banner17

İki isimli, çok kültürlü bir şehir: Erbil (video)

Erbil iki isimle anılan şehirlerden biri. Şehrin diğer bir ismi Hawler. Çok kültürlü şehirde Erbil adını Türkmen ve Araplar, Hawler ismini ise genellikle Kürtler kullanıyor.

İki isimli, çok kültürlü bir şehir: Erbil (video)

Kuzey Irak bölgesel yönetiminin başkenti iki isimle anılıyor. Şehir Türkmen ve Arap halkları tarafından Erbil adıyla anılırken Kürt halkı Hawler adını kullanmayı tercih ediyor. Erbilli yazar Osman Müftü, kentin tarihinin çok eskilere uzandığını, bu yüzden şehre tarih boyunca birçok farklı ismin verildiğini söylerken, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Erbil isminin nereden geldiği konusunda birçok görüş var. Buranın tarihi çok eskiye dayandığı için tarih içinde de birçok farklı isim almış. Erbil, Erbailu, Arbella, Arbil, Howler, Hawler gibi. Aslında farklı isimlerin yanı sıra, topluma göre söyleniş de değişiyor. Peki bu isimler neden böyle? Bunu kelimelerin kökenini araştıranlar söyleyecektir. Ama şu an itibari ile Hawler veya Erbil dendiği zaman bir farkı yok, Kürt bölgesinin başkenti anlaşılıyor.”

Kentin adı ilk kez milattan önce 3 bininci yüzyılda geçiyor. Sümerler döneminde kente Urbilium adının verdildiği belirtiliyor. Bir diğer görüş ise kente Asurlular tarafından Arbaılo dendiği, bu ismin zamanla Erbil’e dönüştüğünü savunuyor. Erbil, Büyük İskender ile Kral Darius arasındaki savaşın da geçtiği yer olarak biliniyor. O dönemden kalan belgeler kentin, Arbella, Arbelas veya Arbilis gibi isimler ile de anıldığını gösteriyor. Osman Müftü, Erbil'le alakalı sözlerine şu ifadeleri ekledi: “Erbil için Moğolların ve Büyük İskender’in istilası kritik önemdedir. Özellikle Büyük İskender Erbil’de Kral Daryus ile dünyanın gördüğü en büyük savaşlardan birini gerçekleştirdi. Batı ile doğu arasındaki en büyük savaşlardan biridir. Sonuçlar ise ortada. İskender tüm dünyayı fethetmek, dünyaya hakim olmak istiyordu. Ayrıca Doğu ve Batı’nın kültürel olarak da homojenleşmesini istiyordu. Bu yüzden Erbil’de gerçekleşen savaş kritik önemdeydi.”

Kent, Osmanlı döneminde de Musul vilayetinin bir parçasıydı. Ayrıca Bağdat’tan kuzeye giden kervanların uğradığı önemli bir ticaret merkeziydi. 1919’da ise Erbil İngiliz mandasında ayrı bir vilayet haline geldi. 1974’ten bu yana ise kent, kendisi ile aynı adı taşıyan vilayetin başkenti olarak biliniyor. 1992’de Kürt yönetimi kurulunca Erbil de bölgenin başkenti haline geldi. Şimdilerde Erbil kültürel hayatının çeşitliliği ile öne çıkıyor. Her geçen gün büyüyen şehrin nüfusu ise bir buçuk milyona yaklaşıyor.

Erbil'deki tarihi yapılar

Erbil, binlerce yıllık tarihe sahip bir kent. Kentin bu tarihini Erbil Kalesi, Kayseri Çarşısı ve Çoli Minare gibi yapılar yaşatıyor. Şehrin merkezinde bulunan bu yapılar aynı zamanda gündelik hayatın da nabzının attığı yerlerin başında geliyor. Tarihi mirasın en iyi gözlemlenebileceği yer ise şehir meydanı. Erbil'in merkezi sayılan şehir meydanı, tarihi altı binyıl öncesine uzanan Erbil Kalesi eteklerinde uzanıyor.

Asurlular zamanında inşa edilen Erbil Kalesi, koni şeklindeki 32 metre bir yığma tepenin üzerinde yükseliyor. 12. yüzyılda Erbil Atabeyi Muzaffereddin Gökböri tarafından yenilenen kale, yıllar içerisinde çeşitli kuşatmalar ile tahrip oldu. Kalenin son haline ise 1849 yılında, Osmanlı yönetiminde yapılan iyileştirmelerle ulaşıldı. Kaleyi çeviren 15 metre yüksekliğindeki surlar, yıllarca bu yapıyı saldırılara karşı korudu. Ancak 19. yüzyıldan itibaren kale, savunmadan çok yerleşim amaçlı kullanılmaya başlandı.

Türkmenler kale içi nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyordu. Bu mahalledeki onlarca evde hayat 2007 yılına kadar sürdü. O yıl başlayan restorasyon ile kale yerleşime kapatıldı. 110 bin metrekareye yayılan yapıda restorasyon çalışmaları hâlâ devam ediyor. Çalışmaların 10 yıldan fazla sürmesi bekleniyor. 2014 yılında ise Erbil Kalesi UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine dahil edildi. Böylece kalenin tanınırlığı daha da arttı.

