Kazak düğün gelenekleri

Kazakların farklı nedenlerle yapılan çok sayıda düğünleri mevcuttur, bunların arasında evlilik düğününün ayrı bir yeri vardır. Nagashybay Yegizek yazdı.

Kazak düğün gelenekleri

Kazaklar, eski zamanlardan bu yana ata yurdu olan Orta Asya’da geniş topraklarda yaşamaktalar. Eski Türk kabilelerinden olan Kazaklar atalarının topraklarına sahip çıkmak suretiyle onların arkalarına bıraktığı örf ve adetlerine de çok sadık kalmıştır. Örfü dinle sıkı bir şekilde bağdaştıran bir millet olmaları nedeniyle aile terbiyesinde örfle dinin birbirini tamamlayıcı olması, Kazaklar için son derece önemli olmuştur. Yaşamın İslâm dinine göre şekillenmesi ve dinin günlük hayatın her anında olması örfle olan ilişkisi iledir.

Kazak Türkleri’nin tarihi eski zamanlara dayanmaktadır. 1465-1466 yıllarında şu anki Kazakistan topraklarında egemen bir ülke olmadan önce kabile şeklinde hayatlarını sürdürüyorlardı. Orta Asya’da Rus, Çin ve Moğollarla savaşarak hayatta kalmayı başardılar. Köklerini eski İskitler’e dayandıran Kazakların örf ve adetleri diğer milletlerde olduğu gibi zamanla kalıplaşmış ve olgunlaşmıştır. Yaşadıkları coğrafyanın elverişli olmayan şartlarında bile hazineleri olan örf ve adetlerini korumayı başarmışlardır. Bir ülkenin geleceği, salim gençlerdir. Aklı selim ve güzel ahlâklı insanlar yetiştirmek istiyorsak aile yapısına çok dikkat etmeliyiz. Hayatın hiçbir safhasında alınan eğitim, ailede atılan temel kadar etkileyici ve kalıcı olmaz. İşte bu şartları göz önünde bulunduran bir millettir, Kazaklar. Atalarımızın gelecek nesil için bıraktığı iki şey vardır; güzel ahlâk ve kanla korunmuş topraklarımız. 

Her anne babanın hayali, evlatlarının mutlu yuva kurduklarını görmektir. Bu kutsal görev süresinde çocuklarının yanında olmak ebeveynler için çok anlam arz eden bir iştir. Hayatın her anında onlara destek çıkmak için tüm çabalarını sarf ederler. Evlilik ise bu anların en değerli ve yakınlarının desteğine en çok muhtaç olunan dönemdir. Evlilik her millette olduğu gibi Kazak milletinin sosyal yapısında da önemli bir yere sahiptir. Aile, Türk milletlerinin olmazsa olmaz temel taşıdır. Aile ülkenin en önemli   parçasıdır. Ülkenin geleceği, gelişmesi aileden alınan talim terbiyeye bağlıdır.  Kazaklar evlenme geleneğine çok büyük önem verir. Kazaklarda bununla ilgili güzel bir atasözü vardır: “Kızını kyaga, ulunu uyaga kondırdı.” Yani kızını elden çıkardı, elin oldu; oğlunu evlendirdi, evine aldı manasında. Anne babalar da en büyük vazifesi olan evlilik konusuna titizlikle yaklaşır.

Kazakların farklı nedenlerle yapılan çok sayıda düğünleri mevcuttur. (Nevruz düğünü, beşik düğünü, isim verme düğünü, kış düğünü vs) Bunların arasında evlilik düğününün ayrı bir yeri vardır. Evlendirmede iki şey şart koşulur:

  1. Her iki genç, şecerelerinden yedi ceddini geçmeden birleşmemeli;
  2. Gençlerin yaşlarına önem verilmeli. Erkek çocuk 12-15, kız çocuk 9-13 yaşına geldiğinde buluğa ermiş olurlar. Evlilik içinse genel olarak erkeklerin 19-25, kızların ise 16-19 yaş aralığında olmaları gerekir.

