Beş ülke için turizm rotası (video)

Pakistan, Lübnan, Tahran, Kosova ve Arnavutluk. Her biri kendine has turizm güzelliklerine sahip. Bu ülkelere gitmeyi düşünenler için bir turizm rotası çizdik.

Beş ülke için turizm rotası (video)

Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle büyük turizm potansiyeline sahip ülkelerden biri Pakistan. 7 bin yıllık tarihiyle Güney Asya'nın kadim ülkelerinden biri olan Pakistan birçok dini akıma ve imparatorluğa ev sahipliği yaptı. Ülkede kültür mozaiği de çok renkli.

Milattan önceki yıllarda yaygın olan Budizm ve Hinduizm inançları nedeniyle ülkede, bu inanışlara ait tarihi eserlere rastlamak mümkün. Bu eserlerin büyük bir bölümü Lahor'da, ülkenin en büyük müzesinde sergileniyor. Lahor Müzesi'nde özellikle Budizm'in kurucusu olan Sidarta Gautama’ya ait birçok heykel mevcut.

Hinduizm'e ait tapınaklardan en önemlisiyse Pencab eyaletindeki milattan önce 300’lü yıllarda inşa edilen Katas Raj Tapınağı. Burası, Hindu inancının en kutsal ikinci tapınağı. Zira Hinduizm inancına göre tanrı sayılan Şiva ve eşi Satı’nın burada yaşadığına inanılıyor. Tapınağın ortasındaki gölse Hindular tarafından kutsal sayılıyor. 

Pakistan'da İslamiyeti yaymak isteyen Türkler de bölgede birçok tarihi eser bırakmış durumda. Bu eserlerin başında Lahor Kalesi geliyor. Babür İmpartoru Ekber Şah tarafından inşa ettirilen kale 1605'de tamamlanmış. Bu görkemli yapı her yıl 2 milyondan fazla yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Kalenin içerisinde görülmesi gereken en önemli yerse Aynalı Saray. 

Babürler’in Lahor'a bıraktığı bir diğer eser Padişah Camii. Pakistan’ın ikinci, dünyanın en büyük beşinci camii olan eser Babür İmparatoru Alemgir Şah tarafından 1673'de yaptırılmış. 100 bin kişilik kapasiteye sahip cami ince mermer işçiliği ile dikkat çekiyor. Ayrıca camide kutsal emanetler bölümü de bulunuyor.

Yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak yerlerinden biri de Faysal Camii. Türk mimar Vedat Dalokay tarafından projesi çizilen yapı özgün bir mimariye sahip. Dünyanın en büyük dördüncü cami olan mabed başkent İslamabad'da yükseliyor.

Ülkeye gelen turistlerin gözde adreslerinden biri Kevra tuz madeni. Pencab eyaletindeki maden dünyanın en büyük ikinci tuz madeni ünvanına sahip. Burası yılda 250 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor.

Dünyanın en ilginç  bayrak değişim törenlerinden birine sahne olan Wagah sınır kapısı da turistlerin ilgisini çekiyor. Hergün binlerce kişi sınıra bayrak değişimini izlemeye geliyor. Tören, gün batımına kısa süre kala düzenleniyor ve yirmi dakika sürüyor.

El değmemiş doğasıyla dikkat çeken Pakistan'da Swat vadisi de kış turizminde alternatif arayanlar için iyi bir seçenek. Köklü tarihi, sıcakkanlı insanları ve dikkat çeken doğasıyla Pakistan ziyaretçileri için eşsiz güzellikler saklıyor.

Ortadoğu'nun Turizm Merkezi Lübnan 

Ortadoğu'da turizm denince akla ilk gelen yerse hiç kuşkusuz Lübnan. Başkent Beyrut, hem yerli hem yabancı turistler için eşsiz bir rota. Beyrut'un en önemli simgelerinden bir tanesi Güvercin Kayalıkları. Kayalıkların nasıl oluştuğuna dair Beyrutlular arasında ilginç rivayetler var. Hatta bazıları kayalıkların gökten indiğini bile söylüyor. Ne olursa olsun kayalıklar hem Beyrutlular hem de Beyrut'u ziyaret eden turistler için önemli bir çekim noktası.

Lübnan'ın en önemli dini merkezlerinden birisi de Beyrut'taki Hz. Ömer Camii. Yapı  milattan önce üçüncü yüzyılda Pagan tapınağı olarak başladığı serüveninde, önce kilise ardından cami, Haçlılar döneminde yeniden kilise ve sonra tekrar cami oldu. 1291'den bugüne cami olarak kullanılan yapıda, hem Memlüklüler’in hem de Osmanlı’nın izlerini görmek mümkün.