Şehir meydanının bir diğer köşesinde ise Erbil'in geleneksel Kayseri Çarşısı bulunuyor. 19. yüzyılın ortalarında Suriyeli ustalar tarafından inşa edilen Kayseri Çarşısı, İstanbul'daki Kapalı Çarşı'yı andırıyor.

Çarşı yüzyılı aşkın bir süredir Erbil'de ticaretin nabzının attığı yer olarak öne çıkıyor. Tarihi değerinin yanı sıra, bölgedeki geleneksel sanatlar da Kayseri Çarşısı esnafı tarafından yaşatılıyor. Çarşının daracık sokaklarının kiminde kuyumcular, kiminde aktarlar, kiminde ise marangozlar bulunuyor. 600'e yakın dükkanın bulunduğu Kayseri Çarşısı, yükselen alışveriş merkezlerine rağmen hâlâ Erbilliler'in ilk tercihi olmayı sürdürüyor.

Erbil'in tarihini en iyi yansıtan bir başka yapı: Çoli Minare

Erbil şehir meydanında sadece tarihi değil, yeni yapılar da bulunuyor. 2011 yılında inşa edilen saat kulesi de onlardan biri. 23 metre yüksekliğinde olan kulenin mimari özelliklerinin meydandaki diğer yapılarla uyumlu olmasına özen gösterildi. Kulenin inşası toplam 60 bin dolara mal oldu. Saati ise ilk olarak 2011 yılının Nevruz Bayramı'nda çalıştırıldı. Toplam dört tarafı olan saatin kadranının çapı 2,5 metre. Süslemelerinde doğuya özgü motifler kullanılan saat kulesi, yapı itibari ile Londra'daki Big Ben saat kulesini andırıyor. Kulenin altında bir de çarşı bulunuyor. Daha önce bit pazarı olan bu çarşı da Kayseri Pazarı'nın mimarisine uygun olacak şekilde restore edildi. Restorasyan ile beraber bu çarşı da halkın ve ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldi.

Erbil'in tarihini en iyi yansıtan bir başka yapı da Çoli Minare. 12. yüzyılda Sultan Muzafferiddin Gökböri tarafından inşa ettirilen minarenin birçok kısmı ve hatta minarenin bulunduğu ana cami yıllar içerisinde yıkıldı. Ancak doğuya eğilmiş 36 metre yüksekliğindeki Çoli Minare, yüzyıllara meydan okumayı başardı.

Sekiz köşeli bir kaide üzerinde yükselen Çoli Minare aslında çift şerefeli inşa edilmişti. Ancak bugün minareden geriye sadece bir şerefe kaldı. Minare geçtiğimiz yıllar içerisinde Kürt yönetimi tarafından daha fazla yıkıma uğramaması için güçlendirildi. Ayrıca etrafına geniş bir park yapıldı. Çeşitli ağaçları, havuzları ve parkları ile minare park şimdilerde Erbilliler'in en çok zaman geçirdiği sayfiye yerlerinden birisi.

Erbil Kalesi, Kayseri Çarşısı ve Çoli Minare birçok savaş görmüş olsalar da yıllara meydan okuyan yapılar arasında yer alıyor. Şimdilerde bu yapıların önümüzdeki nesillere sağlam bir şekilde ulaşması için çalışmalar sürüyor. Zira kentin tarihi hâlâ bu yapılarda yaşıyor.

Şehir çok kültürlü bir yapıya sahip

Erbil, tarih boyunca farklı din ve mezheplere mensup kişilerin barış içinde bir arada yaşadığı bir şehir oldu. Bölge yıllar içerisinde birçok savaş gördü. Ancak yine de bu çok kültürlü yapı değişmedi. Yazar Osman Müftü, bu çok kültürlü yapının şehrin en önemli özelliği olduğuna dikkat çekerken, şu ifadeleri kullandı: “İslamiyet bu topraklara neredeyse 1400 sene önce geldi. Ancak İslam'ın gelişinden sonra da Hristiyanlar, Yahudiler, Ezidiler ve Kakailer burada barış içinde yaşamayı sürdürdü. Ayrıca Kürt, Türkmen ve Araplar da Erbil’de hep varoldu. Hâlâ da varlar. Hiçbir azınlık, dini olsun, etnik olsun, burada tehdide uğramadı. Bilakis bu azınlıklar arasında ticari ve sosyal ilişkiler oldukça iyi seyretti. Hatta öyle ki, din adamları karşılıklı olarak birbirilerinin seromonilerine de katıldı. Hâlâ da kent bu dokusunu koruyor.”

Erbil'in nüfusu ağırlıklı olarak Müslümanlardan oluşuyor. Şehir içerisinde müslümanların ibadetlerini gerçekleştirebileceği onlarca cami bulunuyor. Erbil’in hızla büyümesine paralel olarak, kentteki camilerin sayısı da artıyor. Özellikle son yirmi yılda inşa edilen Celil Hıyat Camii ve Hacı Cevdet Esad Camii gibi camiler mimari özellikleriyle de öne çıkıyor.