Şimdi genel evlilik adetlerini inceleyelim.

Elçi gönderme ve söz kesme: Kız beğenilince onun anne-babasına imalı şekilde bildirilir. Erkeğin babası dünürlüğün başı olarak bir at adar, ayrıca evin duvarına bir kamçı asar. Bu kamçı, dünür düğününe kadar evin duvarında asılı kalır. Damadın annesi daha önce ona gelin adayına vermek üzere takke, küpe ve yüzükler emanet eder. O da onu gelin adayına hediye eder. Bu gelenekten sonra kız nişanlanmış sayılır. Kızın babası, bir veya bir buçuk sene oğlan tarafından gelecek olan elçiyi bekler. Eğer bu süre içinde karşı taraftan elçi gelmezse kızın babası, kamçıyı yerinden alarak iade eder. Bu; büyük tartışmalara yol açar, bazen oğlan tarafı sözünde durmadığı için ayıp parası öder.

Oğlan tarafı dünür olup kız istemeye kararlı ise kızın evine bunu bildirmek için ailenin saygın üyesi veya söz ustası olan bir kişiyi veya maharetli birisini elçi olarak gönderir. Elçi, beyaz ata binerek ve hafif giyinerek, pantolonunun bir paçasını çizmesinin içine sokarak, bir parçasını dışarıda bırakarak (uğur getirsin diye) hızlı bir şekilde köye gelir.

Kızın anne-babası, yakın akrabaları evde toplandığında elçi, “Sizin evde şahin, bizim evde kartal var. İşte o şahini kartal için istemeye geldim’’ diyerek kızı resmen ister. Kız tarafı elçiyi kabul ederse koyun keserek yemek verir ve söz keserler.

Dünür olma düğünü: Elçiden sonra dünür olmak için söz kesilir ve dünür olma düğününe hazırlanılır. Damadın babası başlık parasını konuşmak için yanına 7-8 kişiyi alarak (bunların hepsinin şarkıcı, küycü, şair, pehlivan v. s. olmasına dikkat edilir) kızın yaşadığı eve gelir. Kız tarafı yeni gelmiş dünürler için çadır kurar ve koyun veya büyük baş hayvan keserek onları karşılar. Dünürlerin önüne halat germe, yanaklarına un sürme, hatta eli-kolunu bağlayıp öküze bindirme, kadın örtülerini erkeklerin başına geçirme gibi güldürücü ve eğlenceli oyunlar oynanır.

Dünür olmanın en önemli özelliği, kuyruk yağı ile karaciğer yemedir. Kuyruk yağı ile karaciğer ayrı tabaklara konularak her iki tarafın dünürlerinin önüne getirilir. Kızın babası önce dünürlerine yedirir, sonra kendisi yer. Bu andan itibaren iki taraf gerçek anlamda akraba olmuş sayılırlar. Bu adetten sonra sözden dönmek yoktur. Ayrıca, bu bir araya gelmede düğünün tarihi, mehrin miktarı belirlenir. En sonunda dünürler birbirlerine karşılıklı elbise giydireceklerdir. Buna “kıt” denir.

Damadın akrabaları kendi evlerini ve halkını tanıtmak maksadıyla kız tarafını çağırıp ağırlayacaktır. Düğün sonunda damadın babası başlık parasını tamamen veya kısmen verecektir. Ölenlerin ruhu ve kalanların sağlığı için iki koyun verilir. Buna ölü dirisi denir. Böylece dünür olma düğünü her iki tarafta da en mükemmel şekilde yapılmaya çalışılır.

Gelin ziyareti (Urun baruv): Damadın resmi şekilde geline gitmesidir. Bu maksatla yapılan düğüne urun toy denir. Bu ziyaretin hedefi, iki gencin birbiriyle rahat konuşmalarını sağlamaktır.

Çiçeği burnunda damat, yanına değerli hediyelerle birlikte sanatçı, ozan, pehlivan olan arkadaşlarını alarak kayın yurduna gelir. Damat adayı, kızın babası için eyer takımı, annesi için altın yüzük ve altınlarla işlenmiş cüppe (şapan), yakın akrabaları için de kumaş parçaları, bilezik, küpe gibi hediyeler getirir.

