banner17

Dünyanın dört bir yanından başlıklar (video)

Yüzyıllardan bu yana çeşitli alanlarda başlıklar kullanılıyor. Dini, askeri ve sivil hayatta kullanılan başlıkları araştırdık.

Dünyanın dört bir yanından başlıklar (video)

Altın ve incili başlıklar, gelin başları, eğribaşlar, oyalarla süslü rengarenk yaşmaklar ve gümüş bezeli başlıkların hepsi, halk başlıklarının birer formu. Eski gazeteci ve araştırmacı Sabiha Tansuğ’un Anadolu Kadın Başlıkları koleksiyonuna ev sahipliği yapan Sabiha Tansuğ Kültür Evi de yüzlerce yıllık Türk başlık geleneğini gözler önüne seriyor.

Hotoz, yazma, yaşmak ve en genel adıyla halk başlıkları çocuk erkek ve kadın olmak üzere üçe ayrılıyordu. Hepsi de birbirinden beslenerek Anadolu kültürünün bırer sembolü oldu. Evrensel bir kültür sembolü haline gelen başlıkların mazisiyse oldukça eskiye dayanıyor. Şehir ve köylerde maddi koşulların göstermiş olduğu farklılık nedeniyle kadın başlıklarında kullanılan aksesuar ve mücevherler de farklılık gösterdi. Erkek başlıklarına Sümer Taş yazıtlarında dahi rastlanırken, halen Anadolu topraklarında aynı nakış ve desenlerle bu geleneğin sürdürüldüğü görülüyor. Başlıklar arasında bugün en az rastlanılan çocuk başlıkları, Anadolu'da bebeklikten itibaren giydırılirdi.

Çocuklara yapılan 5 yaş törenlerinde başlıklar ayrılır; kız çocuklar annesi ile, erkek çocuklarsa babalarıyla aynı giyime bürünürdü. Bugün sünnet törenlerinde erkek çocukların taktığı başlıklar da bu geleneğin bir temsili. Yüzlerce yıl kadın erkek ve çocukların başını süsleyen Anadolu başlıkları hem bir bütünlük hem de geniş bir çeşitlilik içerisinde varlığını koruyor.

Askeri başlıklar

Türkler'in tarih sahnesine çıktıkları ilk dönemden bu yana Türk askerleri kendilerine has bir başlık kullandı. Yüzyıllar içerisinde bu başlıklar çeşitlilik kazandı. 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divanı Lugat-ı Türk’te başlık anlamında börk ifadesine rastlanılırken, çeşitleri arasında kızıltuğ gibi başlık türleri de görüldü.

Anadolu’da yer alan çeşitli Türk beyliklerinin de kendilerine özgü başlıkları vardı. Osmanlı’da kullanılan askeri başlıklar ise kullanan kişinin statüsüne göre değişti. Osmanlı ordusunda ilk zamanlardan itibaren görülen ağa yamağı ve kuloğlu başçavuşu, sarık tarzında bir başlık taktı.

Yeniçeri ağası kavuk şeklinde kırmızı şeritli başlık tercih ederken, başçavuş ile tekkeli de püsküllü bir nevi kavuk kullandı. Osmanlı ordusunun temel unsuru olan yeniçeriler de börk adı verilen beyaz keçeden bir başlık giydi. Padişahın özel korumasında vazife gören yine yeniçeri sınıfına bağlı solakların üzerindeyse kuş tüyü olan kavuklar vardı. Osmanlı ordusunda görev alan ve kendilerine levent denilen denizciler de kendilerine özgü yerine göre burmalı sarık veya fesleriyle bilindi.

Din adamları ve mutasavvıfların başlıkları

Takke sarık, posttan ya da keçeden yapılırdı. Başlık türlerinin kulllanımı Türk kültür tarihinde Orta Asya dönemine kadar uzanıyor. Başlıklar, kurumların net bir şekilde ortaya çıktığı Osmanlı dönemindeyse ayırıcı bir vasıf kazandı. Osmanlı döneminde başlıklar dönemlerine göre farklı pek çok şekil aldı.

Bunlara Farsça, başı örten anlamına gelen serpuş da denildi. Buna göre bir kişinin siyasi ve idari rütbesi konumu ile bağlı olduğu tarikatı ve oradaki konumu taktığı başlıktan anlaşılırdı. Başlık geleneği İslam tarihinde de oldukça önemli bir yere sahip. Padişahlar genellikle beyaz kumaştan burma sarık takarken, ulemâ örfî beyaz sarıkları tercih etti.

