İznik işi çiniler o tarihi eserleri süslüyor (Video Haber)

Kuzey Afrika'nın incisi Tunus, sufilerin yaşadığı zaviyeleri, türbeler ve külliyeleri ile ziyaret edilecek birçok mekâna sahip..

İznik işi çiniler o tarihi eserleri süslüyor (Video Haber)

 

Tunus'taki Sidi el-Halfavî ve Sidi Ali Azzûz zaviyeleri, ülkenin önemli tarihî değerleri arasında yer alıyor. Uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Tunus'ta zaviyeler o dönemin özelliklerini halen korurken, turistlerden de büyük ilgi görüyor. Kuzey Afrika'nın sıcak ülkesi Tunus tarihi öneme sahip mimari eserlerini bugün de muhafaza ediyor. Ülkeye kimlik kazandıran tarihî eserlerin başında ise ibadethaneler geliyor. 17. yüzyılda yaşayan sûfilerden Sidi el-Halfavî’nin türbesinin bulunduğu zaviye de bunlardan biri. Binanın inşaa tarihi kesin olarak bilinmese de halen dimdik ayakta.

1640'da dünyadan göçen el-Halfavî’nin soyundan gelen ailenin ikamet ettiği yapı Bab’ül-Hadra'nın çıkmaz sokaklarından birinde bulunuyor. İçerisinde iki türbeyi barındıran Sidi el-Halfavî zaviyesi, bir avluyu çevreleyen hücrelerden oluşuyor. Kubbeli yapıya sahip olan zaviyenin bahçesinde bir de çeşme mevcut. Çeşitli yöntemlerle halk arasında bazı hastalıkları iyileştiren el-Halfavî, bunu kendi soyundan gelenlere de öğretmiş. Şifa dağıtma geleneği Sidi el-Halfavi zaviyesinde bugün de devam ediyor. Turistik ve tarihî değerinin yanı sıra ziyaretçilerin gözdesi olan Sidi el-Halfavî zaviyesine çeşitli hastalıkların tedavisi için gelenlerin sayısı az değil.

Tunus’un incelikle işlenmiş mimari yapılarının başında gelen ibadethanelerden biri de Muhammed el-Hafs Paşa tarafından yaptırılan Sidi Ali Azzûz zaviyesi. 17. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan ve Fas’dan göç ederek Tunus’a yerleşen Sidi Ali Azzûz'a ait türbenin bulunduğu zaviye onun adıyla anılıyor. Yaşadığı dönemde Sidi Ali Azzûz hac dönüşünde, talebeleri ile birlikte Tunus’un 60 km. güneyindeki Zağvan’a yerleşti ve 1710’da vefat ettikten sonra da Tunus’taki zaviyesine defnedildi.

Bir avlu çevresinde yer alan mescid, tevhidhane ve hücrelerden meydana gelen zaviye, klasik İslam mimarisinin seçkin bir örneği. Yüksek tutulan duvarlar nedeniyle, tevhidhane ve mescidi örten büyük kubbeleri sokaktan fark edilemeyen yapı, bugün malesef binalar arasında sıkışmış durumda. Mimari özelliklerini halen koruyan ve sapasağlam günümüze kadar ulaşan zaviye, şimdilerde parti merkezi olarak kullanılıyor. Tunus'un tarihi önemine katkı sağlayan zaviyeler şehre gelen turistlerin de uğramadan geçemediği mekanların başında geliyor.

