Tuna nehri en çok Budapeşte'ye yakışıyor (Video Haber)

‘Bir nehir, şehrin tabiatı ve mimarisi ile nasıl bütünleşebilir?’ sorusunun cevabı, adeta Tuna nehri ve Budapeşte. Onların yıllarla perçinlenen bağı, doğa ile şehrin uyumunun dünyadaki sayılı örneklerinden..

Tuna nehri en çok Budapeşte'ye yakışıyor (Video Haber)

 

On milyona yaklaşan nüfusuyla Orta Avrupa'da kurulu bir ülke olan Macaristan'ın kuzeyinde Slovakya, güneyinde Sırbistan ve Hırvatistan, batısında Avusturya-Slovenya, doğusunda ise Romanya ve Ukrayna yer alıyor. Orta Avrupa’da, Türkiye’nin yedide biri büyüklüğünde bir devlet olan Macaristan'ın nüfusu, büyük oranda Roman Katoliklerden oluşuyor. Ülkenin resmî dili Macarca, para birimi ise forint.

160 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan, doğudaki Buda ile batıdaki Peşte’nin birleşiminden oluşan Budapeşte ise, Orta Avrupanın en görkemli şehirlerinden biri. Macaristan'ın başkenti, Orta Avrupa'nın Paris'i, Osmanlı'nın nazlı Budin'i. Adı tarih boyunca nasıl anılırsa anılsın her geleni kendine hayran bırakan bir şehir Budapeşte.

Orta Avrupa'nın en gizemli şehri Budapeşte, Orta Avrupa'nın en büyük ikinci şehri olma ünvanına sahip. Tuna Nehri’nin büyüleyici manzarası, Budapeşte’yi Avrupa’nın en çekici şehirlerinden biri kılıyor. Şehrin hâkim tepesine kurulu Buda Kalesi, ziyaretçilerini büyük bir ihtişamla karşılıyor. Buda Kalesi yüzyıllardır birçok uygarlık tarafından ele geçirildiği için farklı medeniyetlerden izler taşıyan önemli bir yapı. Fakat bir dönem Osmanlı egemenliğinde kalmasına rağmen, bölgede maalesef Osmanlı'ya ait tek bir iz bile bırakılmamış.

Kale, içinde birçok binayı barındırıyor. Bu yapılardan biri olan Mattias kilisesi, Osmanlı'nın Macaristan'ı fethinden sonra kısa bir süre cami olarak da kullanmış. Kilise, Macaristan'ın ikinci büyük kilisesi konumunda. Buda yakasındaki önemli ziyaretgâhlardan biri de Budin’in son valisi, vezir Abdurrahman Abdi Paşa’nın kabri. Macarların hayranlığını kazanan Türk kumandanın kabri, Türkler için olduğu kadar, ülke vatandaşları için de büyük önem taşıyor. Abdurrahman Abdi Paşa’nın mezar taşına Macarlar "Kahraman düşmandı, rahat uyusun" yazmışlar.

Aslan heykellerinin dillerini yapmayı unutmuş

Tuna'nın ikiye böldüğü şehrin Peşte yakası, Macar mimarisinin eserlerine ev sahipliği yaparken, şehrin esrarengiz ve ihtişamlı yönünü simgeliyor. Şehrin eski yüzü Buda, yeni yüzü Peşte'ye köprülerle bağlanırken, iki yaka arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak için Tuna Nehri üzerine 9 köprü inşa edilmiş. Köprülerin bir kısmı 2. Dünya Savaşı döneminde yıkılsa da tekrar yapılarak kent sakinlerinin hizmetine sunulmuş. Şehrin ilk ve en önemli köprüsü ise, 100. yıldönümünde yeniden kullanıma açılan Zincirli Köprü. Diğer bir ismi ile köprünün her iki ucunda aslan olduğu için "Aslanlı Köprü".

Köprünün inşası bir efsaneye dayanıyor. Buna göre mimar Clark, köprünün yapımında herhangi bir hatası olursa intihar edeceğini söylemiş. Köprü hatasız olarak tamamlanmış. Fakat giriş noktalarına konulan aslan heykellerinin dillerini yapmayı unuttuğunu fark eden mimar sözünü tutarak intihar etmiş.

Peşte yakası Buda'ya göre daha hareketli ve caddeler oldukça kalabalık. Peşte'nin hemen her köşesinde çeşmeler ve heykeller var. Hüzün ve hayranlık uyandıran tarihin, etkileyici mimariyle buluştuğu Budapeşte'nin gizemli ve ihtişamlı yakası Peşte'de ulaşım genelde taksiler ve tarihî tramvaylar ile sağlanıyor. Tuna Nehri'nin üzerinde alternatif bir ulaşım isteyenler için ise deniz otobüsleri mevcut. Sokak çalgıcıları ve turistik eşyaların satıldığı standlar da Peşte'yi cazip kılan bir başka neden.

Peşte yakasındaki birbirinden önemli ve tarihî binalardan en göz alıcısı, Peşte kıyısındaki Macar parlamentosu. Binanın inşaatında bin kişi görev alırken, yapı için tam yarım milyon adet değerli taş ve 40 kilo altın kullanılmış. Peşte yakasının diğer önemli durakları ise Macar ulusal müzesi ve devlet opera binası. Mimari yapısı ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken Buda ve Peşte, akşam olduğunda ışıl ışıl yanan aydınlatmaları ile bambaşka bir manzaraya bürünüyor.

Doğa ile şehrin uyumunun dünyadaki sayılı örneklerinden

"Bir nehir, şehrin tabiatı ve mimarisi ile nasıl bütünleşebilir?" sorusunun cevabı, adeta Tuna Nehri ve Budapeşte. Onların yıllarla perçinlenen bağı, doğa ile şehrin uyumunun dünyadaki sayılı örneklerinden. Avrupa’nın en iyi ışıklandırılmış şehirlerinden biri olan Budapeşte’yi ikiye bölen Tuna Nehri'nin her iki yakasındaki güzellikleri görebilmek için tekne turu kaçırılmayacak bir deneyim. Ortalama 1 saat süren tur, Buda ve Peşte yakalarını daha yakından tanıma fırsatı veriyor.

Tuna Nehri pek çok şehirden geçse de en çok Budapeşte'ye yakışıyor. İnci bir gerdanlık gibi dizilmiş mimari eserleri ile şehir, "Tuna'nın Kraliçesi" ünvanını sonuna kadar hak ediyor. Nehir boyunca sıralanan her bina Orta Avrupa'nın gizemli şehrini ince ince işliyor hafızalara. Tekne, tarihî köprülerin altından her geçtiğinde kartpostalı andıran bir başka manzara ile karşılaşılıyor. Tarih boyunca birçok şaire ilham kaynağı olan Tuna Nehri'ne yazılan sayısız şiirden biri de Türk edebiyatının önemli kalemi Yahya Kemal'e ait. Böylece tekne turuna büyük şairin,  “Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle” dediği “Akıncı” şiirindeki muhteşem dizeleri de eşlik ediyor.

 

 

Tuğçe Özerdem haber verdi

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2013, 14:24
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13