banner17

Filistin sokakları onun hatırasını yaşatıyor

Filistin yönetiminin meşru temsilcisi olarak tanınan El Fetih'in ve FKÖ’nün kurucularından, askeri kanat sorumlusu Ebu Cihad bundan 26 yıl önce Tunus'ta İsrail tarafından düzenlenen bir saldırıda şehit edildi. Ebu Cihad, Yaser Arafat'la birlikte hayatını Filistin mücadelesine adayan bir isimdi.

Filistin sokakları onun hatırasını yaşatıyor

El Fetih ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) kurucularından Ebu Cihad (Cihad’ın babası) lakaplı Halil El Vezir, 16 Nisan 1988 yılında Tunus'taki evinde İsrailli askerlerin düzenlediği suikastta şehit edildi. Filistin direnişinin en önde gelen isimlerinden olan Ebu Cihad, Yaser Arafat'ın sağ kolu ve örgütün askeri kanat sorumlusuydu. Ebu Cihad 1987 yılında başlayan 1. İntifada hareketini yöneten isimdi.

Ebu Cihad, intifadadan önce de aralarında 1978’de bir otobüse düzenlenen ve 38 İsraillinin ölümüne neden olan saldırı dâhil birçok eylemden sorumlu tutuluyordu. Ebu Cihad'a yönelik operasyonla ilgili olarak İsrail askeri sansür heyeti, Ebu Cihad’ı öldüren İsrailli komando birliğinin komutanı Nahum Lev’ın Yedioth Ahronoth gazetesiyle yaptığı ve bugüne kadar yayımlanamayan röportajının, yıllar sonra yayınlanmasına izin vererek bu konudaki gizliliği kaldırmış oldu.

Ebu Cihad çok başarılı bir stratejistti

Aslında İsrail'in Ebu Cihad'ı hedef tahtasına oturtması bir tesadüf değildi. Ebu Cihad Lübnan'da yaşanan iç savaşta İsrail'e karşı kazanılan büyük başarıların altında ismi olan bir askerdi. 1982'nin Haziranında Beyrut, İsrail kuşatması altındaydı. Kuşatmayı komuta eden Ariel Şaron’un şehre saldırıp saldırmayacağı tam olarak kestirilemiyordu. İsrail’in askeri hareketliliğini kontrol eden kişi ise Ebu Cihad’dı. Hareketlilik arttığında Arafat’ı olacaklara dair bilgilendirdi. Arafat’ın emriyle de savunma konumuna geçildi. Filistinli militanlar bir kaç saat içinde hazırdı. Savunma planını Ebu Cihad hazırlamıştı.

İsrail askerleri şehre girmeye başladığında hiç ummadıkları bir direnişle karşılaştı. Saatler içinde şehri alacağına inanan Şaron, karanlık çöktüğünde planladığı havai fişekli kutlama yerine, ölen 100’den fazla askerinin cesedini toplama emri veriyordu. Ebu Cihad ise bir sonraki raunt için hazırlıklara başlamıştı.

El Fetih’in Sabra sorumlusu Kazım El Hasan o günleri şöyle anlattı: “Ebu Cihad, fırtına kuvvetleri lideriydi. Askeri bir kişilikti. Bir gün Sabra kampındaki Gazze hastanesi civarında buluştuk. İzlendiğini biliyordu. Kılık değiştirmişti, bir şapka takıyordu. Bazı planlardan bahsedip ortadan kayboldu. Hızlı ve sessizce gelir giderdi. Bir sığınakta oturmak yerine sokaklarda savaşırdı. Bu, Ebu Cihad'ı diğerlerimden ayıran özellikti. Aynen Arafat ve Ebu Riyad gibi. Her zaman savaşırlardı.

O ve onun gibilerin savaşıyla, Şaron şehri hiçbir zaman alamadı. Filistinliler 3 ay direndi. 3 aylık kuşatma süresince 19 bin kişi öldü, 30 bin kişi yaralandı. Baskı altında kalan FKÖ liderleri, savaşı sokakta değil, masada kaybetti. Kuşatmanın kaldırılması için Lübnan’dan ayrılmaya razı oldular. Bu kişiler arasında Ebu Cihad da vardı. Önce Amman’a gitti, ardından da şehit edileceği Tunus’a gönderildi.”

