Pargalı İbrahim Paşa Camii onarım bekliyor

Bulgaristan’ın Razgrad kentinin kültürel dokusunun önemli unsurları Ahmet Bey Camii, Demir Baba Tekkesi ve Pargalı İbrahim Paşa Camii... Balkanlar'daki en güzel Osmanlı eserinlerden biri olan Pargalı İbrahim Paşa Camii ibadete kapalı ve neredeyse kaderine terk edilmiş durumda...

Pargalı İbrahim Paşa Camii onarım bekliyor

Bulgaristan'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Deliorman bölgesinin incisi Razgrad, Osmanlı'dan emanet eserlere de ev sahipliği yapıyor. Deliorman’ın Razgrad kentindeki Osmanlı yadigârlarından biri de Ahmet Bey Camii. Cami, aslında ibadete açık olan tek Müslüman mabedi. Mevcut iki camiden sadece Ahmet Bey Camii, beş vakit namaz için cemaate açık.

Kare biçiminde yapıya sahip tek kubbeli caminin Bulgarca kitabesinde, yapının 16. yüzyıla ait olduğu yazıyor. Dönemin klasik mimarisinden farklı bir üsluba sahip olan Ahmet Bey Camii, orijinal haliyle bugüne ulaşmış. 21 metrelik minarenin alemi zaman içinde değiştirilse de taş süslemeleri ve şerefesine işlenen geometrik motiflerle göz dolduruyor. Caminin bahçesinde bölge Müslümanlarına hizmet veren Razgrad Müftülük binası da var.

Caminin meyve ağaçlarıyla çevrili bahçesi, Razgrad’da yaşayan Müslümanların bir araya geldiği mekânlardan. Camide görevli imam da cemaate Kur'an-ı Kerim ve dini bilgiler eğitimi veriyor. 2010'da minaresine yıldırım düşen ve hasar alan cami, milli kültür anıtı listesinde bulunuyor. 

Razgrad’da 1864’de inşa edilen Saat Kulesi de Tanzimat döneminin karakteristik özelliklerini taşıyor. 1984'te Bulgaristan Milli Kültür Anıtı statüsü kazanan Saat Kulesi, Razgrad’ın simgelerinden. 26 metrelik taş gövde üzerinde yükselen saat kulesi, ahşap çan kubbeye sahip. 1767'de inşa edilen kule yıkılınca 1864'te yerine yenisi inşa edildi. Kulenin kubbesinin Bulgar usta Tonço Tonçev tarafından yapılan orijinal saatten kaldığı düşünülüyor. Çevresinde bulunan parklar ile Razgrad Meydanı'nı süsleyen Saat Kulesi şehrin buluşma noktaları arasında yer alıyor.

Demir Baba Tekkesine, 600 basamaklı bir merdivenden inilerek ulaşılıyor

Razgrad’daki bir diğer tarihi yapı olan Demir Baba Tekkesi ise, Bektaşi kültürünün anıtları arasında sayılıyor. Tekkenin yanı başındaki Deliorman'ın en gür suyu olan Beşparmak da halkın türlü dertlerine şifa oluyor. Beşparmak suyunda yıkanıp bir gece orada kalan hastaların sağlığa kavuşacağı konusunda halk adeta fikir birliği etmiş durumda. Bu nedenle şifa arayan Deliormanlılar, Beşparmak suyuyla ellerini ve yüzlerini yıkıyor ve şifa için dualar ediyor.

Rivayet edildiğine göre Demir Baba, bölgenin çok susuz olduğu bir dönemde, büyük bir kayayı beş parmağıyla çeker ve onun altından buz gibi bir su akar. O zamandan beri halk arasında buna “Beşparmak Çeşmesi” denir.