Erbil’deki ikinci büyük dini grubu ise Hristiyanlar teşkil ediyor. Katolik olan Keldaniler, Erbil’deki en büyük Hristiyan azınlığı oluşturuyor. Keldaniler'in yanı sıra Süryaniler, Asuriler ve Ermeniler de kentin Hristiyan mahallesi Aınkawa’da yaşıyor. Bundan birkaç yıl öncesine kadar şehir dışında ufak bir kasaba konumunda olan Aınkawa bugün Erbil’in en büyük semtlerinden biri. Mahallenin nüfusu ise artık yüzbinlerle ölçülüyor. Irak genelinde Hristiyanlar'ın güven içinde yaşayabildiği nadir yerlerden biri olan Aınkawa, ülkenin geri kalanından da hızla göç alıyor. DAİŞ saldırılarından kaçan Musul hıristiyanları da artık Aınkawa’da yaşıyorlar. 10’a yakın kilisenin olduğu mahallenin merkezinde St. Joseph Kilisesi yer alıyor. Bu kilise mimarisi ve ziggurat şeklindeki işlemeleri ile dikkat çekiyor.

Erbil, tarih boyunca Yahudi toplumuna da ev sahipliği yapmış bir şehir. Ancak şimdilerde şehirdeki Yahudi cemaatinin sayısı yok denecek kadar az. Osman Müftü, şehirde bir dönem yaşayan Yahudilerle ilgili şu ifadeleri kullandı: “1948 senesinde, dünyanın her yerinden olduğu gibi buradan da birçok Yahudi Filistin’e gitti. Şimdi oraya İsrail diyorlar. Tabii Yahudiler'in bu göçü biraz da kendi tasarruflarıydı. Buradan, baskı gördükleri için kaçmadılar. Kendi istekleri ile gittiler. Onlar gitmiş olsa da, yaşadıkları Yahudi mahallesi hâlâ burada duruyor. Erbil Kalesi yakınlarındaki bu mahalleyi şimdi de görebilirsiniz. Erbil hep bir hoşgörü kenti olmuştur. Burada hiçbir zaman bir Müslüman'ın ya da Hristiyan'ın dininden ötürü öldürüldüğünü duymadık. Herkesin dininin gereklerini uygulamasına imkan verildi. Eğitim sistemi de buna göre düzenlendi. Benim dönemimde bile böyleydi.”

Erbilliler'i birleştiren günler

Tarih boyunca bazı özel günler, Erbilliler'i bir araya getirdi. Şehirde yaşayanların ortak bir atmosferde kutladığı bu günlerin başında ise Nevruz geliyor. Nevruz bayramı özellikle Kürtler için büyük anlam taşıyor. Baharın ve yeni yılın gelişini simgeleyen bu bayram her yıl Mart ayında büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Erbil’deki çeşitli parklarda etkinlikler düzenleniyor, halk doğayla buluşarak Nevruz Bayramı'nı geçiriyor. Bayram sonrasındaki günlerde kent etrafındaki dağlarda pikniğe çıkılıyor. Ancak bu bayramı sadece Kürtler değil, Erbil’deki diğer tüm etnik azınlıklar benzer bir coşkuyla kutluyor. Türkmenler ve Araplar da nevruzu ortak bir bayram olarak görüyor.

Şehrin Müslüman cemaatlerini bir araya getiren diğer önemli günler ise Ramazan ve Kurban bayramları. Erbilli, Kürt, Türkmen ve Araplar bu özel günlerde bir yandan ibadetlerini yerine getirirken bir yandan da bir araya gelme şansı buluyor. Özellikle bayram sabahları halk, Celil Hıyat Camii’nde toplanıyor ve bayram namazını kılıyor. Bu tarz günlerde farklı toplumlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışma mesajları da öne çıkıyor.

Erbil’de yaşayan Hristiyan toplumları için ise noel ve paskalya bayramları büyük önem taşıyor. Bu bayramlar kentin Aınkawamahallesinde bütün coşkusu ile yaşanıyor. Mahallenin sokakları bugünlere özel şekilde ışıklandırılıyor. Kürt Yönetimi’nden yetkililer de bu özel günlerde Hristiyan toplumunun kutlamalarına katılmaya özen gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl DAİŞ saldırılarının başlaması ile beraber Erbil’deki Ezidi toplumunun sayısında da önemli artış oldu. Bu yüzden şimdilerde Ezidi toplumunun özel dini günleri ve bayramları da Erbil’de kutlanıyor.

Kürt yönetimi ise Müslüman, Hristiyan veya Ezidi toplumlarının özel günlerinde, dinlerinin gereklerini yerine getirebilmesine önem veriyor. Bu günler kürt yönetimi tarafından çoğunlukla tatil ilan ediliyor. Böylece isteyen kişilerin ibadetlerini veya kutlamasını yapmasına imkan tanınıyor.



Simla Yerlikaya haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2015, 14:30
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20