Bulgaristan'da bir Osmanlı tarihçisiyle konuştuk

Sofyalı Orlin Sabev, Bulgaristan’ın önemli Osmanlı araştırmacılarından biri. Doktora tezini Osmanlı döneminde mektepler ve medreseler üzerine yapan Sibev'le Osmanlı döneminde matbaacılığı konu alan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bulgaristan'da bir Osmanlı tarihçisiyle konuştuk

Bulgaristan'ın başkenti Sofya’daki Milli Kütüphane, muazzam bir Osmanlı arşivine ev sahipliği yapıyor. Bundan da güzeli arşivlerde yer alan belgeler, raflarda tozlanmak üzere bırakılmıyor. Tam tersine, Bulgar ve Türk tarihçiler tarafından inceleniyor, araştırılıyor ve günümüzde tarihe ışık tutacak çalışmalar için zemin oluşturuyor.

Milli Kütüphanesi'nin doğu bölümünde matbu ve yazma eser olmak üzere 3000'den fazla eser bulunuyor. Bununla birlikte bir o kadar da Osmanlı belgesi mevcut. Osmanlı'nın Avrupa ülkelerine nazaran daha geç bir tarihte matbaa ile tanışmasına rağmen kısa sürede benimsediğini söyleyen Orlin Sabev (Orhan Salih)'le Osmanlı matbaacılığı ve kendi çalışmalarıyla alakalı konuştuk.

Kendinizden biraz bahseder misiniz, hangi alanlar üzerine çalışmalarınızı yürütüyorsunuz?

Ben Bulgaristan’da Osmanlı tarihiyle ilgili araştırmalar yapmaktayım. Örneğin doktora tezi olarak Bulgaristan’da Osmanlı medreselerini, Osmanlı mekteplerini çalıştım. Bunun dışında Osmanlı matbalarını çalıştım, matbu, kitap kültürünü çalıştım. En son olarak Bulgaristan’dan gidip İstanbul'daki Robert Kolejinde okumuş olan kişileri araştırdım.

Osmanlı'nın Balkanlar'da inşa ettiği okullar, medreselerle ilgili neler söylersiniz?

Gayet geniş bir tablo çıkıyor ortaya. Coğrafi anlamda ve yayılışı anlamında. Örneğin her bir köyde, her bir kasabada, şehirde Osmanlı okulu kurulmuş. Önemli olan merkezlerde ise medreseler kurulmuş. Bunlar bir yandan Müslüman halka eğitim vermiş müesseselerdir, öte yandan ise medreselerde kadı, müftü yetiştirilmiştir. Örneğin Sofya’da, Tırnovo’da, Niğbolu’da hep böyle önemli medreseler kurulmuş.

Osmanlı mimari ve kültürel eserlerin yok olmasına bir tarihçi gözüyle nasıl bakıyorsunuz?

Zamanın akışıyla birçok şeyler değişmiş, değiştirilmiş; zamanında yapılan vakıf eserlerinin sadece bir kısmı sadece ayakta kalabilmiş. Bunların korunması çok önemli, çünkü sayıları az olsa da, o döneme ilişkin fikir vermektedir. Öte yandan ayakta kalan eserler de çok değerlidir mimari açıdan. Örneğin Şumnu'daki Tombul Camii 1742’de inşa edilmiş ve o dönemin göze çarpan örneklerinden biri.

Osmanlı Devleti matbaanın geç kabulü konusunda eleştiri almakta. Sizin de araştırma alanınız olan bu konuda ne söylersiniz?

Osmanlı matbaası çok geç geliyor Osmanlı'ya. Avrupa’da matbaacılık 15. yüzyılda gelişiyor, ancak Osmanlı'ya 18. yüzyılda geliyor. Bunun bir sürü etkenleri var objektif olarak. Fakat girdikten sonra, Osmanlıda benimsenmiş ve çok uzun süre kullanılmıştır. Bulgaristan topraklarında ilk Osmanlı matbaası 1864 yılında Tuna vilayetinin merkezi olan Rusçuk’ta kurulmuş. 1865’te faaliyete girmiş. Mithat Paşa'nın kurduğu vilayet matbaasıdır. Orada ilk gazete çıkarılıyor. Tuna Gazetesi hem Bulgarca, hem Türkçe olarak basılmış. Yarısı Bulgarca, yarısı Osmanlıca. Bu şekilde yerel halka hizmette bulunmuştur.

Robert Kolej'in Osmanlı dönemiyle alakalı bir araştırma çalışmanız da var. Bu çalışma esnasında rastladıklarınızı paylaşır mısınız?

Kolejin arşivleri var. Bunlar ya New York’ta veya İstanbul’da faaliyette olan Robert Lisesi'nde bulunmakta. Fakat Osmanlı arşivinde de birçok belgeler bulunmakta Robert Kolejiyle ilgili. Ben onları da araştırdım ve gayet enteresan şeyler çıktı ortaya. Özellikle kolej ile Osmanlı hakimiyeti arasında ilişkiler enteresan. Osmanlı döneminde Robert Koleji'nde birçok Bulgar okumuş. Çünkü o dönemde Bulgarlar'a ait yüksek seviyeli okullar olmayınca, bunlar ya İstanbul'daki Galatasaray Lisesi'nda ya da Robert Koleji'nde okumuşlar.

Son olarak Türkiye ve Türk tarihçilerle münasebetlerinizi sormak istiyorum.

Çok iyi, çok müteşekkirim Türkiye devletine ve meslektaşlarımla çok iyi ilişikilerimiz var. Sık sık sempozyumlara, kongrelere davet ediyorlar. Bunun dışında arşivde de çok kolay olarak çalışıyorum, her türlü konuda. Burada da çok şanslıyız, çünkü Türkiye'den cunhuriyet döneminde birçok belge buraya gelmiş, hatta Türk meslektaşlarım da o dönemi çalışırken muhakkak buraya da gelmeli, çünkü çalıştıkları konularda birçok belge burada da mevcut.

Röportajın TRT Türk Devrialem programında yayınlanan bölümü:

 

Sevda Dükkancı konuştu

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2015, 17:12
YORUM EKLE

banner19