Beyrut'ta cami altında tapınak (video)

Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Hz. Ömer Cami, tarih boyunca birçok farklı inanışın mabedi oldu. Hz. Ömer Camii, sırayla pagan tapınağı, kilise ve cami oldu. Caminin altında halihazırda da bir tapınak var.

Beyrut'ta cami altında tapınak (video)

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta bulunan ve adını Hz. Ömer'den alan Ömer Camii, İslam mabedi haline gelmeden önce birçok farklı inanışa ev sahipliği yaptı. Milattan önce üçüncü yüzyılda pagan tapınağı olarak başladığı serüveninde yapı, önce kilise ardından cami, Haçlılar döneminde yeniden kilise ve sonra tekrar cami oldu.

1291'den bugüne kadar süresiz cami olarak kalan yapıda, hem Memlukluların hem de Osmanlı'nın izlerini görmek mümkün. Memluklulardan kalan önemli eserlerden biri olan caminin minaresi değişik zamanlarda yapılan restorasyonlarla yüzyıllardır ayakta.

Osmanlılar zamanında ise camiye Hz. Yahya Makamı eklendi. Makamın içinde Hz. Yahya'nın elinin olduğu rivayet ediliyor. Hz. Yahya Makamının, güzel ve ders alınacak bir hikâyesi var. Lübnan'ın Osmanlı döneminde Fransa himayesine girdiği günlerde, Beyrut'ta kıtlık hüküm sürüyordu. Günlerce yağmur yağmaması sebebiyle Müslümanlar yağmur duasına çıktı. Allah'tan yağmur yağdırmasını dilediler. Müslümanların yanısıra yağmur duasına çıkanlar arasında Hıristiyan ve Yahudiler de vardı. Yahudiler beze sarılı bir el getirmişti. "Eğer bu el Hz. Yahya'nın eli ise, onun hürmetine bize yağmur gönder" diye dua edilince, daha önce bir benzeri olmayan yağmur yağdı. Osmanlı yönetim merkezinin hadiseden haberdar olmasıyla, bu mübarek el halktan alınarak, Ömer Camii'nde makamına defnedildi.

Osmanlıların diğer bir katkısı da içerisinde Sevgili Peygamberimizin sakal-ı şerifinin muhafaza edildiği oda. Sakal-ı şerif odası olarak kullanılan oda hâlâ aynı isimle anılsa da, Sultan Abdulmecid Han'ın hediyesi olan sakal-ı şerif, Lübnan iç savaşı sırasında çalındı.

Sakal-ı şerif Sultan Abdülmecid Han tarafından Beyrut halkına Osmanlı'nın yanında yer aldıkları için hediye edildi. Beyrut halkı ziyarete gelmeye ve onunla şereflenmeye başladı. Ramazan ayının her gecesi özellikle Kadir Gecesi görmeye geliyorlardı.

Kapının üzerinde hurma ağacı ve üzüm

Caminin içi kadar dışı da dikkat çekiyor. Özellikle de Osmanlı Devleti'nden kalma kapı kendine has yapısıyla hemen göze çarpıyor. Osmanlı zamanında ve iç savaş öncesinde bu kapı caminin ana giriş yerlerinden biriydi. Mermer üzerine yapılmış büyük sanat işçiliği olan çok güzel desenler kapıyı bir sanat eseri kılıyor. Kapının üzerinde hurma ağacı, üzüm bulunuyor.

300 yıl önce inşa edilen caminin avlusunda iç savaş öncesi bir çok dükkân vardı. Ancak savaş sonrası 2002 yılında cami restore edilirken 2 bu giriş arkada kaldı. Avluda aynı zamanda Hıristiyanlık öncesi Roma döneminden kalan 4 sütun da bulunuyor.

Caminin altında ise Roma döneminden kalan tapınak yer alıyor. Bu yer şimdilerde konferans salonu olarak kullanılıyor. Tapınak, kilise ve cami olarak hizmet veren yapı, 2 bini yılı aşkın tarihi ile hâlâ ibadetlerin yapıldığı bir mekân olmaya devam ediyor.

 



Hasan Esen haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2014, 13:55
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13