Kırım'daki Rus işgalinde 1400 cami yok oldu

Sanat tarihçisi Nicole Nur Kançal, Rusya’nın ilhakı sırasında 1784’te Kırım’da 1474 cami bulunduğunu, 2012 yılında ise bu sayının 80’e kadar düştüğünü söyledi. Ümmü Gülsüm Sarıoğlu'nun röportajının ikinci bölümü.

Kırım'daki Rus işgalinde 1400 cami yok oldu

 

 

( 21 Mart Cuma günü 1. kısmını yayınladığımız röportajın bugün ikinci kısmını yayınlıyoruz.)

 

Stalin döneminde onlar boşaltılıyor. O dönemde başkaları yerleştiriliyor. O dönemde, aynı zamanda sistematik olarak bölgedeki binaların yıkımı gibi bir durum söz konusu mu yoksa zaman içinde kendiliğinden mi işlevsiz kalıyorlar?

Şimdi, birkaç dönemde sistematik bir yıkım oluyor zaten. 1784’den itibaren bu “Ruslaştırma” politikaları ile sistematik bir yıkım oluyor, ilk büyük yıkım o zaman oluyor. O zamanla devam ediyor. Ama tabi ki 1944’den sonra yıkımdan çok mekânlar farklı amaçlar için kullanılıyor. Camiler müze oluyor veya kültür evi oluyor, sonradan komünist propagandası yapılan kültür evine dönüştürülüyor. Hatta çok ilginçtir, birçok caminin arkasında bir ön mekân ilave edildi ve o ön mekânın içine kameralar için bir yer konuldu.

Çünkü bazıları kültür evi bazıları sinema olarak kullanılıyordu veya ikisi olarak kullanılıyordu. Hatta bazılarında eski kameralar mevcut hatta. Orada çok ilginç şeyler yaşanmış. Mesela biz 93’te kurban bayramına gitmiştik ilk defa Kırım’a. O zamanda da dediğim gibi Kırım Tatarları döndü ama çok fakirlerdi ve genelde döndüklerinde, Kırım’da gerçekten hemen hemen ellerinde hiçbir şey yokken varlıklarını sürdürmeye çalıştılar. Ve mesela diyelim ki sahilden bir yerden, bir köyden sürgün edildiler ama tabi o köye geri dönemediler hiçbir zaman.

Bugünkü Ak Mescit etrafındaki bir yer de, bir toprak işgal edip orada çadırlarını kurdular. Bizim gittiğimiz kurban bayramında öyle bir yerleşim yerine gittik ve onlar da kurban bayramı yüzünden ilk defa bir otobüs tutular ve sürgün edildikleri köye gitmek istediler; oraları görmek istediler ve bizi de davet ettiler ve onlarla beraber gittik bu bölgeye. Bu gerçekten çok etkileyici oldu benim için.

Onlar, kendi köylerinde bir çeşmeye gitmişler ve kendi isimlerini kazımışlar çeşmenin duvarına. Gittiğimizde ilk oraya gitmişler, onu aramışlar. Tabi gittiklerinde isimleri kalmamış. Bu beni çok etkilemişti. Diğer beni etkileyen bir olayda şuydu: Aslında orada zengin köylerdi onların ki ve sahil tarafında çok büyük ahşap konakları vardı. O konaklar boşaltılınca Ruslara verildi. Ve o insanlar kendi evlerinin önünde durdular ve evlerini gördüler ve girmediler içeriye. Bu çok anlatılmaz bir durumdu gerçekten.

Sovyetlerin dağılması ile mi bir rahatlama oldu orada? 

Tabi ki ama onlara bir ikamet verilmedi. Kimlikleri verilmedi. Kimlik olmayınca iş de bulamadılar. Daha yeni, herhalde 10 sene önce, aslında orada tapular duruyordu, tapular yakıldı. İnsanlar da o zaman hak iddia etme şansları ortadan kaldırıldı.

Belki bu gün olan olayları biraz geçmişi ile beraber anlayabiliriz. Ukrayna kuruluyor 20 sene kadar önce, oraya gelen insanlar nasıl bir durumdaydı bundan bahsettiniz. Ondan sonrasında bu insanlar orada nasıl bir hayat kurdular çünkü bugün olan olayların geçmişle muhtemelen çok yakın bir bağı var. Sizin anlattıklarınız da bugün olanları aydınlatıyor. Bu bağlantıyı biraz anlar mısınız?