Lübnan'ın başkentinin sadece 20 kilometre dışında yer alan bu tepe, Lübnan Hristiyanları için kutsal kabul edilen Harissa Tepesi.Harissa'ya karayoluyla gidilebildiği gibi, liman bölgesi Cuni'den 9 dakika süren teleferik yolculuğuyla da ulaşılabiliyor. Tepeye varanları eşsiz bir manzara karşılıyor. Hem turistlerin hem de Hristiyan hacıların ilgisini çeken Harissa'nın ziyaretçisi eksik olmuyor. 

Lübnan denince akla gelen yerlerden biri de asırlardır çözülemeyen bir gizeme sahip Baalbek antik kenti. Verimli Beka vadisiyle sarılı Baalbek'in tarihi, 9000 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Fenikeliler’in en güçlü tanrısı Bael'in, adını verdiği bu topraklarda doğduğu anlatılıyor efsanelerde.

Küçük bir adaya kurulu olan, depremlere ve savaşlara rağmen ayakta kalan Sayda kalesi de, ülkenin turistik merkezlerinden. 13’üncü yüzyılda Haçlılar tarafından inşa edilen kale ana karaya 80 metrelik bir yolla bağlı. Kaleden hem Sayda limanı hem de eski şehir görülebiliyor. Sayda deniz kalesi, bir şehrin geçirdiği sosyal, siyasi ve mimari değişiminin yüzlerce yıldır en yakın tanığı.

Zengin toplum yapısı, doğal güzellikleri, Akdeniz iklimi ve sahip olduğu uzun sahil şeridiyle Lübnan, Ortadoğu’da hem yaz hem de kış turizmi potansiyeline sahip ender ülkelerden biri. Bu nedenle turizm rotalarının değişmez duraklarından olmaya devam ediyor.

İran'da Tarih Turizmi Ön Planda 

Beş bin yıllık geçmişe sahip İran, farklı kültürleri muhafaza eden ülkelerden. Pers İmparatorluğu’ndan bu yana ülkede hüküm süren medeniyetlerin izlerini bugün de görmek mümkün.

Medler'e, Selçuklular'a, Safaviler’e ve Kaçarlar’a da ev sahipliği yapan İran, tarihe ilgi duyanların seyahat rotaları arasında. Hazar kıyısı ve Basra körfezine kıyısı olsa da ülkede denizden çok tarih turizmine yatırım yapılıyor. Ülkeye gelen turistler için tarihi bölgeler ve eserler öne çıkarılıyor.

İran'da en çok ziyaret edilen yer kuşkusuz başkent Tahran.Ancak, kent 250 yıllık geçmişe sahip. Bu nedenle daha çok ticari ve siyasi nedenlerle tercih ediliyor. Tarih turizmi içinse kentteki saraylar ön plana çıkıyor.

Bunlardan biri günümüzde siyasi toplantılara da ev sahipliği yapan, Sadabad Sarayı. Kaçarlar dönemine ait Niyeyaveran Sarayı da görülmesi gereken yerler arasında. Aynalı salonları,  karşılama bölümleri ve misafir odalarıyla dönemin bütün ihtişamını yansıtıyor.

Tahran'da Milad ve Azadi kuleleri, Kapalı Çarşı, Demavend dağı eteklerindeki Derbend restoranları da gezilecek yerler arasında bulunuyor. İran'daki kültür şehirlerinin en önemlisiyse İsfahan ve Şiraz. Selçuklular’a da başkentlik yapan İsfahan, birçok tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor.  

Siyosepol köprüsü, Nakşı Cihan meydanı, Mescid-i Cuma ve Ali Kapu Sarayı, hem batı hem doğu ülkelerinden turistleri kendine çekiyor. İran Cumhuriyeti din turizmine büyük önem veriyor. Dünyadaki Şiiler’in merkezi konumundaki İran’da önemli şahısların kabirleri bulunuyor. Meşhed’deki İmam Rıza türbesiyle Kum kentindeki Camkeran Mescidi her yıl milyonlarca Şii’nin akınına uğruyor.

