banner17

Balkanlarda Müslümanların durumu (video)

Müslüman Osmanlı, Balkan coğrafyasında büyük izler bıraktı. Osmanlı'dan geriye büyük bir Müslüman nüfus da kaldı. Devlet-i Aliyye'nin güç kaybetmesiyle birlikte Balkan Müslümanları da büyük acılarla karşı karşıya kaldı.

Balkanlarda Müslümanların durumu (video)

Osmanlı Devleti'nin Balkan coğrafyasında gerçekleştirdiği fetihlerin ardından, bölge hem Anadolu'dan gelen Müslümanlar'ın göçüne, hem de bölge halklarının bir bölümünün İslamiyeti kabul etmesine tanık oldu. Ancak 19'uncu yüzyılda yaşanan gelişmeler, Balkan Müslümanları için sıkıntılarla dolu bir dönemin başladığına işaret ediyordu.

'93 harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından, Müslüman nüfusun büyük bir bölümü kitleler halinde Anadolu'nun yolunu tutmak zorunda kaldı. Balkan Savaşları'nda yaşanan hezimet, bu göç dalgasını daha da hızlandırdı. Milyonlarca insan yollara döküldü, binlercesi göç yolunda hayatını kaybetti.

Göç edenler sadece Türkler değildi. Müslüman Arnavutlar, Boşnaklar, Torbeşler ve Pomaklar da Anadolu'ya sığındı. Bu göç dalgaları günümüz Türkiye’sinde yaklaşık 5 ila 7 milyon olarak tahmin edilen bir Balkan kökenli nüfus yarattı. Ancak Türkiye’deki Balkan kökenli nüfus ile geldikleri ülkeler arasındaki bağlar kopmadı.

Balkan ülkelerinde yaşayan Müslüman ve Türk toplulukların yakın tarihte maruz kaldıkları baskılar, Türkiye'de geniş yankı buldu. Balkanlar'daki Müslüman nüfus halen Türkiye'yi bir "koruyucu" olarak görüyor. Bunun en somut örneği Bosna ve Kosova savaşları sırasında yaşandı. Türkiye, bu savaşlar süresince Boşnaklar'ın ve Arnavutlar'ın lehine aktif dış politika izledi.

Balkan coğrafyasının her köşesinde Horasan erenlerinin izlerine rastlamak mümkün

Balkan Savaşları'nın, bir anlamda da Balkan coğrafyasının Osmanlı'dan tamamen kopuşunun üzerinden yüz yıl geçti. Binlerce Türk aradan geçen zaman içinde yeniden Anadolu'nun yolunu tuttu. Ancak bugün Meriç'in batısında kalan topraklarda halen yüzbinlerce Türk yaşıyor. Bugün Balkan coğrafyasında 1 milyondan fazla Türk, 9 milyona yakın Müslüman nüfus yaşıyor.

Balkanlar'ın fethinden sonra Rumeli'ye yerleştirlen ve "Evlad-ı Fatihan" olarak isimlendirilen Türk toplulukları, bölgede İslam'ın yayılmasında da önemli rol oynadı. Balkan coğrafyasının her köşesinde Horasan ve Anadolu erenlerinin izlerine rastlamak mümkün. Bosna-Hersek'te her yıl düzenlenen Ayvaz Dede şenlikleri, bırakılan kültürel mirasın örneklerinden sadece biri.

Ancak Balkanlar'daki Türk izleri bunlarla sınırlı değil. Mostar'dan Manastır'a, Priştine'den Sancak'a onlarca kent Osmanlı döneminde inşa edilen camilere, köprülere, hanlara ve kervansaraylara ev sahipliği yapıyor. Bu mirasın sahipleri, Osmanlı'dan kopuşun ardından büyük acılarla karşı karşıya kaldı. Büyük kitlesel göçler ve toplama kampları hafızalarda acı dolu günler olarak kaldı.

Balkanlarda Türklerin durumu

Ancak Soğuk Savaş'ın ardından Balkan Türkleri için de hayat yeniden başladı. Bulgaristan, Makedonya ve Kosova'da yaşayan Türkler bir dönem dışlandıkları kendi topraklarında iktidara bile ortak oldu. Ancak bu, tüm sorunların bittiği anlamına da gelmiyor.

Bugün itibariyle Bulgaristan’da 800 bin dolayında Türk ve Müslüman azınlık yaşıyor. Bu nüfus diğer Balkan ülkelerine oranla en geniş Türk azınlığı oluşturuyor. Makedonya’da ise bugün 80 bin dolayında bir Türk azınlık nüfusu mevcut. Makedonya’daki etnik çeşitliliğin yarattığı zorunlu denge; Makedonya’nın dış politikasında komşuları Arnavutluk, Yunanistan ve Bulgaristan ile yaşadığı sorunlar Türkiye ile yakınlaşmasını sağladı. Bunun sonucu olarak Türkiye’nin de baskısı ile 2000 yılından sonra Müslüman Türkler ve Arnavutlar'ın talepleri karşılanarak anayasal statüleri iade edildi.

