Bulgaristan'ın En Gözde Turizm Merkezlerinden Biri: Şumnu

Tarih boyunca farklı adlarla anılan Şumnu, bugün Bulgaristan’ın en gözde turizm merkezlerinden biri. Doğa ve tarihin buluştuğu kent, ağırlıkla Türklerin yaşadığı Deliorman bölgesinde yer alıyor.

Bulgaristan'ın En Gözde Turizm Merkezlerinden Biri: Şumnu

Tarih boyunca farklı adlarla anılan Şumnu, bugün Bulgaristan’ın en gözde turizm merkezlerinden biri. Doğa ve tarihin buluştuğu kent, ağırlıkla Türklerin yaşadığı Deliorman bölgesinde yer alıyor. Farklı medeniyetlerin ve kültürlerin beşiği olan şehirde ilk yaşam izleriyse M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Bölgede yaşayan ilk halk olan Trakların M.Ö. 12. asırda yaptığı Şumnu kalesi, şehrin öne çıkan yapılarından. Tarihte "Şumena", "Şumna" gibi farklı isimlerle anılan şehir, "Şumnu" adını Osmanlı döneminde aldı.

1389'da Çandarlı Ali Paşa tarafından fethedilen bölge Osmanlı döneminde stratejik önem taşıyan askeri üslerden biriydi. 5 asır Osmanlı hâkimiyetinde kalan şehrin günümüzde adıysa Şumen. Ancak miras kalan Türk kültürü ve Osmanlı mimarisi şehrin çehresine zenginlik katıyor. Camiler, çeşmeler, medreseler, hamamlar bu kültürün izleri olarak hemen göze çarpıyor.

Şumnu'daki 19. asır sonu mimari özelliklerini taşıyan sokak halen varlığını koruyor. Ahşap çatılı evleri, kaldırımlı sokakları ve otantik havasıyla bu bölge “Eski Şehir” adını taşıyor. Şehrin merkeziyse modern mağaza ve kafelerin yanı sıra, asırlık ağaçlarla kaplı. Sokak müzisyenlerini ağırlayan meydan her zaman canlı.

Şumnu’nun ana simgelerinden biriyse 1300 Yıl Bulgaristan anıtı. 1981'de Bulgar Devleti’nin 1300. yılı şerefine inşa edilen anıt kompleksi, Şumnu yakınlarındaki bir tepenin üzerinde yer alıyor. 30 kilometre mesafeden bile görülebilen anıta kent merkezinden 1300 basamakla ulaşılıyor. İlk Bulgar imparatorluğundan bugüne dek başlıca olaylar 21 adet anıtsal heykel ile anlatılıyor.  Ayrıca Avrupa’nın en büyüğü olan mozaik bir resmin işlendiği anıtta dev bir aslan heykeli bulunuyor. Açılışından bu yana 2 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan anıtın bulunduğu tepe eşsiz bir manzara sunuyor. Bulgaristan’ın tarihi kadar eski, doğal güzellikleriyle ünlü Şumnu, yerli ve yabancı turistler tarafından da yıl boyunca ziyaret ediliyor.

Şerif Halil Paşa Camii ayakta

Osmanlı’nın Balkanlarda bıraktığı en nadide örneklerden biri, Şumnu’nun simgesi Şerif Halil Paşa Camii mimarisiyle kente gelenleri büyülüyor. 1744 yılında inşa edilen ve Tombul Camii olarak da anılan yapı, ülkenin milli kültür ve tarih anıtı statüsüne sahip eserlerinden. Şumnu'da yükselen ve Balkanların en büyük ikinci camisi olan yapı, turistlerin de ilgisini çekiyor.  

Duvarları düz taştan kesilmiş cami, geometrik şekilde yontulmuş çeşitli bitki figürleriyle süslü. Caminin içindeyse Osmanlı’daki Lale Devri etkisi diyebileceğimiz Türk barok kalem işi bezeme görülüyor. Tombul Camii, Batı mimarisinden izler taşısa da klasik bir Osmanlı yapısı hüviyetinde.

