Bir yaz günü geçtik Vidin'den (Video Haber)

Geniş surlarla çevrili ve tarihî eser bakımından oldukça zengin olan Vidin, bir çok medeniyete de ev sahipliği yapıyor.

Bir yaz günü geçtik Vidin'den (Video Haber)

 

Bulgaristan'ın kuzeybatı ucunda Tuna Nehri kıyısında yer alan bir şehir Vidin. Vidin'de, Baba Vida kalesi olarak da bilinen Vidin kalesi, 10. yüzyılda Tuna Nehri’nin kıyısında Banonia Antik şehri kalıntıları üzerine 9,5 dekar alana inşa edilmiş. Vidin kalesi, hem savunma tesisi hem de hükümdar şatosu olarak kullanılan ortaçağ şatolarından, tamamı korunmuş olarak günümüze kalabilen tek kale özelliği taşıyor. Osmanlı döneminde askerî karargâh olarak kullanılan kale; yiyecek, mühimmat ve silah deposu olarak hizmet vermiş. 1878'de Bulgaristan’daki Türk hâkimiyeti sona erdikten sonra uzun süre kapalı kalan kale, 1958'de müze olarak ziyarete açıldıktan sonra 1964'te de ulusal kültür mirası listesine girdi.

10. asırdan beri Vidin'in temel savunma tesisi Tuna boyundaki Vidanine kuleleri ve surlardır. O dönemden günümüze kalan Baba Vida kuleleri şehrin simgesi haline gelmiştir. Vidin kalesinin etrafında Tuna Nehri’nin sularıyla dolan bir hendek bulunuyor. Kaleye ise tahta köprüler vasıtası ile girilebiliyor. Kalenin içindeki zindanda bir zamanlar kullanılan idam sehpası ve çeşitli işkence aletleri yer alıyor. Toplam 9 kulesi bulunan kalede, bugün yalnızca 2 kule ziyaret edilebiliyor. Ortaçağ döneminin en etkileyici âbidesi olan Vidin Kalesi, müze olduktan sonra tiyatro gösterileri ve konserlere de ev sahipliği yapıyor.

İstanbul Kapısı da var

Farklı medeniyetleri ve dinleri buluşturan Vidin'de Bulgaristan'ın ikinci en büyük Yahudi ibadethanesi de bulunuyor. Ülkenin dört bir yanındaki Yahudilerin bağışlarıyla 1 yılda inşa edilen ve 1950'li yıllarda depo olarak kullanılan sinagog, bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya...

Tarihi boyunca Tuna topraklarının savunmasında önemli bir merkez olan Vidin'in etrafı geniş surlarla çevrilidir. Eskiden 9 kapıdan girilen şehrin, bugün 4 kapısı ayakta kalabilmiş. Kapılar içinde en ihtişamlı olanı ise şehir meydanındaki Stambol yani İstanbul Kapısı'dır. 1690 - 1720 yılları arasında Avusturya - Macaristan imparatorluğu ile Osmanlı arasındaki savaşlardan sonra inşa edilen İstanbul Kapısı, yarım daire şeklinde, Vobanova savunma sistemine göre yapılmıştır. Kapı bugün Florentin, Pazar ve Yeniçeri kapıları ile şehrin tarihine ışık tutarken, İstanbul Kapısı önüne kurulan Vidin ana meydanında, açıkhava sahneleri, parklar ve idarî binalar bulunuyor.

Döneminin en mükemmel telgraf dairesiydi

Osmanlı döneminden kalan çok sayıda tarihî yapıyı barındıran Vidin'de Türk Postanesi, Vidin kütüphanesi ve kültür mirası listesinde yer alan Askerî Kışla da, şehrin diğer görülmesi gereken eserlerinden.

Vidin'in Osmanlı döneminden kalan bir diğer tarihî eseri olan Türk postahanesi 1858'de kurulmuş. Vidin’in ilk postanesi olan bina, döneminin en mükemmel telgraf dairesiydi.

Postahane Türk kiremidi olarak adlandırılan çatı kaplamasıyla, bugün de orijinalliğini koruyor. Postanenin hemen yakınında bulunan kale kapısı, telgraf kapı adı ile anılıyor.

Postahane Bulgaristan’da korunan ve günümüze kadar gelen tek eski Osmanlı postahanesi olma özelliğine sahip. Bu yapı 1858'de Bulgaristan'ın Osmanlı egemenliğinden ayrılmasından sonra erkek lisesi olarak hizmet verdi.

Osmanlı döneminde âlimler ve aydınlar yetiştiren Vidin’de kitabeler, el yazması eserler ve arşivler Vidin Kütüphanesi'nde özenle muhafaza edildi. 1878'de Bulgaristan'ın Osmanlı egemenliğinden çıkmasıyla el konulan kütüphanede bulunan 2635 eserin 2000'i Türkiye'ye getirildi. Geriye kalan 650 cilt eser ise bugün Sofya Milli kütüphanesinde korunuyor. Kesme taştan inşaa edilen kütüphane, kalın duvarları ve yalın mimarisiyle dikkat çekiyor.

1964’te ulusal öneme sahip arkeolojik - mimari eser ilan edilen kütüphane, günümüzde Vidin cami encümenliği ofisi olarak kullanılıyor.

Osmanlı mimarisinin şehirdeki en seçkin örneklerinden biri

Başkaldırdığı Osmanlı'ya karşı Vidin'i savunma merkezi haline getiren Osman Pazvantoğlu'nun inşaa ettirdiği Vidin Askeri Kışlası, eşit büyüklük ve uzunlukta 4 ayrı koldan oluşuyor. 1801'de Pazvantoğlu'nun sarayının bahçesine yapılan kışla cephane ve silah imalathanesi olarak da kullanıldı. Haç şeklindeki bina Haçlı Kışla olarak da anılıyor.

1260 metrekare alana inşa edilen ve kültür mirası listesinde yer alan kışla, 2008'de AB bölgesel kalkınma programı kapsamında restore edildi. Tuna boyundaki en büyük askerî tesis olarak inşa edilen kışla, Türk yönetiminin çekilmesinin ardından önce mahkeme, ardından Bulgar ordu birliklerinin karargâhı oldu. Kışla bugün etnografya müzesi olarak hizmet veriyor.

Vidin şehrinin tam merkezindeki Türk Konağı, Osmanlı mimarisinin şehirdeki en seçkin örneklerinden biridir. 18. asırda inşaa edilen Türk konağı, bugün tarih müzesi olarak kullanılıyor. Birçok defa değişime uğrayan yapı, farklı maksatlarla kullanılmış olsa da aslen karakol olarak tasarlanmıştır.

Osmanlı mimarisinin yaygın örneklerinden olan Konak'ın üzerindeki kule, uzun yıllar yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmış. Konak, 1870'de Bulgar patrikhanesine tahsis edilmesinin ardından uzun yıllar kilise yönetimine hizmet vermiş. Bina bu dönemde mimari değişikliklere de uğrayan konağın dış yapısına rönesans mimarisinden figürler ve freskler eklenmiş. Yeni eklenen bölümlerle özgün mimarisinden uzaklaşan Konak, 1956'dan bu yana tarih müzesi olarak hizmet veriyor. Konağın bulunduğu cadde de kafeleri ve yeşil alanları ile şehirde günün her saati canlı kalan merkezlerdendir.

 

 

Sevde Dükkancı bildirdi

Güncelleme Tarihi: 10 Temmuz 2013, 12:30
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13