Herkesin Hayalindeki Evi Henry Kendi Eliyle Yaptı (video)

Lübnan’da Henry Lucieh isimli bir sanatçı ilginç ve bir o kadar güzel bir işe imza attı. Henry Lucieh, hayatı boyunca hayalini kurduğu beş yılda inşa ettirdi. Evde bir çok mimari tarzdan esintiler gözleniyor. Bunun yanısıra yapının hemen her parçası eski bir binadan.

Herkesin Hayalindeki Evi Henry Kendi Eliyle Yaptı (video)

Herkesin hayalidir; yeşillikler içerisinde deniz manzaralı bir eve sahip olmak. Ancak bu hayali gerçeğe dönüştürebilen kişi sayısı oldukça azdır. Henry Lucieh, bu az rastlanan kişilerden biri.

Lucieh, hayalindeki evi inşa etmek için Beyrut'taki eski evlerden topladığı parçaları biraraya getirmiş. Camlar, panjurlar, mobilyalar ve diğer unsurlar kullanılmış ve eski... Değersiz olarak çöpe atılmak için ayrılan parçalar Lucieh’in hayalinde vücud buldu ve işte bu görkemli eve dönüştü. Beş yıl önce başladığı bu serüveninde yavaş yavaş yol alan Henry, hayalindeki evin her köşesini kendi inşa etmiş. Evin inşası için anlaştığı mühendisi beğenmeyince hemen işten çıkarmış ve evinin ustalığını üstlenmiş.

Henry Lucieh evin yapım aşamasında karşılaştıklarını şu ifadelerle anlattı: “İlk başlarda aslında bir ev yapma fikrim yoktu. Beyrut'ta bir ev sahibi olmak istiyordum. Ama bunun imkânsız olduğunu kısa sürede anladım. Zira ben zengin birisi değilim ve Beyrut'ta ev satın almam da imkânsızdı, çünkü çok pahalıydı. Sonra Beyrut'taki yıkılmak üzere olan evleri gezerken aklıma bu ilginç fikir geldi. Evimi işte bu yıkılan evlerden toplayacağım parçalarla inşa edecektim. Beş yıl önce başladığım bu hikâyede kırk beş binadan topladığım parçalarla evimi yaptım.”

İstanbul da Beyrut'a benziyor

Henry'nin evinde geleneksel mimari dikkat çekiyor. Fransız, İtalyan ve Osmanlı mimarisinden detayların yer aldığı evde Hristiyanlıktan izler de var, Kur'an-ı Kerim'den ayetler de. Henry Lucieh eski Beyrut hakkında da şu şekilde konuştu: “Eskiden Beyrut'un her tarafı refah içindeydi ve evleri de çok güzeldi. Evlerin hepsinden denizi izleyebilirdiniz. Ben Beyrut'u seviyorum çünkü onu büyükanneme benzetiyorum. Büyükanne Beyrut kendini gençleştirdi. Artık toplum yeni ve modern tarzı tercih ediyor. Dolayısıyla eski geleneksel yapılar artık yok. Yeni bir tarz var. Ancak deniz her zaman Beyrut'un ayaklarının altındaki yerinde... Ne kadar değişirse değişsin ayakları hep denizin içerisinde kalacak.”

Beyrut’u sokak sokak dolaşıp evlerden parçaları satın alan Henry’nin evinde Osmanlı mimarisi ayrı bir yer tutuyor. Uzun süre Osmanlı hâkimiyetinde kalan Lübnan'daki Osmanlı izlerinin kendisini çok etkilediğini ifade eden Lucieh şu şekilde konuştu: “Türkiye'yi, tarihini, gücünü ve Osmanlı dönemini çok seviyorum. Ama Türkiye'ye hiç gitmedim. Çünkü gidersem o güzellikleri kıskanmaktan korkuyorum. Zira Türkiye'de geleneksel mimarinin daha fazla korunduğunu biliyorum. Ayrıca Beyrut gibi İstanbul'un da ayakları denizde. Özellikle İstanbul'u bu açıdan Beyrut'a benzetiyorum ama oradaki tarih ve geleneksellik hâlâ korunuyor.”

Lübnan'da hayalini kendi gücüyle hayata geçiren Henry Lucieh'in evi artık yaşamaya müsait. Her ne kadar ‘daha yapacak çok işim’ var dese de haftasonları ailesiyle buraya geliyor ve doğanın tadını çıkarıyor.

 

Musab Eryiğit

Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2016, 14:35
YORUM EKLE
YORUMLAR
gkorkmazer
gkorkmazer - 3 yıl Önce

hazıra konmayıp kendi hayalleri peşinde koşanlara selam olsun.

banner19

banner13