Bu noktadan sonra, Türkiye ile Makedonya arasında çok sıkı bir işbirliği başladı. Günümüzde ülkedeki Türk azınlık genel olarak ciddi bir sorun yaşamıyor. Siyasi temsilleri de sorunsuz bir şekilde sağlanıyor.

Kosova'da ise 18 bin Türk azınlık yaşıyor. Sancılı bir sürecin ardından 2008’de Kosova’nın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Türkler, Sırplar ve Boşnaklar ile birlikte azınlık olarak tanındılar. Böylece hukuki statüleri garanti altına alındı.

Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Dedeağaç, Gümülcine ve İskeçe illerinde de yaklaşık 150 bin dolayında Türk azınlık yaşıyor. Lozan Antlaşması ile karşılıklı olarak Türkiye’de İstanbul Rumları, Yunanistan’da da Batı Trakya Türkleri azınlık statüsünde bırakıldı. Antlaşmayla bu azınlıkların hukuki statüleri güvence altına alınması kararlaştırıldı.

Osmanlı Devleti döneminden bu yana bu topraklarda yaşayan Türkler kendi seçtikleri müftünün Yunan devleti tarafından tanınmaması, Yunan devletinin azınlığı “Türk" olarak tanımlamaması gibi birçok sorunla karşı karşıya. Ancak son yıllarda Batı Trakyalı Türklerin en çok canını yakan sorunlar işsizlik ve ekonomik kriz.

Bosnalı müslümanlar

Balkan coğrafyasında önemli bir topluluk da Boşnaklar. Yugoslavya'nın dağılma sürecinde Boşnaklar üzerinde artan baskı, Bosna Savaşı ile birlikte adeta bir soykırıma dönüştü. Savaş sırasında yaşanan acılar, Bosna Müslümanlarının hafızalarındaki tazeliğini koruyor.

Bosna Hersek'te 3 milyon 800 bin nüfus yaşıyor. Bu nüfusun yüzde 54'ü Boşnak, yüzde 32,5'i Sırp, yüzde 11'i de Hırvat. Bu oranlar 2013 yılında yapılan son nüfus sayımına ait. Rakamlar, 1991 yılında yapılan nüfus sayımından hareketle, ülke nüfusunun bir milyondan fazla azaldığını ortaya koyuyor.

Bosna Hersek’te savaş, yalnızca hayatlara malolmadı. Ülkenin nüfus yapısı savaştan sonra tamamen değişti. 3 yıl süren savaş boyunca 2 milyon 200 bin kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Bunun yarısı yurt dışına yerleşti. Bosna Savaşı’nda en ağır kaybı, soykırıma maruz kalan Müslüman Boşnaklar verdi.

Boşnak nüfus Yugoslavya döneminden önce sadece "Müslüman" olarak tanımlanıyordu. Ancak 1963 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Yugoslavya, federal bir sosyalist cumhuriyet olarak tanımlandı. Müslümanlar da kurucu unsur olarak kabul edildi ve "Müslüman millet" tanımının yanı sıra Boşnak kimliği güç kazandı. Müslümanların Bosna-Hersek'in idaresinde söz hakkı arttı.

Ancak Yugoslavya'nın dağılma sürecine girmesiyle birlikte, Bosnalı Müslümanlar hedef tahtasına konuldu. Dünya, Bosna'da işlenen katliamlara ve savaş suçlarına sessiz kaldı. Sadece Srebrenitsa'da iki günde 8 binden fazla erkek öldürüldü. Bu, Sırp milliyetçilerin soykırıma giriştiğinin de açık bir göstergesiydi.

Sancak müslümanları

Eski Yugoslavya içinde Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biri de Sancak'tı. Ancak Karadağ'ın 2006'da bağımsızlığını ilan etmesiyle Müslüman nüfusun yaşadığı Sancak Bölgesi de ikiye bölündü. Bir bölümü Karadağ sınırlarına dahil olurken diğer bölümü Sırbistan'da kaldı.

Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca Sancak'ta sular durulmadı. Sancak, bugün de NATO'nun çatışma riski var dediği 16 bölgeden biri. Yeni Pazar merkezli bölgenin Sancak ismiyle anılmasının nedeni, Osmanlı'nın Avrupa'daki son sancağının burada kalmış olması. 400 bin nüfuslu Sancak bölgesinde nüfusun yaklaşık yarısını Müslümanlar oluşturuyor.

Sancak Müslümanları Sırp milliyetçileri tarafından sık sık hedef gösteriliyor. Müslüman halkın hak arayışı bu çevreler tarafından çoğu zaman ayrılıkçılık olarak yansıtılıyor. Bir diğer sorun ise Müslüman halk arasında yaşanan bölünme. Bölgede iki ayrı İslam birliği mevcut. Muamer Zukorliç ve Adem Zilkiç önderliğindeki bu oluşumlar arasında zaman zaman silahlı kavgalar dahi yaşanıyor. Taraflar daha önce Türkiye'nin arabulucuğu ile bir araya getirilse de, henüz bölünmüşlüğün önüne geçilebilmiş değil.

 

Hamza Türkyıldız haber verdi

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2015, 10:43
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20