Batı'dan İslam'a tam imanla döndü (video)

Müslüman Kardeşler Hareketi’nin liderlerinden Seyyid Kutub'u, şehadetinin 48’nci yıldönümünde Halil İbrahim Yenigün'le konuştuk.

Batı'dan İslam'a tam imanla döndü (video)

Seyyid Kutub, 1906'da Mısır'ın Asyut kasabasında, dindar bir Müslüman ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hacı İbrahim Kutub, Vatan Partisi üyesiydi. Ortaokul ve lise tahsilini El-Ezher'de alan Kutub, Daru'l Ulûm fakültesinden mezun oldu ve ilerleyen yıllarda fakültede öğretim görevlisi olarak çalıştı. Seyyid Kutub, insanlığın arzuladığı sosyal adaletin İslam'da olduğunu savunduğu kitabı 'İslam'da Sosyal Adalet'i 1948'de yayımlandı.

Seyyid Kutub'un Amerika'ya gittiğini ve orada Batı medeniyetinin bir çöküşü yaşadığını müşahede ederek döndüğünü vurgulayan İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil İbrahim Yenigün, Kutub ABD izlenimi hakkında şunları söyledi: “Amerika'ya gittiği zaman kendisine, iki savaş arasında kalan Heidegger'in dediği gibi 'Bizi ancak Tanrı kurtarabilir' sözünü söyleten psikoloji hâkim oluyor. Şuna kanaat getiriyor: Hakikaten maddi ve maddiyatçı Batı medeniyeti bir çöküş arefesinde, bir çöküş sürecinde. Bu şekilde bir kanaat hâsıl oluyor.

Batı’dan döndükten sonra Batı’ya meftun olmak bir yana, Batı medeniyetinin kendi içerisinde bir çöküş yaşadığı fikri ve kanaatiyle dönüyor. Ona göre Batı medeniyeti bir iflas medeniyeti, müflis bir medeniyet. O süreçte aslında tam anlamıyla İslam'a topyekün bir hayat tarzı olarak ve İslam'ın bütün boyutlarına tam manasıyla inanmış bir halde dönüyor.”

Ne Kutub Müslüman Kardeşler'den ibaret, ne de Müslüman Kardeşler Kutub'tan

Seyyid Kutub, Mısır'a döndükten sonra Hasan el Benna'nın kurucusu olduğu Müslüman Kardeşler teşkilatına katıldı ve fikirlerini teşkilatın gazete ve dergilerinde yayımladı. 1954'te Cemal Abdül Nasır'a yapılan suikast sonrasında diğer teşkilat üyeleri ile birlikte tutuklandı ve hapis hayatı başladı. Seyyid Kutub çıkarıldığı mahkemede 15 yıl hapse mahkûm edildi.

Yenigün, Seyyid Kutub'un yanlış konumlandırılmamasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Şimdi şöyle bir yanılgı oluşmamalı. İhvan-ı Müslimin yani Müslüman Kardeşler teşkilatı, Seyyid Kutub'un sonrasında yalnızca Kutub'la tavsif edeceğimiz bir teşkilat değil. Bunun yanı sıra Kutub da İhvan-ı Müslimin'in kendisi değil. Bu dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus.

Seyyid Kutub hapishanedeyken Kutubçular şeklinde bir hizip oluşuyor. Ona daha yakın olan, onu daha çok benimseyen, daha çok onun etrafında bir gençlik kitlesi oluşuyor. Ama onun dışında İhvan-ı Müslimin'in içerideki mensupları arasında, Bennacılar, Hudeybiciler, Telemsaniciler gibi farklı gruplar da bulunuyor. İhvan'ın içinde farklı liderlerin adıyla anılan gruplar da bulunuyor.”

Seyyid Kutub, hapishane döneminde kendisini modern İslam düşüncesi içinde ayrı bir yere getiren Kur'an'ın Gölgesinde isimli tefsiri yazdı. 10 yıllık mahkûmiyetinin ardından sağlık sorunlarından dolayı hapishaneden ayrılsa da, evinde zorunlu ikamete tâbi tutuldu. Ancak “Yoldaki İşaretler” kitabı nedeniyle 1965'te tekrar tutuklandı.

Abdülfettah İsmail ve Muhammed Yusuf Havvaş'la birlikte idama mahkum edilen Seyyid Kutub'a, Cumhurbaşkanı Abdülnasır'dan özür dilemesi halinde affedileceği teklifiyle kardeşi Hamide Hutub'dan haber gönderildi.

Seyyid Kutub'un cevabı ise “Eğer idamı hak etmiş olarak Hakk’ın emriyle ipe çekiliyorsam, buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer bâtılın zulmüne kurban gidiyorsam, bâtıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!.” şeklinde oldu. Bunun üzerine Kutub'un cezası infaz edildi ve 29 Ağustos 1966'da şehadete yürüdü.

 


Mehmet Erken haber verdi

Yayın Tarihi: 01 Eylül 2014 Pazartesi 11:42 Güncelleme Tarihi: 01 Eylül 2014, 11:42
YORUM EKLE

banner19

banner36