İran son yıllarda, helal turizm sloganıyla dini ve tarihi mekanların kapısı eskiye göre daha fazla açmış durumda. Ancak ülke çok sayıda yabancı turisti ağırlayabilecek altyapıya sahip değil. Otellerin sayısının azlığı ve dünya standartlarının altında olması bunun göstergelerinden. Turizm gelirlerini artırmak isteyen Hasan Ruhani hükümeti otel yatırımlarına önemli teşvik sağlıyor.

Kosova'nın Turist Sayısında Artış Var 

Nüfusunun yüzde 98'i Müslümanlardan oluşan Kosova'da her geçen yıl turist sayısında artış gözlemleniyor. Bölgeye gelenler için turistik rota, pek çok kentte olduğu gibi meydanlardan başlıyor.

Aya Tereza ve İbrahim Rugova başta olmak üzere başkent Priştine'deki tüm meydanlar farklı yönleriyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Tarihi Taşköprü, Sinan Paşa Camii ve Şadırvan Çeşmesi’yle Prizren, Kosova'ya gelen turistler için bir cazibe merkezi.

Osmanlı'dan miras kültürü ve tarihiyle dikkat çeken Prizren'de herkesi kendine hayran bırakansa Prizren evleri. Mimarisiyle göz dolduran evler, Osmanlı döneminin en önemli sembollerinden.  

Evlerin çoğu, koruma altında. Kimilerinde hayat sürerken, bazıları müzeye dönüştürülmüş durumda. Restore edilen evler, yüzyıllar öncesine yolculuk etmek isteyenleri bekliyor. Farklı kültürleri buluşturan Kosova'nın simgeleri arasında camiler özel bir yere sahip.

Osmanlı izlerini bugüne taşıyan bu camiler, turistleri de ağırlıyor.Ülkenin ikinci büyük kenti olan Prizren'deki Sinan Paşa Camii, bunlar arasında en göze çarpanı. Avlusu ve bahçesi aslına uygun olarak restore edilen cami, özellikle Türkiye'den gelenlerin akınına uğruyor.Kosova, Balkanlar'ı keşfe çıkanları tarihi eserleri, doğal güzellikleri ve yüzyıllardır yaşatılan gelenekleriyle kucaklamaya devam ediyor.

Deniz, Dağ ve Kültür Turizmi için Arnavutluk

Adriyatik kıyısındaki Arnavutluk, Balkanlar’ın en çok turist ağırlayan ülkelerinden biri. Özellikle kıyı şehirleri, dünyanın dört bir yanından gelen turistleri ağırlıyor. Temiz doğası ve tertemiz koylarıyla Durres, Saranda, Ksamil, Vlora gibi şehirler yaz sezonu boyunca yabancı turistlerle dolup taşıyor.

476 km kıyıya sahip ülkede deniz turizminin yanı sıra, doğa ve kültür turizmi de çok yaygın. Çok sayıda  imparatorluğa ev sahipliği yapmış olmasıyla Arnavutluk, tarihsel ve kültürel zenginliğiyle de turistler için ilgi çekici.

İki katlı taş evleri, mimarisi ve barındırdığı eserleri ile Osmanlı'nın Balkanlar’a mirası, Cirokastıra da önemli kültür rotaları arasında.Osmanlı döneminde Ergiri adıyla anılan şehir halen o dönemde edildiği mimari çizgileri saklıyor.

Cirokastra'nın yanı sıra Elbasan, İşkodra, Berat gibi Osmanlı mirası eserlerle bezeli şehirlerin dışında başkent Tiran da tarihi ile öne çıkıyor. 1819'da Ethem Bey tarafından inşa edilen cami ve saat kulesi, diktatör Enver Hoca döneminde bir çok yara aldı.

Ancak halen orijinalliğini koruyan nadir eserler arasında yerini koruyor. Tiran'da yaşayan Müslümanlar için büyük öneme sahip Ethem Bey Camii Arnavutluk'a gelen turistlerin mutlaka uğradıkları adreslerin başında geliyor.

Ülkede komünist dönemden kalma yapılara da oldukça ilgi çekiyor.Ülkede 600 bine yakın sığınak olduğu tahmin ediliyor. Enver Hoca’nın ünlü sığınakları turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor.

Dünya turizminde Arnavutluk'un daha çok tanınması için ülkede turizm sektörünü desteklemek amaçlı projeler geliştiriliyor. İstatistiklere göre Arnavutluk’a gelen ziyaretçi sayısı her yıl artıyor. 

Yayın Tarihi: 21 Temmuz 2016 Perşembe 14:34 Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2016, 10:07
banner25
YORUM EKLE

banner26