Kız tarafı, damadın önüne gelerek ziyaret için getirdiği hediyelere baktıktan sonra kızı gösterip göstermeyeceğini söyler. Hediyeler beğenilse de beğenilmese de damat gelini görünceye kadar çeşitli eğlenceli oyunlarla denemelerden geçirilir. Sonra hayvanlar kesilerek, çeşitli yemekler yapılarak düğün başlar. Köyün gençleri bu olayın hürmetine “kına bende” adlı eğlence türü oyunu düzenlerler.

Gece yarısında kız tarafı ile damat tarafı ikiye bölünür. Damat, gelini kaçırmaya çalışır. Güç kullanarak kaçırmaya imkânı olmayan damat adayı, kızın arkadaşlarına eşya veya para vererek kızı almaya çalışır. Sonra kızı kilim üzerine oturtarak babasının evine getirir. Babasından at isterken kızın yengelerinden biri hemen damadın eline yağlı kap verir ve damat ocağa yağ damlatır. Burada yine çeşitli eğlenceli gelenekler uygulanır. Mesela; kızın ayakkabısı çalınarak damattan kızı kucağına alması ve ayakkabı buluncaya kadar kucağında tutması istenir. Böylece damadın gücü kuvveti denenir.

Urun toy sona erince kızın anne-babası damat adayına at adar ve onun arkadaşlarının her birine çeşitli hediyeler verir. Sonra kızın yengeleri ile köyün gençleri damat adayını köyden belli bir mesafeye kadar şarkı ve danslarla uğurlarlar.

Başlık parası: Başlık parası, aslında gelin için değil kızı vermede yapılan masrafları doldurmak amacıyla ödenen miktardır. Çünkü kızın anne-babası çeşitli merasim ve düğün seremonileri, çeyiz vs için çok masraf yaparlar. Başlık parası ile bu bir şekilde karşılanmış olur. Eski geleneğe göre, başlık parası, aşağıdaki gibi ve genel olarak sadece büyük baş hayvan sayısı ile ödenmekte idi.

  1. Değerli başlar: Günlük yaşamda en çok gerekli olan eşya ve hayvanlar; silah, zırh, at, devedir. Burada her başın değeri 5 tane büyük baş hayvan sayısına eşittir.
  2. Büyük baş hayvan: Başlık parasının en önemli kısmıdır. Ödemesi gelini alan tarafın imkanına bağlı olarak yapılır.
  3. Ulu: Bu para, damadın, gelin evini ilk ziyaretinde damat tarafından ödenir. Miktarı yaklaşık olarak 30-80 baş hayvan kadardır.
  4. Düğün parası: Düğün giderleri için ödenen hayvan sayısı. Bunun miktarı çeyiz miktarına eşit olur ve genelde 20-70 baş hayvan kadardır. Ayrıca, damat, yeni çadırı için keçe getirmelidir.
  5. Süt parası: Bunun miktarı 2 deveyi geçmez. Ayrıca damadın en pahalı paltosu ile eyeri de buna dahildir.

Tabi ki böyle ödemeleri genelde zengin aileler kaldırabilmektedir. Fakir Kazaklar için daha değişik başlık parası şekilleri mevcuttur. Ama çok fakir olunsa bile ödememek gibi bir şey yoktur, belli miktarda başlık parasını ödemek mecburidir.

Genel başlık parası ödemeleri ise şöyledir: Asil ve varlıklı aileler için 100-150 büyük baş hayvan, orta derece zengin kişiler için 75-100 hayvan başı, fakir kişiler için 20-40 hayvan başı, yoksullar için 10 hayvan başı.

