi’nin Babası” olarak anılan Damdin Sukbatar’a nisbeten Sukbatar Meydanı adını taşıyordu. Meydanın ortasında kendisinin at sırtında bir heykeli bulunuyor. Buraya daha sonra Cengiz Meydanı adı verildi. Meydanın hemen bu noktasında da 2006 yılında Cengiz Han’ın taç giymesinin 800. yıldönümü dolayısıyla yapılan bronz bir heykel yer alıyor. Başkentte yaşayan Moğollar için Cengiz Meydanı sıklıkla tercih edilen yerlerin başında geliyor.

Moğol İmparatorluğunu kuran hükümdar Cengiz Han, Moğolistan'da saygı gösterilen isimlerin başında geliyor. Başkent Ulanbator’un 54 kilometre doğusunda, Tuul Nehri’nin kenarında 2008 yılında yapımına başlanılan Cengiz Han Kompleksi’nde tam 40 metre yüksekliğindeki Cengiz Han’ın at sırtındaki heykeli bulunuyor. Burası aynı zamanda Cengiz Han’a ait eşyaların sergilendiği bir de müzeye ev sahipliği yapıyor. 36 kolondan meydana gelen yapı ise Cengiz Han’dan Ligdan Han’a kadar 36 Moğol hanını sembolize ediyor.

Başkent Ulanbator ülkenin aynı zamanda kültür ve sanat hayatının kalbinin attığı yer olarak biliniyor. Caddelerinde çok sayıda heykeller, anıtlar ve sanat eserleri dikkat çekiyor.

İtalyan seyyah Marco Polo da ölümünün üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen Moğolistan’da hâlâ oldukça popüler bir isim. Bilindiği gibi Marco Polo, 5. Moğol Hanı Kubilay’ın sarayına girmiş ve onun hizmetinde bulunmuştu. Şehrin tam da bu noktasında bir vefa örneği olarak Marco Polo anıtı yer alıyor.

Türkiye ile Moğolistan arasında güçlü bir dostluk var

Moğolistan'da Türkiye'nin varlığı hem büyükelçilik, hem de Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı başkanlığı sayesinde hissediliyor. Moğolistan ve Türkiye arasındaki dostluk bağlarının her geçen yıl güçlenmesi amaçlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Ulanbator Büyükelçisi Murat Karagöz, Moğolistan ile münasebetlerimiz hakkında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye ile Moğolistan arasında kökü tarihin derinliklerine uzanan güçlü bir dostluk vardır. Bu yıl Moğolistan, demokratik devriminin 25. yıldönümünü kutluyor. Geçen sene de biz Türkiye ile Moğolistan arasındaki diplomatik ilişkilerin 45. yılını idrak ettik. Geçen bu 25 yıllık dönemde ticari, siyasi, ekonomik, kültürel ve insani alanda çok sayıda mesafeler kaydedildi. Son 1 - 2 yıldakinden bir parça bahsetmek gerekirse Türk Hava Yolları doğrudan seferlerine başladı. Geçtiğimiz sene Türkiye ile Moğolistan arasında vizeleri kaldırdık. Önemli ziyaretler gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl TBMM Başkanı burayı ziyaret etti. Yine geçen sene Milli Savunma Bakanımız ve Milli Savunma Konseyi Genel Sekreterimiz burayı ziyaret etti. Bu yıl da tarihte ilk defa Dışişleri Bakanımız münhasıran bir ziyaret gerçekleştirdi.”

Moğolistan özellikle yaz aylarında turistler için oldukça cazip bir ülke. Kışın dondurucu soğuklarla, yazın ise kavurucu sıcaklarla mücadele etmek gerekse de, ülke ilginçlikleriyle turistlerin gözdesi. Moğolistan, farklı ülke vatandaşları tarafından ziyaret ediliyor. Pakistanlı bir turist ziyaret ettiği Moğolistan'ı şu şekilde anlattı: “Bugün benim Moğolistan'daki 3. günüm. Şehri geniş ölçüde gezme fırsatım oldu. Yemekleri ve insanları da gayet iyi. Ayrıca Ulanbator son derece temiz bir şehir. Ülkeme dönmeden önce şehirdışına giderek çadır yaşamını denemek istiyorum. Benim için ilginç bir tecrübe olacak.”

Ülke nüfusunun yarısı kırlarda

Geniş bozkırlara yayılan Ulanbator'dan uzaklaşıp kırsal bölgelere ilerlediğinizde Moğolistan size bambaşka yaşamlar ve bambaşka görüntüler sunuyor. Yüksek ve geniş stepler ülkesi olarak bilinen Moğolistan'da kır hayatı çok önemli bir yere sahip. 3 milyonluk ülke nüfusunun yaklaşık yarısı şehirde yaşarken diğer yarısı ise hayatlarını kırda devam ettiriyor. Bunlardan bazıları yarı göçebe şeklinde köylerde yaşıyor, kimi de hayatlarını belli mevsimlerde göçüp kurdukları çadırlarında devam ettiriyor. Bu ailelerden biri de Sonvidic ailesi.