Aslında Tatarlar son senelerde biraz rahatlamaya başlamışlardı. Büyük şehirlerin mahallerinde büyük inşaatlara başlamışlardı. Hatta birçok yerde onlara tekrar toprak dağıtılmaya başlamışlardı. Tekrar toprak sahibi olmayı başardılar ama tabii ki nüfusları hala çok az. Yüzde 12 ancak şu anda. Ama sizin dediğiniz gibi o da tabi ki olabilir. Türkiye’den destek olsun, şey olsun, tekrar cami inşa etme çabaları vesaire Rusya’yı rahatsız etmiş olabilir.

Son dönemde bir projeye başladınız. Şu an bize orada var olan envanter nedir ne değildir, oradaki karışıklık ile ilgili son dönemde yine yoğun bir çalışma yaptınız. Bu hissiyatınız belki, oraya dair değişen gündem bu kadar tazeyken nasıl bir etki bıraktı sizde?

Yaptığımız bu envanter çalışmasında biz, 50’den fazla yerleşim yeri gezdik. 150’den fazla yapıyı biz envantere aldık. Bu araştırmamız bize şu rakamları gösterdi: Rusya’nın Kırım’ı ilhakında 1784’de orada bir sayım yapılıyor ve 1474 cami tespit ediliyor. 1912’de başka bir sayımda bu sayı 729’a düşüyor yani yarıya kadar düşüyor bu 130 sene içinde. Ve biz 2012 de gittiğimizde bütün tarihi camileri tespit etmeye çalıştık, şu anda çoğu harap ve faal durumda olmayan camiler yani hepsi beraber 80 cami.

Bu nasıl bir araştırmaydı onu biraz anlatabilir misiniz?

Türkiye çok güzel bir çalışma başlattı orada. Biz ekip olarak ve bizim ekip başımız Doç. Dr Hakan Kırımlı, Bilkent Üniversitesi’nden. Bu araştırma grubu olarak Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluğu Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ortak bir çalışması olarak biz, Kırım’ın tarihi miras envanterini çıkartmaya başladık. Biz 2012 den itibaren birkaç defa Kırım’a gidip geldik. Ekibimizde mimar vardır, restoratör vardı, tarihçi vardı, sanat tarihçisi vardı. Bizim buradan 4 kişi vardı. 3 kişi de Kırım’dan katıldı.

Bütün Kırım’ı gezdik. Bütün Kırım’daki ulaşabildiğimiz ve mümkün oldukça tamamen oradaki günümüze gelebilen maddi mirası kayıt altına almaya çalıştık. Ve bu envanter çalışması bitmek üzere ve inşallah bu sene kitap olarak yayınlanacaktır. Bizim başka bir projemiz yine benim başka bir akademisyenle ortak yürüttüğümüz başka bir proje. Kırım’daki bütün Türk-İslam dönemine ait kitabelerin toplanması ve yayınlanmasıdır.

Onu da başlattık. Orada hem mezar taşlarının kitabeleri var, hem camilerin kitabeleri yani bizim ulaşabildiğimiz bütün kitabeleri biz bu envanterin içine almayı hedeflemekteyiz. Yani bu bizim için çok önemli. Şimdi bugünkü duruma baktığımızda daha da aslında önem kazanmıştır. Biz tabi o zaman öyle düşünmemiştik. Biz, restorasyona yönelik bu tespitleri yapmayı düşündük. Bazı binalar burada, hala Kırım Tatarları geri alamadı.

Mesela bazı camiler, bunlara da bu envanter sayesinde belki alabilirler veya bazı restorasyon çalışmaları da başlayabilir diye düşünmüştük. Biz, Kırım’daki müftülükle de ortak çalıştık. Ayrıca da oradan bir arkadaş, oradaki arşivlere girdi. O arşivler de bazıları 2-3 senedir ancak açık. Kırım’daki arşiv çalışması da yapıldı orada. Biz, mümkün oldukça, gerçekten bu bilgileri eksiksiz olarak ortaya koymaya çalıştık. 

