banner17

Cirokastra'nın bülbülü: Aryan Şehu (video)

Arnavutluk'un geleneksel müziğinin yaşatılmasında büyük emekleri olan ve Cirokostra'nın bülbülü olarak anılan Aryan Şehu ile müzik yolculuğunu konuştuk.

Cirokastra'nın bülbülü: Aryan Şehu (video)

Aryan Şehu, Arnavutluk'un yetiştirdiği en önemli müzik adamlarından biri. Arnavutluk'a özgü çok sesli halk şarkıları denildiğinde akla ilk gelen isimlerden Şehu, Cirokastra'nın bülbülü olarak tanınıyor.

Aryan Şehu, 16 yaşında başladığı müzik yolculuğunu halen Cirokastra'daki Şeyh Yunus Şehu tekkesinde sürdürüyor. Aryan Şehu'nun babası Şeyh Yunus Şehu, 17 yaşında dönemin önde gelen Halveti meşayıhından Şeyh Ali Hormova'ya intisab etti. Şeyh Yunus Şehu, Dunavat tekkesinde yıllarca hizmet etti. Halveti yolunun Kosova'dan Arnavutluk'a uzanmasında etkin bir rol üstlendi.

Aryan Şehu müzik yolculuğunu şu sözlerle anlattı: "Ben bu müzik geleneğini annem ve babamdan miras aldım. 16 yaşımdan itibaren sahnelere çıkmaya başladım. Yurt içi ve yurt dışında çok sayıda festivale katıldım. 40 yıldır da bu işle uğraşıyorum. Ebeveynlerimden miras kaldığı için de bu işe dört elle sarıldım. Onların mirasını yaşatmak benim boynumun borcu ve ömrüm oldukça da bu güzel müziğimizi yaşatmaya çalışacağım."

Komünizm döneminde ilahilerin söylenmesi yasaklandı

Aryan Şehu, genç yaşlarında Ergiri grubunu kurarak iso-polifoni olarak bilinen halk müziğinin yaygınlaşmasında etkili oldu. Yasakların yoğun olduğu komünizm döneminde bile şarkılarını seslendirmeyi sürdürdü.

Aryan Şehu, komünizm dönemlerinde yaşadıklarını ise şu sözlerle ifade etti: “Ben o dönemde de sahnelere çıktım. Komünist dönemden sonra her şey değişti tabii. O dönemde söyleyemediklerimizi şimdi söylüyoruz. İlahiler ya da Allah'a adanan şarkılar o zamanlar yasaktı. Ancak şimdi bunları söyleyebiliyoruz, bundan dolayı memnunum. Bazıları o dönemde yaşananları hiç anlatmıyor, sanki yaşanmamış gibi. Günümüzde dini müziklerimizi söyleyebiliyoruz. Dünyadaki festivallere katılıyoruz.”

Aryan Şehu, son olarak Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bujar Nisani tarafından verilen onur ödülüne layık görüldü. Bugüne kadar çok sayıda sanatçının yetişmesine katkı veren sanatçı, Arnavutluk'un özgün iso-polifoni müziğine hayat vermeye ve yeni nesilere tanıtmaya devam ediyor.

Aryan Şehu'nun albümlerinde her türden ilahi mevcut. Şehu, Allah dostlarının nutuklarından bestelenmiş eserleri okuyor. Halveti, Mevlevi, Rifai, Bektaşi ve diğer tarikatların meşayıhlarının şiirlerini besteleyen Şehu, “Bizim için hepsinin tek bir yolu var.” diye sözlerini noktaladı.

Tarihi çok eskilere dayanıyor

Arnavutluk'ta Osmanlı'dan miras eserlerle bezeli Cirokastra ve İşkodra, aynı zamanda geleneksel halk müziğinin yaşatıldığı kentler. İso-polifoni olarak bilinen bu geleneksel müzik, hüzünlü ve coşkulu melodilerde hayat buluyor.

Yalnızca insan sesiyle ve çok sesli icra edilen bu iso-polifoni halk şarkıları yüzlerce yıldır nesilden nesile aktarılarak yaşatılır. Müzikolog Prof. Dr. Besim Petrela, iso-polifoni müzik ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “İso-polifoninin tarihi çok eskilere dayanıyor. Yazılı kaynaklarda ancak bir kaç küçük bilgi yer alıyor. Arnavutluk, Osmanlı'nın egemenliğinde yüzyıllarca kaldı. Balkanlar da öyle. Balkan müziği, Yunan müziği, Slav müziği ve Bulgar müziğinde Türk müziği esintileri vardır. Ancak iso-polifoni'de bu etki görülmüyor. Bu da ne kadar farklı ve diğerlerine benzemeyen bir müzik türü olduğunu kanıtlıyor.”

İso-polifoni, Arnavutluk'un daha çok Cirokastra ve İşkodra şehirlerinde yankılanıyor. Şarkılar, kimi zaman hüzünlü, kimi zamansa sevinçleri anlatan melodi ve sözlerden oluşuyor. İso-polifonik müziğin bölgelere göre farklılık arzettiğini söyleyen Besim Petrela, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu müzik tarih boyunca Arnavut halkının yaşadığı sevinçleri, hüzünleri konu ediniyor. Polifonik müzik bölgelere göre farklılık gösteriyor. Lab bölgesi polifonisi var. Ağıt polifonisi var. Lab türü kalptendir, çobanların müziğidir. Şarkıyı söyleyen kişi sesini titretir. Bu türü söylemek çok zordur. Demek istediğim hepsinin kendine özgü farklılıkları var. İşte bütün bunlara, bu kültür mozaiğine biz iso-polifoni müziği diyoruz.”

İso-polifoni geleneği yaşatılıyor

İso-polifoni, seyyahların, gezginlerin de dizelerinde yer almış. Evliya Çelebi, büyük bir acı ile kaybettikleri yakınlarını iso-polifoni ile anan Cirokastra'yı, o zamanki adıyla Ergiri'yi ''feryatların şehri'' ilan etmiş. Arnavutluk için büyük önem taşıyan iso-polifoni, 2005 yılının Kasım ayında UNESCO tarafından insanlığın sözlü ve manevi mirası listesine alındı.

Arnavut müziğinin 'cehveri' olarak bilinen bu müzik dalı, günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor. Gelecek nesillere öğretilmesi ve iso-polifonin yaşatılması için Arnavutluk Kültür Bakanlığı çeşitli kurs ve programlar düzenliyor. Düzenlenen bu etkinlikler ile bu alanda sanatçılara katkı sunmayı da hedefliyor.

 

Rina Gurgule haber verdi

Güncelleme Tarihi: 02 Haziran 2015, 13:35
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20