Sonvidic ailesi de Moğolistan'da hava şartlarının uygun olduğu bu dönemde Moğol çadırlarını bozkırda, açık bir alanda kurmuş. Sonvidic ailesinin yaşadığı çadırda misafir olduk. “Teh” adı verilen geleneksel Moğol çayından ikram ettiler. Bunun dışında kaymak gibi farklı ikramlarda da bulundular. Çadıra göz attığımız zaman burada bir at eyeri gördük. Moğol kültüründe at oldukça önemli bir yere sahip. Evin diğer bir köşesinde bizdeki mumbar yemeğine benzeyen bir yemek pişiriliyordu.

Sonvidic ailesinin reisi daha önce Moğolistan'ın bir başka bölgesinde yaşadıklarını söylerken sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu bölgeye göçeli 19 sene oldu. Havalar soğumaya başladığında, kar gelmeden önce çadırımızın çok da uzağında olmayan bir başka yere göçüyor ve kışı orada geçiriyoruz. Göç etmek için henüz erken. 200 koyun ve 20 kadar sığırımız var. 4 çocuğum ve eşimle birlikte bu şekilde yaşıyoruz.”

Aile geçimini hayvancılıkla sağlıyor. Çünkü Moğolistan toprakları tarıma pek de elverişli değil. Temel gıda maddelerini ise hayvanlardan edinilen ürünler teşkil ediyor. Kımız, Orta Asya Türk ülkelerinde olduğu gibi bu çadırda da temel içeceklerin başında geliyor.

Sonvidic ailesininki gibi bölgede başka göçebe çadırları da bulunuyor. Müslüman olan göçebe Kazak bir aile de bunlardan biri. Bu topraklarda, Moğol ve Müslüman ailelerin beraber yaşadığı steplerde komşuluk ilişkileri de huzur içinde devam ediyor.

Türk kültür tarihinin en değerli eserlerinden biri: Tonyukuk Anıtı

Türkler'in tarih sahnesine çıktıkları ilk yurt olarak bilinen Moğolistan toprakları, Türk kültür tarihinin en değerli eserlerinden biri olan Tonyukuk Anıtı'na da ev sahipliği yapıyor. Anıt, Orhun yazıtları içerisindeki en önemli parçalardan birini oluşturuyor.

Orhun anıtları denilince bugün Moğolistan sınırları içinde kalan Köl Tigin Anıtı, Bilge Kağan Anıtı ve saydığım bu iki anıttan 470 km uzaklıkta yer alan bilge Tonyukuk Anıtı anlaşılıyor. 720 – 725 yılları arasında II. Göktürk Kağanlığı dönemine damgasına vuran şahsiyetlerden olan Tonyukuk tarafından dikilen bu anıtın en büyük özelliği ise Türk tarihinin bilinen en eski yazıtı olması.

Başkent Ulanbator'un yaklaşık 50 km güneydoğusunda bulunan Tonyukuk Anıtı, 1897'de botanik bilimci Klementz tarafından bulundu. Yüzyılları aşarak bugüne ulaşmayı başaran anıt, ufak hasarların dışında oldukça iyi durumda. Özellikle İslam öncesi, kayıtların çok az tutulduğu bir döneme ait olması Tonyukuk Anıtı'nı daha da değerli kılıyor.

Göktürk tarihi uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, anıtlarla alakalı şu ifadeleri kullandı: “Ben Orta Asya coğrafyası, Kuzey Çin ve genel olarak Avrasya coğrafyası bakımından baktığımızda çok sayıda eski dönemlerden kalma yani İslam öncesi döneme ait anıt alanları gördüm. Bu anıtın önemi ilk olması ve gelecek nesillere doğru anıtsal anlamda ders verici nitelikte bazı şeyler söylemesidir ki devlet idaresi, iç ve dış düşmanlar hakkında bilgi vermesi bize bunu açıkça ifade etmektedir, göstermektedir.”

Çin kaynaklarının hakkında bilgi verdiği Tonyukuk 646 yılında Çin'de doğdu. Çin'de bir süre vali yardımcılığının ardından hapse atılan Tonyukuk, hapisten kaçtı ve bugün anıtın bulunduğu bölgeye geldi. II. Göktürk Kağanlığı'na katılarak Apa Tarkan, yani büyük vezir olarak tayin edildi. Arka arkaya yaptığı hamlelerle Göktürk Kağanlığı'nı canlandırdı. Onun büyük gayretiyle Orta Asya, Türk hakimiyetine girdi.

Bilge Tonyukuk Anıtı'nın çevresinde şimdilerde TİKA tarafından kazı çalışmaları yürütülüyor. Alanda bulunan detaylar oldukça dikkat çekiyor. Bilge Tonyukuk Anıtı'nın hemen ilerisinde de uzunluğu 1200 metreyi bulan yaklaşık 200 parçadan oluşan bir balbal dizisi bulunuyor. Bunların Tonyukuk’un öldürdüğü düşmanları için mi yoksa cenazesine katılan kişiler için mi dikildiği hâlâ tarihçiler arasında tartışma konusu.