Çeyiz: Başlık parası alınıp dünür olunurak söz kesildikten sonra kız tarafı çeyiz hazırlamaya başlar. Çeyiz; damat tarafından gelen başlık parasına yakın veya eşit miktarda geline verilen mal-mülktür. Çeyiz; yeni aile fertleri olan iki gencin günlük yaşamında en lüzumlu olacak eşya takımlarından oluşur ki bunlar: Otağ, yatak, mutfak aletleri, giysiler, çeşitli ev aletleri, silah, sağma hayvanları, çeşitli küçük hediyelerdir. Bunların her biri 5 veya 9 eşyadan ibaret olur. Mesela; silah olarak mızrak, yay, sopa, balta, kalkan; mutfak aletleri olarak kazak, tabak, kaşıklar, kaseler, saba, yatak köşesi olarak ağaç yatak, yastık, yorganlar, yatak örtüsü, çarşaf vs verilir.

Kazaklar, hiçbir zaman kızlarını çeyizsiz vermemişlerdir. Kız için çeyiz hazırlamak her anne-babanın ilk vazifesidir. Kız çocuk için çeyiz hazırlama, onun 7-8 yaşına gelmesinden itibaren başlar ve evleninceye kadar devam eder. Kızın çeyizini hazırlamaya ailesinin akrabaları ve hatta komşuları da katılır. Kızların çeyizleri için standart bir varlık mevcut değildir. Çeyiz miktarı kız ailesinin maddi durumuna bağlı olarak verilir. Mesela; ailesi zengin olan kızın çeyizinde sürülerle koyunlar, develer, atlar bile olabilir. 

Kız verme düğünü: İlk ziyaretten belli bir süre geçip kızın çeyizi hazır olduktan sonra kız tarafı, dünürlerine kızı götürmeleri için haber gönderirler. Gelenek boyunca damat süt parası, düğün parası, ölü dirisini alarak birkaç yakın arkadaşıyla birlikte kızı götürmek için kız evine gelir. Eniştesinin atını yedekleyerek eve kadar getirip direğe bağlayan gelinin kardeşine, damat tarafından at bağlanır. (Kaz- atbaylar) hediyesi ile giysiler verilir, parmağına yüzük takılır. Çadıra girmeden önce de çeşitli gelenekler yapılır. Beyaz çadıra ilk önce damat girer ve evin sol köşesine giderek sağ ayağıyla yere bir kere vurduktan sonra tekrar dışarı çıkar. Bu gelenek “Bu otağın sahibi biz olacağız” anlamına gelir. Damat için özel olarak yemek yapılır ve yeni kesilmiş koyunun omurga kemiği, beyaz beze sarılarak damada verilir. Damat, omurgayı alıp beyaz çadırın içinden onu dışarıya fırlatır. Bu, “Beyaz çadır yeni aileye bereket getirsin, ocak dumanı dik olsun, yiyecek ve içecek bol olsun” anlamına gelir. Kız verme düğünü 3-4 güne uzayıp at yarışı, güreş, kız kovalamaca, kız ve yiğit atışması (Kaz- Aytıs) gibi milli oyun ve eğlencelerle devam eder. Düğünün sonuna doğru gelin, abla ve kardeşlerini, yengelerini yanına alarak köydeki tüm büyük küçük herkesle vedalaşmak için evinden çıkar. Gidilen akrabalar da kıza ev için gerekli olan eşyalar hediye ederler. Gitmek için her şey hazır olduğunda damadın arkadaşları eve davet edilir ve kızın çeyizi gösterilerek görümcelik alınır. Kızın çeyizi eskiden deve üzerine yüklenirdi, kız için ise gümüş eyer takılmış at hazırlanırdı. Kız anne-babasıyla, akrabası ve yakınlarıyla vedalaşırken gelin türküsünü (Kaz -Sınsuv) söyler. Eskiden istemediği birisiyle evlenen veya ikinci ya da üçüncü eş olarak evden giden kızlar, böyle maniler söyleyerek ağlar ve diğerlerini ağlatırdı. Zamanla kendi ailesiyle vedalaşırken ağlamak, evden giden kız için bir gelenek hâline gelmiştir. Mâni bittikten sonra kız için teselli edici türküler (Kaz- Jubatuv) söylenip “Kaba davranma, çalışkan ve temiz ol, kayın validenle kayınbabana hürmet et, kocana saygılı ol” gibi öğüt ve nasihatler verilir. Ayrıca evden giden kız, kendisinden sonra gelen kız kardeşine (öz kardeşi olması şart değil) başörtüsünü teslim eder. Bu “Sıra sana geldi, kısmetin açık olsun, bahtını bul” anlamına gelir. Bu geleneğe şargı denilir. Kendisine şargı teslim edilen kıza yengeleri ve arkadaşları gelip iyi dilekler diler, kız ise onlara bir çay sofrası hazırlamalıdır.

