Japon Müslümanların buluşma yeri: Tokyo Camii

1932 yılında Osmanlı Mimarisi örnek alınarak inşa edilen Tokyo Camii bugün Japon Müslümanların en önemli buluşma noktalarından biri. Ertuğrul Fırkateyni ise Türk-Japon dostluğunu perçinlemişti.

Japon Müslümanların buluşma yeri: Tokyo Camii

Tokyo Camii 1938'de hizmete açıldı. Cami, Tokyo'daki klasik Osmanlı Türk mimarisine sahip ilk yapı. Tokyo'daki Müslümanlara hizmet vermek için inşa edilen caminin temeli 1932 yılında atıldı. Japon yönetiminin büyük ilgi gösterdiği törene Türkiye'nin Tokyo Büyükelçisinin katılmaması Kazan Türk cemaati tarafından üzüntüyle karşılanmıştı.

Şibuya semtindeki caminin yapımında, Kazanlı âlim ve mücadele adamı Abdürreşid İbrahim Efendi büyük rol oynadı. Rus esaretinden kaçarak Japonya'ya iltica eden Kazanlı Müslümanların dini ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere açılan caminin imamlığını, uzunca bir süre Abdürreşid İbrahim Efendi yaptı.

Tokyo Camii, uzun yıllar boyunca Tokyo'daki Müslümanların buluşma yeri oldu. Depremler nedeniyle Tokyo Camii’nde zamanla hasarlar meydana geldi ve 1986 yılında yıkım kararı alındı. Arazi, cami yapılması şartı ile Türkiye'ye hibe edildi.

"Özgün bir eser olmasına gayret ettik"

1997'de Diyanet İşleri Başkanlığı’nca bir çalışma başlatılarak Tokyo Cami Vakfı kuruldu. 1998'de temeli atılan caminin yapımındaki gerekli finansman, Japonya’daki Müslümanlar ile İslam dünyasından gelen bağışlardan sağlandı. Mimar Hilmi Şenalp'in projesini yürüttüğü Tokyo Camii'nin inşasında sorumluluğu Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı üstlendi. 2000 yılında ibadete açılan caminin açılış törenine, İslam ülkeleri büyükelçileri de katıldı.

Bünyesinde bir Türk kültür merkezinin de yer aldığı cami, Tokyolu Müslümanlar için önemli bir yere sahip. Sanatsal faaliyetlere ev sahipliği yapan kültür merkezi, bayramlar ve anma programlarında da Müslümanların ortak buluşma mekanları arasında yer alıyor. Japonya'ya gelen Müslüman turistlerin gözdesi olan Tokyo Camii, özellikle Cuma ve bayram namazlarında Tokyolu Müslümanlarla dolup taşıyor.

Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sorumluluğunda inşa edilen Tokyo Camii'nin mimarı Hilmi Şenalp, nasıl bir mimari üslub tercih edildiğini, kullanılan motif ve süslemelerin ne ifade ettiğini şu şekilde anlattı: “Türk İslam sanatlarının o kendi görünen sanatlar arkasındaki matematik kombinezonlar, geometrik arka plan, yani stilizasyonu ve üsluplaşmasını vermek sûretiyle ortaya koymaya çalıştık. Yani işte tezyinat sanatı, hat sanatı, sedefkârî, malakârî, aklınıza gelebilecek Türk sanatlarıyla ilgili her konuda özgün eser olmasına gayret ettik. Hiçbir zaman taklid değildir, eski tabiriyle tahkik olması için gayret ettik. Hatta şunu söyleyebilirim, normal projelerde plan kesit, görünüş, 8 – 10 paftalık bir projedir. Bizim bu Tokyo Camii’yle ilgili aşağı yukarı Asıfî ebatında yani büyük boy 1200 pafta çizimimiz oldu.”

Japonya’da birçok kültürü yansıtan ögeler olmasına rağmen Türk kültürünün bir numunesinin olmadığını ifade eden mimar Hilmi Şenalp, Tokyo Camii'ni Türk kültür, medeniyet ve tefekkürünü anlatan bir eser olarak inşa ettiklerini ifade etti. Şenalp, Tokyo Camii'nin hususiyetleriyle ilgili sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Caminin tezyinatında mesela bulut motifleri kullandık ki Çin ve Japon sanatında da kullanılan birşeydir. Bazı müşterek motifler vardır. Bunların da tabi arka planları var. Mesela kubbe kainatı sembolize eder. Onun içindeki insanla arasında bir ontolojik münasebeti vardır mekanın. Goethe’nin 'mimari donmuş musıkîdir', Tao-Te’nin 'mimariden maksad cidarın içindeki boşluktur' diye yani fena-bekâ, varlık-yokluk, ontolojik felsefî meselelere gönderme yapmak sûretiyle doğru tarifler yapmaya çalıştık."

2002 yılında Japon Mimarlar Odası, Japonya’nın kültürüne hizmet eden 40 elit eseri seçti. Bunlar bir jüri marifetiyle seçildi. Kendileri tarafından teşkil edilen bu jüri Tokyo Camii'ni bu listeye aldı.

Osmanlı-Japon dostluğu Ertuğrul Fırkateyni ile perçinlenmişti

Türk-Japon dostluğunun simgelerinden bir tanesi de Ertuğrul fırkateyni. Fırkateyn, 1890 yılının Eylül ayı ortalarında, Japonya'nın Wakayama eyaletinin Oşima Adası açıklarında şiddetli bir fırtınaya yakalanarak battı. Kazadan sağ kurtulanlar, akşam karanlığında kayalıklardan tırmanarak Oşima adasına çıktılar. Kazadan 69 denizci sağ kurtulmayı başardı. Gemi komutanı ve Sultan Abdülhamid'in Özel Elçisi Amiral Osman Bey dâhil olmak üzere toplam kayıpsa 587 idi. 260 denizcinin naaşı Kaşino köyü yakınlarında toprağa verildi.

Osmanlı-Japon ilişkilerinde özel bir yer tutan facianın hüzün verici hikayesi 1889 Temmuz'unda başladı. Ertuğrul Fırkateyni, Yokohama limanına ulaşıncaya kadar mola verdiği bütün limanlarda, Müslümanlar tarafından büyük coşkuyla karşılandı. Singapur limanında, halifenin gemisinde eda edilen Cuma namazına Açe ve Sumatra Adalarından gelen binlerce Müslüman katıldı. Müslümanlar tarafından günlerce ziyaret edilen geminin bando ve mızıka takımı ise, halka günler boyunca konserler verdi. 10 ay 3 haftalık uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Tokyo'ya ulaşan Osmanlı heyeti, Sultan 2. Abdulhamid'in hediyelerini ve mektubunu Japon imparatoruna sundular. Günlerce Tokyo'da misafir edilen heyet, Japon imparatorunun en gözde misafirleri olarak muamele görmüştü.

Fırkateynin batmasından sonra, sağ kurtarılan denizciler, Japon imparatorunun tahsis ettiği iki savaş gemisiyle İstanbul'a götürüldü, şehitler içinse bir anıt yaptırıldı. Oşima adasının Kaşino köyü civarındaki Ertuğrul Şehitliği, Türk-Japon dostluğunun bir simgesi oldu. Bu facia, Türk Japon dostluğunu, hiç bir felaketin yıpratamayacağı bir boyuta taşıdı.

Hamza Türkyıldız haber verdi

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2015, 11:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13