Halil Cibran şarkısını hep söyledi (video)

Lübnan'ın mümtaz şahsiyetlerinden şair, filozof, ressam Halil Cibran'ın tabloları, notları ve kişisel eşyaları, Beşerri Köyü'nde oluşturulan bir müzede sergileniyor. Hasan Esen yazdı.

Halil Cibran şarkısını hep söyledi (video)

 

 

Lübnan denince akla ilk gelen isimlerden biri şair, filozof, ressam Halil Cibran. 1931 yılında hayata veda eden Cibran, vasiyeti üzerine Lübnan'ın Beşerri Köyü'ne defnedildi. Burada oluşturulan müzede Cibran'ın tabloları, notları ve kişisel eşyaları sergileniyor.

Genç yaşta gurbette hayata veda eden Halil Cibran, doğduğu topraklarda müzeye çevrilen eski bir manastırda eserleri ile yan yana uyuyor.  Kitaplar onu Lübnanlı ünlü şair, filozof ve ressam olarak tanımlıyor. O ise kendini, sadece gerçeğin arayıcısı olarak görüyordu.

Deli bir fırtına

Cibran, 1883 yılında Lübnan'ın Beşerri Köyü'nde dünyaya geldi. 12 yaşındayken ABD'ye gitti. Sonrasında ise üniversite eğitimi için ülkesine döndü. İlk kitabı “Deli” yayınlandığında 35 yaşındaydı. Kitabında kendini "Ne Batı'ya ne de Doğu'ya koşan deli bir fırtına" olarak tanımlıyor ve neden bu gezegende olduğunu sorguluyordu.

Bazı cevaplara ulaşmıştı

Bu sorgulama, 5 sene sonra “Ermiş” kitabıyla sayfalara döküldü. Dünyaca tanınmasını sağlayan “Ermiş” kitabında Cibran, artık bazı cevapları bulmuştu ve Mustafa adlı kâhinin dilinden anlatıyordu her şeyi. Aşk, neşe-keder, suç-ceza, özgürlük ve ölüm için söyleyecekleri vardı.

Ermiş'i, “İnsanoğlu İsa” ve “Yeryüzü Tanrıları” isimli kitapları izledi. Yayınladığı kitaplar egemenler tarafından tehlikeli ve devrimci bulunundu.

Şarkı söyleyeceğim, öykümü anlatacağım

İkiyüzlü toplumsal değerleri sorgulayan “Asi Ruhlar Kitabı”, Beyrut'ta bir pazar yerinde yakıldı. Cibran, “Kâfir Halil” öyküsüyle de kiliseyi yerden yere vurdu. Afaroz edilse de, “Şarkı söyleyeceğim, öykümü anlatacağım. Ama insanlar kulaklarını kapatıp duymayacaklar. Çünkü kendi ruhlarının isyan etmesinden ve toplumlarının sallanıp başlarına yıkılmasından korkuyorlar!” diyerek meydan okudu.

Yoksul ve yalnız kalmıştı

Ülkesini de terk etmişti artık. Vatandaşı Amin Maaoluf'a göre o bir “edebiyat sürgünü”ydü bu terk ediş.

Bir süre Fransa'da yaşayan Cibran, renkler ve fırçaları arkadaş edindi. Satırlara dökemediklerini tuvale yansıttı.

Fransa'dan sonra ABD'ye gitti. Ancak ne kitapları ne de resimlerinden yeteri kadar gelir elde edebildi.

Çok istemesine rağmen parasızlık nedeniyle yeniden Beyrut'a dönemedi. Yoksul ve yalnızdı.

Ölüm onun için ayrılık değildi

Ermiş'te söylediği gibi "üzülse de gidecekti" ve 1931 yılında 48 yaşında, bir hastane odasında dünyaya gözlerini yumdu. Aslında ölüm onun için ayrılık değildi; zaten dizeleri, “ölmek, rüzgârda üryan durmak ve eriyip güneşe karışmaktır. Ölüm kavuşmaktır…” diyordu.

Öyle de oldu.

Vasiyeti üzerine doğduğu yer olan Beşerri Köyü'ne defnedildi.

Onun son durağı olan bu yerde, orijinal tablo, çizimler, notlar ve kişisel eşyalarından oluşan 440 parça bulunuyor.

Senin gibi hayattayım

Bunlar arasında son günlerinin şahidi eşyalar ve yatağı da var.

Şimdi Cibran, mezarının yanında ışık oyunlarıyla ziyaretçilerine, “Senin gibi hayattayım ve yanı başında duruyorum. Gözlerini kapat beni göreceksin!” dizeleri ile sesleniyor.

 

 

Hasan Esen yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Aralık 2013, 16:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13