Osmanlı'nın başmimarı, Mimar Sinan (video)

Osmanlı Devleti’nin başmimarı Mimar Sinan bereketli bir hayat sürdü ve ardında 375 eser bıraktı. 17 Temmuz 1588 tarihinde vefat eden Koca Sinan, Osmanlı’nın ve İstanbul’un sembolü olarak anılan yapılara imza attı.

Osmanlı'nın başmimarı, Mimar Sinan (video)

Osmanlı Devleti'nin büyük mimarı, Mimar Sinan Osmanlı'nın en görkemli çağında, 16’ıncı yüzyılda, İstanbul'u İstanbul yapan yapılara adını yazdı. Osmanlı'nın Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 2’inci Selim ve 3’üncü Murat'la 3 kıtaya hükmettiği yıllarda sanatıyla taşları konuşturdu.

Kayseri'de dünyaya geldi, 20 yaşında Kayseri'den askere alındı. Mimar Sinan'ın 17 yıllık yeniçerilik serüveni Kanuni'nin Karaboğdan seferiyle bitti. Çünkü, ordunun Purut nehrini geçmesi için 13 günde kurduğu köprü, onun olağanüstü dehasını ortaya çıkardı. Kısa süre sonra saray baş mimarlığına getirildi ve ardında dünya çapında eserler bıraktı.

Her biri şaheser olan eserlerini çıraklık, kalfalık ve ustalık olarak sınıflandırdı Mimar Sinan. Yarım kubbeleriyle rönesans mimarlarının rüyasını gerçekleştirdiği Şehzadebaşı Camii, çıraklık döneminin öne çıkan yapısı oldu. 16’ıncı yüzyıla tarihlenen cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle genç yaşta ölen oğlu Mehmet için yaptırıldı. Bu yapı klasik Osmanlı mimarisinin başlangıcı sayıldı.
Osmanlı'nın başmimarı Mimar Sinan, 80 yaşındayken inşa ettiği Selimiye Camii ile sanatının zirvesine ulaştı. 1568'de yapımına başlanan cami, 2. Selim'in vefatı nedeniyle, 14 Mart 1575 tarihinde açıldı.

50 yıl boyunca mimarbaşılık görevinde kalan Sinan ardında, 92 cami, 52 mescit, 55 medrese bıraktı. 1588'de dünyaya veda ettiğinde 375 eserde imzası vardı. Bunlardan biri de vefatından önce kendi eliyle inşaa ettiği türbesiydi.

Koca Sinan'ın, Fetva Yokuşu’yla Mimar Sinan Caddesi'nin kesiştiği köşede yer alan türbesinde mütevazı görünüm ön planda. Bulunduğu üçgen alanın en uç noktasına kurulu türbe, ahenkli ölçülere sahip. Yontma köfeki taşı ve mermerden inşaa edilen yarı açık türbe, birbirine sivri kemerlerle bağlanmış altı sütunun taşıdığı bir kubbeyle örtülü.

Mimar Sinan'ın sandukasının önündeki pencerenin üzerinde mermerden bir kitabe bulunuyor. Nakkaş Sai Çelebi'ye ait kitabede, 3 satır halinde 15 mısra yer alıyor. Kitabesinde yer alan; “Ey iden bir iki gün dünyâ sarayında mekân / Cây-ı asâyiş değildir âdeme milk-i cihân” sözleriyle de Sinan, yüzyıllardır  türbesinin önünden gelip geçenlere mimari dehasını hatırlatmaya devam ediyor. 
 

Mimar Sinan'ın Büyük Eseri Süleymaniye Camii 

Anadolu, Ortadoğu ve Balkanları kucaklayan Osmanlı Devleti, üç kıtadaki halkların kültürleri ve kaderleriyle içiçe geçmiş bir bütün. Bu bütünün zaman ve mekandaki birlikteliği Osmanlı mimarisi ve bir başyapıt olan Süleymaniye Külliyesi.

7 tepeli İstanbul'un üçüncü tepesine kurulu Süleymaniye Külliyesi 459 yıldır ayakta. Üstelik geçirdiği yangın ve depremlere rağmen.Tarihe atılan bu imza Osmanlı'nın başmimarı Mimar Sinan'ın.Osmanlı medeniyetinin taşa nakşettiği Süleymaniye Külliyesi’nin kalbi de; Süleymaniye Cami.

Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edildi. Yapımına 1550 yılında başlanan Süleymaniye Camii 1557'de tamamlandı, ihtişamlı bir devrin numunesi olan Süleymaniye Camii mimari özelikleriyle dikkat çekiyor.

İstanbul'a hakim konumuyla Süleymaniye Camii, Osmanlı Devleti’nin gücünün simgesi aynı zamanda. 4 minareye sahip Süleymaniye Cami, minare sayılarıyla Kanuni Sultan Süleymanın İstanbul'un fethinden sonraki 4’üncü padişah oluşunu simgeliyor.

Minarelerindeki toplam şerefe sayısı da Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı'nın 10’uncu padişahı olduğuna işareti ediyor. Mimar Sinan’ın diğer eserlerinde olduğu gibi Süleymaniye Camii'nde de büyüklük ve tevazu birarada.

Sadeliğin görkeme dönüştüğü caminin taç kapısı tam bir sanat eseri. Sivri kemerli 28 kubbeli revağın çevirdiği avludaysa mütevazı bri şadırvan karşılıyor ziyaretçileri. Yüksek kubbeli caminin içi seçkin hat işlemeleri ve çinilerle bezeli. Hünkar mahfili, mihrab ve minberse usta bir işçiliğin ürünü.

275 kandille aydınlatılan Süleymaniye Camii’nde Mimar Sinan kandillerden çıkan is cemaati rahatsız etmesin, camiye zarar vermesin diye bir is odası yaptırdı. Caminin farklı yerlerine açılan oyuklar sayesinde is bu odada toplandı. İs daha sonra mürekkebe dönüştü, dönemin siyasi, dini ve idari fermanları yazıldı.

Görkemli bir caminin yanı sıra, 16’ıncı yüzyılda, her türlü sosyal hizmeti bünyesinde toplayan medreseleri, kervansarayı, hamamı, tıp okulu, imarethanesi ve darüşşifasıyla Süleymaniye Külliyesi, Osmanlı tarihi ve medeniyetini geleceğe taşımaya devam ediyor. 
 
 
Gök, Kubbe, Boşluk 
 
Eserlerindeki estetik ve kullandığı ileri düzey mimari teknikler, yüzyıllar sonra hayranlık uyandırmaya devam ediyor. Ardında bıraktığı camiler, medreseler ve köprüler onun devrinden sonra inşa edilen yapılar arasında kolayca farkediliyor. 

Vefatının üzerinden 428 yıl geçmesine rağmen, günümüz mimarları, onun eserlerindeki mekan kullanıma ve akustik sistemine gıptayla bakıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi ve fotoğraf sanatçısı Kamil Fırat Mimar Sinan mimarisindeki estetiği fotoğrafladı.

Kamil Fırat'ın fotoğraflarından oluşan, “Gök, Kubbe, Boşluk” adlı fotoğraf sergisi, İstanbul’un ev sahipliğindeki UNESCO Dünya Miras Komitesi 40’ıncı oturumu kapsamında Tophane-i Amire kültür sanat merkezinde açıldı. Sergi, Mimar Sinan'ın özellikle Şehzadebaşı, Süleymaniye ve Selimiye camilerini gökkubbe ile ilişkilendirme yaklaşımını ele alıyor.Sergide kubbe mimarisini farklı açılardan gösteren 30 ana fotoğraf ve 60'ı aşkın yardımcı fotoğraf var.

Eşsiz fotoğraflar, 600 yıllık Tophane-i Amire binasının tarihi atmosferiyle birleşince ziyaretçiler, kendilerini adeta Mimar Sinan’ın şaheserlerinin  içindeymiş gibi hissediyor. Küratörlüğünü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Sadık Karamustafa’nın yaptığı Gök, Kubbe, Boşluk isimli Mimar Sinan sergisi ay sonuna kadar açık kalacak. 

Ayşe Sonuşen

Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2016 Cuma 14:56 Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2016, 10:09
banner25
YORUM EKLE

banner26