Şiirinin yönünü insanlığın acılarına çevirmişti

Türk şiirinin öncü ve özgün şairi Cahit Zarifoğlu, 27 yıl önce bugün yaşama veda etti. Kısa yaşamına çok sayıda eser sığdıran Zarifoğlu, çocuk kitapları da kaleme aldı. Doğuştan şair unvanına sahip Zarifoğlu, şiirinde insanlığın acılarına yer verdi.

Şiirinin yönünü insanlığın acılarına çevirmişti

Türk şiirinin öncü ve özgün şairi Cahit Zarifoğlu, vefatının 27’nci yılında anılıyor. 1976'dan sonra, kurucularından olduğu Mavera dergisinde yayınlanan şiirleri, hikayeleri, senaryo çalışmaları ve günlükleri ile adını duyuran Cahit Zarifoğlu, Türkiye'nin en karmaşık yıllarında yaşadı.

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri müdahalelerine tanık olsa da dönemin şairlerinin ideolojik şiirler yazma çabasının aksine, daha ilk şiirlerine kendi sesini ekledi. 1982'de Suriye'nin Hama kentinde yaklaşık 40 bin Müslüman'ın ölümüyle sonuçlanan katliamın ardından şiirinin yönünü insanlığın acılarına çevirdi.

Uzun yıllar TRT'de çalışmalar yapan şair ve yazar Zarifoğlu, şiirlerinin yanısıra Yürek Dede ile Padişah, Motorlu Kuş ve Küçük Şehzade kitaplarıyla çocukların hayallerine dokundu.

1984'te Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülü'nü kazanan Zarifoğlu, İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış adlı şiir kitapları ile de modern Türk şiirinin mihenk taşlarından biri oldu. Şiirleri yayınlanmaya başladıktan kısa süre sonra edebiyat çevrelerinde “şair-i maderzat”, yani doğuştan şair ünvanı ile anıldı. O Türk edebiyatının Yedi Güzel Adam’ından biri.

Yaşamak adını verdiği günlüklerinin yanı sıra Bir Değirmendir Bu Dünya ve Zengin Hayaller Peşinde adını taşıyan denemeleri ile geniş kitlelere hitap etti. Türk şiirine unutulmaz dizeler armağan eden Cahit Zarifoğlu, 7 Haziran 1987'de henüz 47 yaşında iken hayata veda etti.

Her ölüm yıldönümünde Beylerbeyi'ndeki mezarı başında anılan Cahit Zarifoğlu adına şiir ödülleri de veriliyor.

“Kafkasya'yı çok seviyorum”

Zarifoğlu, kendisini şu şekilde anlatıyordu: "1940'ta Ankara'da doğdum. Ceddimiz 3 yüz yıl kadar önce Kafkasya'dan Maraş'a gelip yerleşmişler. Bunlar üç kardeşmiş ve içlerinden birinin adı Zarif’miş. Bizim aile bu Kafkasyalı Zarif'ten geliyor.

Daha çok bu sebeple olacak, Kafkasya'yı çok seviyorum. Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başladım. Öğrenciliğim sırasında çalışmak zorundaydım. Muhtelif gazetelerde sayfa sekreteri olarak çalıştım. Bu yüzden tahsilim biraz ağır aksak ilerledi. Bütün bunlar zarfında vazgeçmediğim, değişmeyen, istikrarlı bir yönüm vardı; o da şairliğim ve yazarlığımdı."

 

 

 

Kuzey Haber Ajansı

Yayın Tarihi: 07 Haziran 2014 Cumartesi 11:33 Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2014, 11:33
YORUM EKLE

banner19

banner36