Filistinliler Ebu Cihad'ı unutmadı

Ebu Cihad hakkında “Bu adam bir devrimciydi. Her zaman çalışıyordu, işi kusursuzdu” diyen Kazım El Hasan, MOSSAD tarafından arandığını çünkü onun intifadanın mühendisi olduğunu söyledi. El Hasan, “Filistin'den geldiğimiz zaman bizi Suriye’de hapse atmışlardı. O, isim listesine ulaşmış, herkesin serbest kalmasına çalışmıştı. O listeyi, serbest kaldıktan sonra onun evinde gördüm. Yani Filistin davası için en ufak bir şey yapanı, o asla unutmamıştı” ifadelerini kullandı.

O nasıl Filistin davasına hizmet edenleri unutmadıysa, Filistinliler de onu unutmadı. Sabra ve Şatilla’nın daracık sokaklarının renksiz beton duvarları onun fotoğraflarıyla süslü hâlâ.

İsrail ismi suikastlerle anılıyor

Bu arada İsrail yıllar içinde sürekli düzenlediği suikastlarla direnişin önde gelen isimlerini hedef aldı. Kimi zaman füze saldırıları kimi zamansa özel operasyonlarla gerçekleştirilen bu suikastlarda Filistin direnişinin birçok önemli ismi hayatını kaybetti.

Tel Aviv, devamlı bir şekilde suikastları bir yıpratma ve savaş taktiği olarak kullandı. 1988'de Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kurucularından Ebu Cihad, 1995'te Filistin İslâmi Cihad Hareketi'nin lideri Dr. Fethi Şikaki, 1996'da İzzettin Kassam Birlikleri komutanlarından Yahya Abdullatif Ayyaş, 2001'de Hamas'ın önde gelenlerinden Abdurrahman Hammad bu isimlerden sadece bazıları.

Hamas'ın kurucusu olarak kabul edilen Şeyh Ahmed Yasin, 2003 yılının Eylül ayında İsrail Hava Kuvvetleri'nce düzenlenen bir suikastla yaşamını yitirmişti. 1987 yılındaki 'İntifada' hareketi sırasında Abdülaziz Rantisi ile birlikte Müslüman Kardeşler'in Filistin kanadını kuran Yasin, aynı zamanda Hamas'ın ruhani lideri olarak biliniyordu. İsrail F-16'ları Yasin'in de içinde bulunduğu Gazze'deki bir binayı füzelerle vurdu. Ancak Yasin saldırıdan sağ kurtuldu. Sadece 6 ay sonra, İsrail Ahmed Yasin'i hedef alan yeni bir saldırı düzenledi. Bir İsrail helikopteri sabah namazından çıkan Yasin ve iki korumasının üzerine füze fırlattı. Ahmed Yasin, korumaları ve çevreden geçen 9 kişiyle birlikte olay yerinde hayatını kaybetti.

Yasin'in ölümünden sonra Hamas'ın liderliğine Abdülaziz Rantissi getirildi. Ancak Rantisi bu görevde sadece bir ay kalabildi. Ahmed Yasin'e düzenlenen suikasttan hemen sonra, Rantissi'yi taşıyan araç Gazze'de bir İsrail helikopteri tarafından füzeyle vuruldu.

İsrail'in en çok tartışılan suikastlarından biri de Ocak 2010'da yine Hamas'ın önde gelen isimlerinden Mahmud el Mabuh'a düzenlenen saldırı oldu. El Mabuh Dubai'de kaldığı otel odasında MOSSAD tarafından öldürüldü. Daha sonra ortaya çıkan kamera görüntüleri ve Mossad ajanlarının kullandığı sahte kimliklerin deşifre olması saldırının planlayıcılarını ortaya çıkardı. Mahmud el Mabuh’un suikastıyla ilgili olduğu iddia edilen 11 kişi halen Dubai'deki mahkemenin çıkardığı yakalama kararı çerçevesinde aranıyor.

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2014, 12:13
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20