Ve genelde bizim tespit ettiğimiz camiler 19. yüzyıla ait. Ama genelde onların Kırım Hanlığı’ndan kalma camilerin temelleri üzerine inşa edilmiş oldukları bilinmektedir. Yani şunu da eklemek istiyorum: Benim için aslında şu da önemli bu Kırım ve Osmanlı ve daha sonra Türkiye arasındaki bağlantı benim için çok önemli. Dediğim gibi Osmanlı’yla sürekli bir bağlantısı vardı. Hanlar, azledilen hanlar veyahut hanedanı Osmanlı tarafından Rumeli’ye yerleştiriliyordu ve orada çiftlik sahibi oluyordu.

Oradan bazen öyle oluyordu ki Rumeli’den tekrar han olarak Kırım’a gönderilebiliyordu bazı hanlar. Yani bazı öyle örnekler var. Toplam 47 tane Kırım hanı var, bu 47 tane Kırım hanından 24’ü Osmanlı topraklarında defnedildi. Yani onların yarısından fazlasının mezarları Osmanlı toprağındadır. Bize de çok yakın, mesela Trakya’da var, Sarayvize de bir yerleşim var. Orada zaten Kırım hanlarının bir vakıfları vardı, bize daha yakın olan Çatalca’da da var.

Aynı şekilde tabi 19. yüzyılda gerçekleşen büyük göç, yani normal halkının büyük göçü, ilk önce Romanya, Bulgaristan, ondan sonra oradan Türkiye’ye olan bu göçler, hem burada yani Türkiye’de şu anda çok önemli bir Kırım Tatar nüfusunun mevcudiyetini göstermektedir, hem de bir tarafta da bu Kırım Tatar nüfusu bağlantısını hiçbir zaman tamamen kopartmadığını Kırım’la. Hem kültürel olarak, hem de biraz orada rahatladığında birçok kişi oraya gitti, yani toprak almaya veya ev almaya çalıştılar, akrabalarını bulmaya çalıştılar.

Ukrayna’daki, Kırım’daki bu olaylar, Kırım’da azınlık durumuna düşen Kırım Tatarları bu çözüm sürecinde kendilerini en çok nerede görmek isterler?

Şimdi tabi ki Kırım Tatarları hala azınlık olarak Kırım’dalar. Ama Kırım Tatarları tabi ki Ukrayna’ya ait olmak isterler, hiçbir zaman Rusya’ya bağlı olmak istemezler. Hatta Rusya’dan o kadar çektiler.

Ukrayna’ya bağlı olarak kalmak daha iyi mi diyorsunuz?

Daha önce de onların yüzü her zaman Avrupa’ya dönüktü, Avrupa ve Ukrayna’ya dönüktü. Yani Rusya’ya hiçbir zaman girmek istemezler.

Şu anda zaten orada esas nüfus Rus nüfusu. Zaten Ruslar, Rusya’ya bağlanmak istiyorlar, Rusya da onu istiyor. Çünkü başta da dediğim gibi, jeopolitik olarak çok önemli bir yer Rusya bu bölgeyi bırakmak istemez. Ama tabi ki bu Kırım Tatarları için tekrar çok büyük bir travma olacak. Bu onlar için tekrar bir yıkım gibi bir şey olacak. Biz şu anda üzüntülüyüz. Ve orada büyük bir korku hâkim.

Bize telefonlar geliyor, herkes ailesini Kırım’dan çıkartmaya çalışıyor. Özellikle mesela başörtülü hanımlar veya gençler çok zor durumdalar. Bize böyle direk müracaat oldu, “Bize yardım edin, bizi çıkartın!” diye. Çünkü orada öyle olaylar oldu ki, evler bile işaretlendi. Yani tam Nazi Almanya’sı gibi. İşte Müslümanların evleri işaretlendi. Biz işte pazar günü mitingdeydim. Orada da biz Kırım’dan gelen arkadaşlarla konuştuk. Evlerde nöbet tutuyorlar, sırayla uyuyorlar. Korku o kadar büyük.

 

Ümmü Gülsüm Sarıoğlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2014, 11:15
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26