Dayı Ahmed Hoca ve Muhammed Laz türbeleri

Tunus'un değerleri ayakta tutan Dayı Ahmed Hoca ve Dayı Muhammed Laz da, ülkenin en önemli isimlerinden. Önceleri divan katibi olan Ahmed Hoca, 1640 yılında idari bir paye olan "dayı" rütbesini kazandı. Malta şövalyelerinin yıktığı burcun yanına yeni bir burç inşa ettiren Dayı Ahmed Hoca, halk arasında mülayim kişiliği ve Osmanlı ordusuna sağladığı katkıları ile tanınıyor. 1647 yılında irtihal eden Dayı Ahmed Hoca'nın türbesi, 17. yüzyılın ilk yarısında yaptırıldı. Dâr’ul-Bey olarak bilinen bugünkü başbakanlık sarayının yapılar topluluğu içinde yer alan Dayı Ahmed Hoca türbesi, dar bir avlu içinde yükseliyor. Dayı Ahmed Hoca türbesi, günümüzde ise millî arşiv olarak kullanılıyor.

17. yüzyıl ortalarında yaptırılan dayı ünvanına sahip Muhammed Lâz türbesi ise Tunus'ta yer alan Osmanlı izlerinden bir diğeri. 1653 yılında ölen Dayı Muhammed Lâz'ın türbesindeki pencere üzerinde 16 satırdan oluşan sülüs hatlı Türkçe bir kitabe yer alıyor. Kitabede Dayı Muhammed Lâz anlatılıyor. Kasba Meydanı'na hâkim bir köşede yer alan türbe, kahverengi taşlarla örülen duvarları ile bir klasik Osmanlı mimarisi örneği. Günümüzde oldukça bakımlı olan Muhammed Lâz türbesi, önceleri fakir ailelerin barınağı olarak kullanılıyordu.

Cedid Külliyesi zamana direniyor

Osmanlı devletinin fethettiği şehirlere bıraktığı mimari eserlerin başında hanlar, camiler ve külliyeler geliyor. Tunus'da Hüseyin bin Ali Paşa tarafından 1727'de yaptırılan Cedid Külliyesi de bunlardan biri. Cami, medrese ve türbeden meydana gelen yapıya 2. Ali Paşa tarafından 1768'de bir de sebil eklendi. Cedid Külliyesi, Tunus Sancak Beyi Hüseyin Bin Ali Paşa tarafından inşa ettirildi. Cami, medrese, sebil, türbe ve geniş bir avludan meydana gelen külliye, yapımında İznik ve Haliç işi çinilerin de kullanıldığı adeta bir âbide. Uzun yıllar zamana direnen cami, pek çok kez onarımdan geçti. Bu onarımların en mühimi 1892'deki minare restore çalışması oldu.

Külliye varlığını, yüksek binaların sınırlandırdığı dar sokaklar arasında yükselen sekizgen gövdeli minaresi ile gösteriyor. Külliyeye doğu cephesindeki iki kapıdan giriliyor. Sokağa bakan doğu yönünde dar bir avlusu bulunan caminin, sebil ve türbesi de bulunmakta. İçinde bir de kütüphanesi bulunan medrese binası, günümüzde Tunus Din işleri bakanlığı tarafından kullanılıyor. Külliye bugÜn oldukça bakımlı bir durumda ve ziyarete de açıktır.

Tunus'un önemli külliyelerinden bir diğeri ise 1814'te Vezir Yusuf Sahib Tab’a tarafından inşa ettirilen Yusuf Sahib külliyesi. Aslen Boğdanlı olan Yusuf Sahib Tab’a, 1781 yılında Hammûde Paşa tarafından köle olarak satın alındı. Zekâsı ve kaabiliyeti ile kısa zamanda vezirliğe getirilen Hammûde Paşa'nın, zamanında Tunus’ta yoğunlaşan inşa faaliyetlerine büyük katkısı oldu. Geniş bir alanı kaplayan Yusuf Sahib Tab’a Külliyesi içinde camiyle birlikte, medrese, hamam, türbe ve kütüphane de bulunuyor. Külliyenin içindeki Büyük Cami ise, doğu cephesindeki revakları ve avlu seviyesinden itibaren yükselen minaresi dikkat çekiyor. Külliye, en son 1970'de önemli bir restorasyondan geçerek bugüne geldi.

 

 

Yusuf Sami Kamadan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2013, 12:52
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13