Şerif Halil Paşa Camii kompleksi içinde bulunan külliye ve ihtişamlı şadırvansa, Osmanlı mimarisinin güzel bir örneği olarak dikkat çekiyor. Külliyenin ikinci katında bir zamanlar hizmet veren kütüphanenin tüm kitaplarıysa bugün Sofya Milli Kütüphanesi’nde muhafaza ediliyor. Tombul Camii’nin duvarlarındaki kuş evleri ilk göze çarpanlar arasında.

Tombul Camii Bulgaristan devleti tarafından 1975 yılında "milli kültür ve tarih anıtı" ilan edildi. Yerli ve yabancı turistlere açık olan camide 2005 yılından bu yana restorasyon çalışması sürüyor. 2009 yılında Bulgaristan ve Türkiye kültür bakanlıkları arasında imzalanan "Kültür Eserlerini Koruma Anlaşması"yla Türkiye’nin restorasyon çalışmalarına başlamasına olanak tanındı. Buna rağmen onarım çalışmaları bürokratik engellere takıldı. Gerek cami cemaati ve gerekse dışardan gelen ziyaretçiler restorasyon çalışmalarının uzamasından duydukları rahatsızlığı dile getiriyorlar. Tombul Camii'nde restorasyon sürecinin ne zaman sona ereceğini ve inşaat iskelelerin ne zaman kaldırılacağınıysa kimse bilmiyor.

Tarihi bedesteniyle tipik bir Osmanlı kenti

Şumnu yüzlerce yıl boyunca, Osmanlı’nın kuzeydoğu Bulgaristan ve Tuna ovası yolundaki stratejik merkezlerinden biriydi. 15-18. yüzyıllar arasında önemli bir merkez haline gelen Şumnu, Osmanlı mimarisini yansıtan tarihi eserleriyle bugün bile gözde bir şehir. Öte yandan Osmanlı haberleşme tarihindeki ilk telgraf görüşmesi 1855'de Şumnu - İstanbul arasında yapıldı.

Tarihi Şumnu bedesteni 16. asırda Osmanlı döneminden miras kalan eserlerden yalnızca biri. Yıllarca farklı amaçlar için kullanılan yapının bugün kapıları kapalı. 1529'da ticari amaçları karşılayabilmek için zamanın tüccarları tarafından yaptırılan bedesten günümüze ulaşmayı başaran ender tarihi yapılar arasında. Bedestenin hemen yanındaysa virane halinde bir Osmanlı hamamı var. 1984'den bu yana kaderine terk edilen Sontur Hamamı’nın yıldız biçimindeki pencereleriyse neredeyse kaybolmuş. 17. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen hamam 1984 yılına kadar faaliyetteydi.

63 camiden 3'ü ayakta kaldı

Şumnu'da Osmanlı döneminde miras yapıların birçoğuysa günümüze ulaşmayı başaramadı. Tarihi kayıtlara göre Şumnu’da 86 adet sıbyan mektebi ve 4 medresenin yanı sıra hastane, han, hamam, saat kulesi, bedesten, kervansaray, çeşmeler, köprüler, tekke ve zaviyeler inşa edildi. Ancak birçoğunun ahşap olması sebebiyle, zamanla kullanılamaz hale gelerek yıkıldıkları belirtiliyor. Cami sayısının ise 63 olduğu biliniyor. Osmanlı dönemindeki bu camilerden bugün ancak 3 cami ayakta. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin Şumnu ile ilgili bölümünde, buradaki Atik Nasuh Paşa Camii'nin en eski cami olduğunu yazıyor. Uzun zaman ayakta kalan caminin 1985 yılında komünist rejim tarafından yıktırılmasıysa hâlâ hafızalarda.

 

Sevda Dükkancı

Güncelleme Tarihi: 02 Temmuz 2018, 10:03
YORUM EKLE

banner19

banner13