banner17

Dobruca'daki camiler bakıma muhtaç (video)

Bulgaristan'da Türklerin yoğun yaşadığı Dobruca tarih boyunca çeşitli kavimlerin, geçit yeri oldu bu bölge. Osmanlı döneminde askeri ve idari üslerden biriydi. Dobriç ve Silistre yüzyıllık geleneklerin hâlâ yaşatıldığı tarihi şehirler.

Dobruca'daki camiler bakıma muhtaç (video)

Bulgaristan'ın kuzeydoğusu Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı tarihi bir bölge. Bulgaristan'ın iki kenti Dobriç ve Silistre'yi kapsayan bölgede halen Osmanlı izleri hakim. 1411'de Osmanlı hakimiyetine giren bölge, önce Silistre eyaletine, ardından Niş ve Vidin eyâletlerinin birleştirilmesi ile 1864'te kurulan Yeni Tuna vilayetine dâhil edilmiş.

Bugün Dobriç olarak anılan Dobruca kenti, Hacıoğlu Pazarcık adıyla 15. asırda Osmanlı tüccarı Hacıoğlu tarafından kurulmuş. Rivayete göre, katran tüccarı Hacıoğlu, uzun süre Osmanlı topraklarını dolaşıp, en sonunda bu bölgeye gelmiş. Çok beğendiği bu yere ilk olarak cami, ardından büyük bir çiftlik inşa etmiş ve Dobriç'in temelleri atılmış.

Tarih boyunca pek çok farklı kavmin yerleştiği bölge bereketli topraklarıyla da biliniyor. Dobruca, Bulgaristan’ın buğday cenneti olarak adlandırılıyor. Bu verimli topraklarda yaşayan Türkler ise geçimini genelde tarım ve çiftçilikle sağlıyor.

İslamiyet'in izleri 13. asıra dayanıyor

Dobruca bölgesi kültür tarihi açısından da çok önemli izlere sahip. Osmanlı Devleti döneminde Güney Dobruca uzantısındaki Deliorman bölgesi Şeyh Bedreddin ile bilinirken, Kuzey Dobruca ise Sarı Saltuk ismi ile anılıyor. Dobruca’yı birkaç defa ziyaret eden Evliya Çelebi'nin eserinde de Sarı Saltuk'un ismi sık sık geçiyor. 17. yüzyıldaysa hemen hemen bütün kasaba ve köy adlarının Türkçe olduğu her yerde cami ve mektep olduğu biliniyor.

Dobruca, halen Türk geleneklerinin ülkede yaşam bulduğu bölgelerin de başında geliyor. Bugün Dobriç olarak bilinen Dobruca önemli bir Türk nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Romanya-Bulgaristan kara sınırındaki kentte aynı zamanda geneli Müslüman olan %9 gibi büyük bir Roman topluluğu da yaşıyor. Türk azınlığının bölgedeki mevcudiyeti 1989 yılı büyük göçten sonra azalsa da, Kilikadı, Turpçular, Avdullah, İkizce gibi köylerde bu nüfus korunuyor.

Derviş Bey Camii harabe durumda

Dobruca'da İslamiyetin izleri 13. asra dayanıyor. Bu izlerin örneklerinden biri de Dobriç'in Umur Fakih köyünde kendini gösteriyor. 1299'da yaptırılan Derviş Bey Mescidi, kitabesindeki tarih ile Balkanlar'daki en eski Türk - İslam eseri olduğunu kanıtlıyor.

Osmanlı, Bulgar topraklarında hakimiyet kurmadan önce Türk akıncılar gelir. Osmanlı dervişleri, başta Sarı Saltuk olmak üzere, yerli halk arasında Müslümanlığı yaygınlaştırır. Umur Fakih köyünde bu topraklardaki en eski Osmanlı eserinden izler görülüyor. Derviş Bey Camii ne yazık ki 1990'lı yıllarda kasıtlı olarak yakılmış ve geriye sadece taşları kalmış.

Dobruca Bölge Müftüsü Bilal Darcan, cami ile alakalı şu şekilde konuştu: “Dobruca’ya Türkler, Osmanlı’dan önce, hatta Selçuklular döneminde Sarı Saltuk zamanında gelmişler. 1250’lerde Sarı Saltuk buralara gelip faaliyette bulunmuş, buradaki halkı İslamiyet'le tanıştırmış. Aynı zamanda Sarı Saltuk döneminden kalma Derviş Bey Camii yakın zamana kadar ayakta kalmış. Ancak 1994 yılında cami yıkılmış ve şu an harabe durumda.”

Umur Fakih köyünde yabani otların kapladığı mezar taşlarının hepsi kırık. Osmanlı'dan kalma mezar taşlarının harabe hali köy halkını rahatsız etse de, gün geçtikçe kaybolan bu değerlere yönelik herhangi bir çalışma yok. Camide çıkan yangından sonra da mezar taşları yerli halk tarafından alınmış ve inşaat işleri için kullanılmış.

Tekke Camii de bakıma muhtaç

Dobriç'te ayakta kalan tek Osmanlı mirası cami Tekke Camii ve külliyesi. Eski şehir bölgesindeki yapı, ahşap evler, dükkanlar ve saat kulesiyle birlikte bir meydanı oluşturuyor. Dobriç, bu özelliğiyle geleneksel Osmanlı şehirlerinin kimliğini bugüne taşıyor.

Dobriç'in tarihi eserlerle bezeli bölgesi Stariya Grad yani "eski şehir" olarak adlandırılıyor. Bölgede Osmanlı döneminden ayakta kalan tek cami, Etnografya Müzesi kompleksi içerisinde bulunuyot. Tekke Camii ve külliyesi, yıkımlara rağmen zamana meydan okuyor. Osmanlı döneminde büyük bir külliyeyi oluşturan yapı, komünizm döneminde kaderine terk edilmiş. 1982 yıllarında caminin minaresi yıkılmış. Caminin yalnızca ön kısmı orijinal haliyle bu günümüze kadar gelmiş.

1990'da komünist dönemin sona ermesinin ardından, baş müftülüğün geri iade davasının sonuç vermesiyle, cami yeniden Müslümanlara iade edilmiş. Bir dönem müzeye de dönüştürülen cami, günümüzde restorasyona muhtaç. Tarihi cami, bugün Dobruca İl Müftülüğü'nün himayesi altında. Ancak külliye bölümünün iadesiyle ilgili vakıf davası yargı engelinde. Bulgaristan Başmüftülüğü, diğer vakıf mülklerinde olduğu gibi, Tekke Külliyesi'nin de Müslümanlara iade edilmesi için mücadeleyi sürdürüyor.

 

 

 

Derya Özcan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2015, 14:42
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20