Bugün Bilge Tonyukuk Anıtı Moğollar'ın sıklıkla ziyaret ettikleri ve kısmen kutsal saydıkları bir yer konumunda.

Gandın Manastırı günün her saati Budist Moğolları ağırlıyor

Yaklaşık yarım milyarlık inananıyla Asya’nın en büyük dinlerinden biri olan Budizm, Moğolistan’da da güçlü bir nüfusun inancı. 16. yüzyılın sonlarında Moğollar tarafından benimsenen Tibet Budizminin sarı şapka akımı Moğol kültürü üzerinde de oldukça geniş bir yer tutuyor. İşte tam da burada Moğolistan’daki en önemli Budist manastırlarından biri olan Gandın Manastırı bulunuyor.

Yapımına 1838 yılında başlanılan manastır Tibet tarzı bir mimariyle inşa edildi. Manastırın tam adı yerel dilde “Gandıntegçinlen”. Bu ifade “eksiksiz mutluluğun yeri” anlamına geliyor. Geniş bir alan üzerinde, farklı pek çok birimden meydana gelen manastır görkemli mimarisiyle göz dolduruyor. Gandın Manastırı, Budist inancının genç nesillere öğretildiği bir yer olarak bugün bünyesinde 600’den fazla budist rahibi barındırıyor.

Komünizm döneminde büyük bir kısmı tahrip edilen manastırın, bu dönemde çok sayıda rahibi de çeşitli sebeplerle öldürüldü. Komünist dönemin sona erdiği 1990 yılından sonra manastır tekrar eski canlılığına kavuştu. Gandın Manastırı günün neredeyse her saati buraya ibadet etmek amacıyla gelen budistlerle doluyor. Gandın Manastırı’nın pek çok noktasında Budizm’de oldukça önemli bir yere sahip olan “dua çarkları” yer alıyor. Budistler bu çarkı bazı dualar eşliğinde saat yönünde döndürerek Buda’nın ruhuna dua gönderdiklerine inanıyorlar.

Budistler burada ibadetlerini tamamlamadan önce çok sayıda farklı tarzda ibadet ediyor. Tibet budizmindeki önemli ritüellerden birini de Budistlerin üç hazine adı verilen Buda, Darma ve Şanga huzurunda yere yüz üstü kapaklanarak dua etmeleri oluşturuyor. Budistler bununla Üç Hazine’ye saygı göstermekten başka, iç dünyalarının da kötülüklerden arındığına inanıyorlar.

Gandın manastırı, içinde barındırdığı sanat değeri yüksek çok sayıdaki tarihi eserle kimi zaman bir açık hava müzesi izlenimi veriyor. Burası aynı zamanda şehre gelen turistlerin ilk uğradığı yerlerin başında geliyor.

Ülkenin tarihi bu müzede sergileniyor

Uluslararası Moğolistan Tarih Müzesi, ülke topraklarında Uygurlar'dan Moğollara uzanan köklü bir tarihe ışık tutuyor. Başkent Ulanbator'un merkezi bir noktasında bulunan müze, özellikle bünyesinde barındırdığı Moğol tarihine ait önemli eserler yüzünden çok önemli. Son yıllarda kapsamlı bir restorasyon çalışmasının yapıldığı müze binası, 3 ayrı kattan oluşuyor.

Uluslararası Moğolistan Tarih müzesi 1924 yılında kuruldu. İçinde çeşitli dönemlere ait 8000 materyali barındıran müze, Moğolistan’ın uluslararası tek ve en büyük müzesi olma özelliğine sahip.

Müzenin birinci katında taş ve deri üzerine yazılmış Taş Devri'ne ait materyaller, ayrıca Moğolistan'ın çeşitli noktalarında yapılan kazılar neticesinde ortaya çıkan Hun ve Uygur dönemlerine ait objeler sergileniyor. Müzenin ikinci katında ise Moğollar döneminde yaşayan farklı etnik gruplara ait kıyafetler, şapka ve mücevherler sergileniyor. Moğolistan tarih müzesinin 3. katıysa tüm yönleriyle Moğol tarihini gözler önüne seriyor. Moğolların tarih sahnesine çıktıkları 13. yüzyıldan parçaların bulunduğu bu katta, özellikle 3. Moğol Guyuk Han'ın papa 4. İnosent'e gönderdiği mektup en nadide parçalar arasında yer alıyor. Mektup Moğollar'ın hristiyanlığa girmeleri için ikna çalışmalarında bulunan Papa'ya, Guyuk Han'ın tehditlerini içeriyor. Müzede ayrıca Moğollara ait savaş aletleri ve eski dönemlerde oynanan bazı oyun aletleri de sergileniyor.

Uluslararası Moğolistan Tarih Müzesi'nde Moğolların 16. yüzyıldan önceki dinleri olan Şamanlığa ait çok sayıda obje de sergileniyor. Başkent Ulanbator'a yolu düşenlerin mutlaka uğradıkları Uluslararası Moğolistan Tarih Müzesi, her gün ülke içinden ve dışından gelen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor.



Yusuf Sami Kamadan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 11 Eylül 2015, 16:55
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20