Osmanlı'da oldukça yaygın olan tarikatlara mensup kişilerin kendisine has başlığı vardı. Mevlevîler yukarı doğru ince uzun, diğer tarikat mensupları ise nisbeten daha kısa başlıklar kullandı. Tasavvuf ehlinin 'tac' olarak tarif ettikleri başlıklar, üzerindeki dilimlerin sayısına, rengine ve sarılış biçimine göre muhtelif manalar taşırdı. Bu durum mezar taşlarına dahi yansıdı. Vefat eden kişilerin mezar taşları toplumdaki dini statülerine göre kavuklu veya sarıklı olarak yapıldı.

Dini başlıklar kısmen de olsa günümüzde de varlığını sürdürmeye devam ediyor. Özellikle günlük hayatta kullanılan takke ve sarık gibi örnekler bunların başında geliyor. İslam geleneği içerisinde önemli bir yer tutan takke, namaz kılarken başı örtmenin fazileti gereği sıkça kullanılmaya devam ediyor.

45 yıllık şapkacı Madam Katya

1900'lü yılların ilk yarısında Pera'nın her sokağında Paris modası esiyordu. Kadınların yüzünü göstermemek için şapkalarının önünden sarkıttıkları çiçekli tülleri göze çarpıyordu. Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre sonra çıkarılan şapka kanunu ellili yılların Beyoğlu'na böyle yansıdı. Eldivenli kadınların üzerindeki elbiselerin tamamlayıcı aksesuarı hiç kuşkusuz şapkalardı.

O yıllardan bu yana çok şey değişti. Şapkaların göze çarptığı bu görüntüler şimdilerde siyah beyaz zamanlarda kaldı. 45 yıllık şapkacı Madam Katya'nın Hacopulo Pasajı'nın avlusundaki dükkanı, Beyoğlu'nun en eski şapkacılarından. Dükkan, ziyaretçilerini zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Kadınların, şapkasız, tayyörsüz ve eldivensiz sokağa çıkmadığı o yıllara.

Şapka tasarımcısı Madam Katya, o yıllardan şu ifadelerle bahsediyor: “Çok eskilerden, 1930'lardan başladı şapkalar. O zamanlar herkes şapkalıydı. Balolarda başka, kokteyllerde başka giyiyorlardı. 40'lara kadar büyük şapkalar, küçük şapkalar devamlı vardı. Ondan sonra başladı büyük şapkalar. Şimdi yine moda oldu.

İstanbul Rumları'ndan olan Madam Katya, annesinden yadigar bu tarihi dükkanda adeta şapka modasının da nabzını tutuyor. Geçen zamana inat o yılların modasını bugünlere taşıyor. Madam Katya, şapka modellerini annesinden kalan eski dergi sayfalarından çıkarıyor. Aynı tasarımları günümüze uyguluyor.

Yunanistan'da fesler yaygındı

Yunanistan geleneksel kıyafetlerinde başlıklar geçmişten bugüne büyük bir öneme sahip. Kıyafetin en dikkat çekici aksesuarı olarak göze çarpan başlıklar, hem döneme hem de kullanıldıkları bölgeye göre çoğu kez değişiklik gösterdi. Yunanistan deyince ilk akla gelen başlıklar arasında kuşkusuz “fesi” ismiyle anılan fes'ler geliyor.

Osmanlı döneminden miras kalan bu başlık türü 19. yüzyıl erkek kıyafetlerinin önemli bir parçasıyken, bugün Yunan Meclisi önünde nöbet tutan Evzon askerlerinin başında kendini gösteriyor. Folklor ekiplerinin de kullandığı, genellikle kırmızı ve püsküllü olan bu başlık, Yunan geleneksel giyim kültüründe sıkça karşımıza çıkıyor.

Kadınların ise başında “mendil” kelimesinden türemiş, mandili ismi ile anılan baş örtüleri bulunuyor. Anadolu ve Rumeli'deki yazmalara büyük benzerlik gösteren bu baş örtüleri günümüzde kullanılmazken, ancak folklor gösterilerinde karşımıza çıkıyor. Bu baş örtülerinin birçoğu ise altın liralar ile süslü.

Öte yandan adalarda, köylerde, yaşlı kadınların bazılarının hâlâ siyah bir baş örtüsü taktığı görülüyor. Bu siyah baş örtüsü matemi temsil ediyor. Eşi ölen kadınlar tepeden tırnağa simsiyah giyinirken, başlarına da bu siyah baş örtülerini takıyor.

Girit'te de erkeklerin başında mandili ismini taşıyan bir tür başlık görülüyor. Özel bir sarış biçimi olan ve kenarları oyalarla süslü bu başlık bugün girit'te nadir de olsa hala erkeklerin kıyafetlerini süslüyor.

 

Ayşe Sonuşen ve Derya Özcan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2015, 10:35
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20