Güney Afrika Müslümanlarına ait bir müze ev

Güney Afrika'nın başkenti Cape Town’da Müslüman bir aileye 3 kuşak boyunca kucak açan ve müzeye dönüştürülen evde, buraya köle olarak getirilen Müslümanların yaşamına ışık tutuyor. Evde Osmanlı Devleti tarafından görevlendirilen Ebu Bekir Efendi’nin getirdiği fes de bulunuyor.

Güney Afrika Müslümanlarına ait bir müze ev

Sayısız fotoğraf, ilk günkü gibi duran kıyafetler, antika değerinde eşyalar, Güney Afrika topraklarında yaşam süren Müslümanların geçmişine ışık tutan parçalar. Burası 18. yüzyıldan kalan bir bina. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir ev görünümünde olsa da, adımınızı attığınız anda bambaşka bir dünya açılıyor. Davidson ailesine ait bu ev, artık müze.

Hindistan'dan gelen iki Sih misyoneri tarafından yapılan evi 19. yüzyılda satın alan aile Apartheid döneminde evden çıkarıldı. Aile müzesinin bulunduğu ev, Cape Town'a 40 kilometre mesafedeki Simons Town'da.

Müslüman aile müzesinde yemek ve oturma odaları sosyal, kültürel ve dini yaşamı yansıtıyor. Bunlardan biri de gelin odası. Burada 18., 19. ve 20. yüzyıla ait gelinlikler var. Duvarlarını boydan boya fotoğrafların kapladığı odadaysa görsel bir tarih saklı. İslam âlimleri ve topluma dini açıdan önderlik eden, eğitim ve hukuk çalışmalarında bulunanların resimleri de burada bulunuyor.

Aile müzesinin bir bölümüyse hac odası. Odada hacca gidenlerin fotoğrafları ve hacdan getirilen hediyeler sergileniyor. Aile müzesinde ilgi gören bir parça da fes. Fes’in 1862 yılında Güney Afrika’ya Osmanlı devleti tarafından görevlendirilip gönderilen Ebu Bekir Efendi tarafından getirildiği düşünülüyor. Yine onun tarafından yapıldığı belirtilen Osmanlı arması, Arapça'nın yanı sıra, Malay ve Afrikaans dillerindeki el yazması eserler de vitrinlerde göze çarpıyor.

İslam kölelere bir haysiyet kazandırdı ve kölelikten kurtardı

Müzenin sahibi Zeynep Davidson, müze ev ile ilgili olarak şunları söyledi: "El yazmaları Cape’de birçok kişi tarafından biliyor, bize ait değiller. Cape’deki çeşitli Müslüman ailelere ait. Belli şartlar altında ödünç alınabilirler. Zorunlu göç sırasında eğitim seviyesi düştü ve okumayı bilmeyen Müslümanlar ortaya çıktı. El yazmalarının çoğu Malay ya da Endonezya dilinde yazılmıştı. Kitapları anlayamadılar, hatta bazıları yakıldı ya da denize atıldı. El yazmalarının değerini bilemediler. Şimdi Cape Town Müslümanları bu değerin farkında, el yazmaları daha iyi korunuyor.”

Müze tarihçisi Joelene Wambery ise ülkeye Müslüman kölelerin ilk kez 1743'de getirildiğini ve bu kölelerin çoğunlukla Malay adalarından getirildiğini kaydetti. Müslümanların en büyük rolünün Güney Afrika’ya İslam’ı getirmeleri olduğunu kaydeden Wambery, şöyle devam etti: “Aynı zamanda meslekî becerilerini de taşıdılar. Kadınlar terzi, erkekler de taş ustası ve zanaatkârdı. Güney Afrika’daki ilk vitrini yapan bir Müslümandı. Ancak oradaki en önemli rol İslam’ındı. Bu insanları kurtardı çünkü onlara başka türlü sahip olamayacakları bir haysiyet kazandırdı. İslam olmasaydı onları psikolojik olarak destekleyecek bir şeyleri olmayan köleler olurlardı."

3 kuşağın anılarını muhafaza eden, 1996'dan bu yana müze olarak kullanılan ev; Güney Afrika'nın tarihine dair derin izleri geleceğe taşımaya devam ediyor.

 

 

İbrahim Tığlı haber verdi

Yayın Tarihi: 12 Haziran 2014 Perşembe 13:35 Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2014, 13:40
YORUM EKLE

banner19

banner36