banner17

Cirokostra, biraz Ankara biraz Manisa (video)

Arnavutluk’un güneyinde bir Balkan kenti Cirokastra. Tarihi Epirus bölgesinde yer alan kent, 40 bini aşan nüfusa sahip. Taş şehir olarak da anılan Cirokastra, tarihi ve kültürel dokusuyla gidilesi yerlerden biri...

Cirokostra, biraz Ankara biraz Manisa (video)

Balkanlar'ın taş şehri Cirokostra, Osmanlı mimarisinin güzide eserlerine ev sahipliği yapıyor. Kalesi, tarihi eserleri ve camisi ile tam bir Osmanlı şehri olan Cirokostra, bunun yanı sıra Enver Hoca ve İsmail Kadere gibi Arnavutluk'un tarihi şahsiyetlerinin doğup büyüdüğü yer.

Tarih boyunca farklı medeniyetlerin yaşam sürdüğü kentte, Yunan, Makedon ve Bizans kültürlerinin izleri de mevcut. 1811'de Tepedelenli Mehmet Ali Paşa tarafından alınan kent o dönemde adeta yeniden inşa edildi ve koruma altına alındı.

Osmanlı döneminde ekonomik, siyasi ve kültürel olarak gelişen Cirokastra hakkındaki en eski kayıtlar 13. yüzyıla ait. Evliya Çelebi'nin 1670'de ziyaret ettiği şehir, Seyahatname'de Ergiri adıyla geçiyor. Kentin güzelliğinden bahseden Evliya Çelebi, Cirokastra'yı Ankara ve Manisa'ya benzetiyor.

2005'de UNESCO tarafından "Müze Şehir" olarak ilan edilen Cirokastra, o tarihten bu yana dünya mirası listesinde. Arnavut kaldırımlı sokaklarda uzanan evler ise Cirokastra'nın sembolü. Cirokastra aynı zamanda, köklü geçmişi bugüne taşıyan çok sayıda tarihi esere sahip bir kent. Geçtiğimiz ay, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı TİKA ve Arnavutluk Kültür Bakanlığı arasında imzalanan protokolle kentteki yapılar restorasyon programına alındı.

Tarihi ve kültürel dokusuyla her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip

Arnavutluk'un tartışmasız en güzel şehirlerinden biri olan Cirokostra'nın en önemli özelliği konumu ve mimarisi. Eskiden kentte üç cami ve beş medrese bulunuyordu. Fakat ne yazık ki bu yapılar günümüze ulaşmadı. Şehir buna rağmen tarihi mirastan kopmadı.

Mimari eserleri ve doğal güzellikleri ile ülkenin gözde kenti olan Cirokastra, ziyaretçiler için sürprizlerle dolu. Dünya mirası için oldukça önemli bir kent olan Cirokastra, tarihi ve kültürel dokusuyla her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip.

Çok sayıda şair ve yazarın doğduğu kent olarak da bilinen Cirokastra'da Çarşı Camii ve Aya Maria Kilisesi, önemli yapılar arasında bulunuyor. Bölgenin geçmişiyse Enver Hoca'nın doğduğu evde kurulu olan Etnografya Müzesi'yle geleceğe taşınıyor.

Kentin tam merkezinden göğe yükselen Çarşı Camii, 1757'de Memi Paşa tarafından inşa edildi. Farklı dönemlerde onarılan cami 1973'te Kültür Mirası olarak koruma altına alındı. Çarşı Camii, komünizm döneminde kapatılsa da bugüne ulaşmayı başardı. TİKA'nın yürüteceği restorasyon projesine dahil edilen caminin eski görkemine yeniden kavuşması bekleniyor.

Cirokastra'daki bir başka ibadethane ise Aya Maria Kilisesi. 6. ve 7. yüzyıllar arasında inşa edilen yapı, dönemin Bizans mimarisini gözler önüne seriyor. Kenti ziyaret eden turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Aya Maria, aynı zamanda ülkenin en eski kiliselerinden. Asırlara meydan okuyan ikonaların dikkat çektiği kilisede Hz. İsa, Hz. Meryem ve aziz tasvirlerini taşıyan mozaikler de var.

Cirokastra'nın tarihi ise Etnografya Müzesi'yle geleceğe taşınıyor. Müze'nin bir başka özelliği ise yaklaşık yarım asır boyunca Arnavutluk'u yöneten Enver Hoca'nın doğduğu evde kurulu olması. Müzede bölgeye ait değerli parçalar sergileniyor. Her sokağı tarih kokan kentin yüzyıllık gelenekleri kıyafetler ve özel eşyalarla yaşatılıyor.

Kalenin içinde bir tekke ve namazgâh da varmış

Cirokastra'da turistlerin mutlaka ziyaret ettiği yerlerden biri de 14. yüzyıla tarihlenen kale. Oldukça geniş bir alanda bulunan kalenin içinde bir de saat kulesi var. Kente hâkim konumdaki kalenin girişindeyse bir uçak, ziyaretçileri karşılıyor. 14. yüzyılın ortalarında Şpata tarafından yaptırıldığı tahmin edilen kale, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde restore edildi. Evliya Çelebi Seyahatname'sinde, kalenin içinde 2 yüz hanenin kalabileceğini belirtirken, genişletme çalışmalarıyla kale, 5 bin kişilik bir garnizona ev sahipliği yapacak hale getirildi.

Kente hakim konumda bulunan kalenin girişinde ziyaretçileri bir uçak karşılıyor. Bu alışılmışın dışındaki durum, yaklaşık yarım asır önce yaşanan bir olayı anımsatıyor. Komünizm döneminde herkesin görmesi amacıyla kalenin içine yerleştirilen uçak, rejim sona erse de yerini halen muhafaza ediyor.

Tarihi kaynaklarda kalenin içinde bir tekke ve namazgâhın bulunduğundan bahsedilse de bu eserler bugüne ulaşmadı.

Kalenin simgelerinden biri olan Saat Kulesi de 19. yüzyılda Tepedelenli Mehmet Ali Paşa tarafından yaptırıldı. Yıllar boyunca kentin güvenliğini sağlayan kale, bugün Cirokastra'ya yolu düşenlerin ilk durağı.

 

 

 

 



Rina Gurgule haber verdi

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2015, 10:36
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20