Tekke duvarlarındaki oyuklardan da çeşitli manalar çıkarıyor Deliorman halkı. Duvarda bulunan iki oyuğu kapalı olarak gören kişinin günahsız olduğu kabul ediliyor. Türbenin güney tarafındaki duvarda bulunan deliğe taş atarak da şeytan taşlamış gibi oluyorlar

Hastalar Beşparmak suyunun yanısıra tekkenin bahçesindeki adak taşına yatarak da şifa umuyorlar. Mağaraların bulunduğu yerdeki dikili taşın ise Demir Baba ve Hz. Ali’nin (R.A) ayak izlerini taşıdığına inanılıyor.

Demir Baba Tekkesi'nin bahçesindeki eski ahşap ev ise “Deliorman’da Bektaşi Kültürü” adını taşıyan bir müze. Demir Baba’nın 3-4 kilo ağırlığındaki ayakkabılarının bir benzeri de burada muhafaza ediliyor.

Demir Baba Tekkesine, ormanların içinden geçip, 600 basamaklı bir merdivenden inilerek ulaşılıyor. Demir Baba Tekkesi'ne giden merdivenler boyunca dilek ağaçları var. İnsanlar dilek ağacına; mendiller, kurdeleler ve hatta elbiselerinden birer parça asarak dilekte bulunuyor.

 Rumeli Bektaşiliğin önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilen Demir Baba Tekkesi, Osmanlı metinlerinde Ağaz Denizi denilen yörede, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 

Pargalı İbrahim Paşa Camii’nin içi dışından daha bakımsız

Balkanlar'daki en güzel Osmanlı eserlerinden biri olan Razgrad’daki Pargalı İbrahim Paşa Camii de, Pargalı İbrahim Paşa’nın hatırasını muhafaza ediliyor. Kanuni Sultan Süleyman devrinin sadrazamı Pargalı Damat İbrahim Paşa'nın yaptırdığı caminin inşaatı 1530-1535 yıllarında başlamış. İbrahim Paşa'nın idam edilmesinin ardından durdurulan inşaat, 1616'da Mahmut Paşa tarafından tamamlanmış ve ibadete açılmış.

Cami klasik Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Orta kubbeli yapıya sahip olan yapının dış duvarlarında dört sıra penceresi var. Minaresiyse lale motifleriyle süslü, taş oymacılığın en nadide örneklerinden.

Kültür Bakanlığı nezdinde bölge tarih müzesine bağlı cami, 30 yıldır uzanacak bir el bekliyor. İbadete kapalı ve kapısı kilitli. Kültür Bakanı Yardımcısı Velislava Kristeva ile yapılan görüşmeler neticesinde cami yıllar sonra TRT Türk ekibine açıldı. İçi dışından çok daha bakımsız olan cami, her şeye rağmen süslemeleri, ahşap işçiliği ve yazılarıyla eski görkemini anımsatıyor.

Cami, 1927'de kültür anıtı ilan edilerek UNESCO listesine alınsa da bürokratik engeller aşılamadı. Başmüftülüğün vakıf eserlerinin iadesi için açtığı davalar da sonuçlanmadı. Çeşitli kurumlar ve Bulgaristan-Türkiye arasındaki kültürel anıtları koruma anlaşmasına rağmen, cami hâlâ onarılmadı.

Bölge Tarih Müzesi Müdürü İvan İvanov, İbrahim Paşa Camii'nin restore edildikten sonra müze olarak kalması gerektiğini söyledi. İvanov şu ifadeleri kullandı: "İbrahim Paşa Camii, gerçekten Osmanlı’nın değerli bir kültür anıtıdır. Cami, sosyalist dönemde yoğun bir restorasyondan geçti. Fakat yeni dönem bu çalışmaların önünü kesti. Şimdi yapıda epey problemler var. Bize göre caminin daha genel bir kültürel fonksiyonu olmalı ve burası bir müze olarak kalmalıdır."

Kurumlar tarafından koruma altında olsa da; Pargalı Damat İbrahim Paşa Camii, restore edilmezse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 

 

 

 

 

Sevda Dükkancı haber verdi

Yayın Tarihi: 14 Haziran 2014 Cumartesi 10:23 Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2014, 10:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26