Sonra kızın başındaki takkesi çıkartılıp kendisine “savkele” giydirilir. Köyün genç kızları hep birlikte giderek belli bir mesafeye kadar kızı uğurlarlar. Evden giden kız sonuna kadar başını çevirerek arkasına bakmamalıdır. Kızın annesi ile yengesi onunla birlikte gider ve düğünden sonra geri dönerler.

Gelin getirme düğünü: Köy kadınları, kız getirmekte olan grubu yolda karşılarlar ve bu aşamada birçok geleneği uygularlar. Mesela:

  1. Rehber ana: Gruba ilk yetişerek onları köye getiren kadındır ki müjdesini özel hediye olarak alacaktır.
  2. Ocağa yağ damlatma: Yüzü kapalı gelin, kayın babasının evine getirilir. Gelin eve sağ ayağıyla girer ve eğilerek üç defa selam verir. Kayınbaba selamı alarak ‘Çok yaşa’ diyecektir. Sonra gelin mutfağa getirilir ve orada ocaktaki ateşe yağ damlatır. Daha sonra kendisi için hazırlanan odaya çekilir.
  3. Yüz açma: Gelini tanıştırmak maksadıyla yüzünü göstermektir. Gelini tanıştırmada dombıra ile özel türkü betaşar söylenir. Betaşarı söyleyen kişi gelinin geldiği evin kayınbabası ve kayınvalidesinden başlayarak büyük-küçük aile fertlerini teker teker geline tanıtır. Gelin ise onların her birine eğilerek selam verir.
  4. Toy başlama: Betaşar söylendikten sonra düğün başlamış sayılır. Yemekler yenir, şarkı ve dilekler söylenir, gençler çeşitli milli oyunlar oynayarak eğlenirler. Ertesi gün düğün; kökpar, kız kovalamaca, at yarışı gibi milli oyunlarla devam edilir.
  5. Nikah kıyma: Evlenme düğününün en önemli anlarından biri; nikah kıyma törenidir. İçine yay oku konulmuş ve biraz şeker katılmış nikah suyu ve altın yüzükler; beyaz bez üzerinde imam önüne getirilir. Nikah duasını okuyan imam, gençlerin birbirleriyle evlenmeye razı olup olmadıklarını sorar ve damadın arkadaşı, nikah suyunu şahitlere sunar. Düğün şahidi, suyu damada getirerek aynı soruyu sorar, damat rızasını bildirdikten sonra kaptan biraz su yudumlar. Aynı şekilde kız da razı olup olmadığını bildirir. Rızaları alındıktan sonra imam, yüzükleri adaylara verir. Damat, yüzüğü alarak gelinin parmağına, kız ise oku alarak damadın belindeki kemere takar.
  6. Gelin çayı: Gelin getirme düğününün ertesi günü köyün yaşlı insanları gelinin elinden çay içmek için düğün evinde toplanırlar. Burada gelinin çay doldurma, onun hazırlama bilgisi sınanır. Çay sonunda en yaşlı ve saygın kişi söz alıp geline teşekkür ederse gelin ilk sınavından geçmiş sayılır.

Nagashybay  Yegizek

Kaynak: Kazak kültürü- Jannat Ergalieva, Nurhat Şakuzdaulı

Katev Uluslararası Eğitim ve Kültür Vakfı

Güncelleme Tarihi: 16 Eylül 2020, 16:31
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26