Asırlık Osmanlı evi kültür merkezi oldu

Beyrut'ta 132 yıldır ayakta olan, ülkenin geçirdiği tüm savaşlara direnen eski bir konak, yıkılmaktan son anda kurtuldu. Osmanlı dönemi yapılarından olan Gül Ev restore edilerek kültür merkezi haline getirildi.

Asırlık Osmanlı evi kültür merkezi oldu

132 yıldır ayakta olan ve Lübnan'ın geçirdiği tüm savaşlara direnen Beyrut'taki eski bir konak yıkılmaktan kurtarıldı. Osmanlı dönemi yapılarından olan Gül Ev, İngiliz bir sanatçının girişimiyle restore edildi. Kültürel faaliyetlere mekân olacak ev, yıkılan diğer eski binaların aksine, maziyle geleceği de birbirine bağlamaya devam edecek.

Gül Ev, Akdeniz'e bakan bir tepede, yanı başındaki fenerle beraber, bir mimari mücevher gibi parıldıyor. Beyrut'un yüksek katlı binalarla çevrili sahil şeridindeki zarif konak, bir serap, eski romantik günleri hatırlatan bir abide gibi duruyor. Yeni inşa edilen apartman bloklarının ortasındaki yapı, Beyrutlulara şehrin kaybolmakta olan o eski güzelliği ve ışıltısını fısıldıyor. Renginden dolayı Gül Ev denilen konak, 132 yıllık bir tarihe sahip.

Barış mesajları yaymak için bir tür kültürel direniş

Binayı yıkılmaktan kurtaran Tom Young, Gül Ev hakkında şu şekilde konuştu: “Evi 2006'da Lübnan'a ilk ziyaretim sırasında gördüm. Eve baktım ve ne kadar güzel, büyülü ve gizemli bir yer diye düşündüm. 2009'da Lübnan'a taşındığımda, Beyrut'un kültürel mirasının nasıl yok edildiğinin, birçok eski evin yerlerine gökdelenler dikildiğinin çok daha fazla farkına vardım.”

Doğu Beyrut'ta da eski bir evi restore eden sanatçının yolu bir kez daha konakla kesişir. Tom Young evle ikinci karşılaşmasını şöyle anlattı: “Kordon boyunda eşimle yürüdüğüm bir gün evi yeniden gördüm. Balkonda birileri vardı. Hadi gidelim bakalım kim yaşıyormuş dedik. Tepeye tırmandık ve kapıyı çaldık. Ailesi burada 50 yıldır yaşayan Feyza El Hazin ile tanıştık. Bizi içeri davet etti.”

Evin sahibiyle sohbeti sırasında Gül Ev'in satılacağını öğrenen Tom Young, konağın yıkılıp yerine gökdelenler dikileceğini düşünmüş. Evin sahibiyle görüşmeye karar vermiş. Tom Young evin kültür merkezi olarak kullanılmasına karar verilmesini şu ifadelerle anlattı: “Ev sahibinin ofisine gidip; evi, sanat, kültür, tiyatro, sergi mekânı, imkanı olmayan çocuklar için bir öğrenme alanına dönüştürme fikrimden bahsettim. Kabul etti ve çok güzel bir fikir olduğunu söyledi. Yapalım dedi. İnanamadım. Anlaştık ve işte sonuç bu.”

Tom Young'u Gül Ev'i bir kültür merkezi haline getirmekten şehirde patlayan bombalar da vazgeçirememiş. Young her şeye rağmen Gül Ev'in kültür merkezi olarak faaliyet göstermesini gerektiği yönündeki kararlığını şu sözlerle vurguladı:

Yazın balkonda bir tablo yapıyordum. Bir yandan güneş batıyordu. Ev yapımı limonatamı yudumluyordum. Tam o sırada bummm diye bir ses geldi. Çok uzakta değil, birkaç sokak ötedeydi. Bir IŞİD intihar saldırganı kendini patlatmıştı. Bu, bana mevcut durumun gerçekliliğini hatırlattı. Endişe vericiydi. Ancak, yaptığım işe devam etmek için daha çok sebep de verdi. Barış mesajları yaymak için bir tür kültürel direniş, bizleri durdurmak isteyenlere karşı bir nispet gibiydi.”

Bir Osmanlı paşasının evi

Tom Young'un direnişi, Kasım ayında sergiyle vücut buldu. Restorasyonun ardından eklenen yeni tablolarla ev ilk kez kapılarını açtı. Bir süre İstanbul'da yaşayan ve mimarlık eğitimi alan Young, eski Beyrut evlerinde Osmanlı etkisinin belirgin olduğu görüşünde.

Tom Young, Beyrut'un eski mimarisi ile alakalı şu ifadeleri kullandı: “Osmanlı mimarisi, Beyrut'taki eski mimaride gerçekten de çok etkili. Beyrut, bugünkü büyük bir şehir olma özelliğini 2. Abdülhamid zamanında kazandı. Limanı inşa eden oydu. Evet, biliyorum ki, Beyrut o zamanlar Beyrut olmaya başladı. Bu ev de, 1882'de yani Osmanlılar buradayken inşa edildi. Buranın eskiden bir Osmanlı paşasının evi olduğunu öğrendim. Yani arada bir bağ var.”

Beyrut'un eski günlerini hatırlatan bağlar, yeni binaların inşası ile yavaş yavaş yok oluyor. Ancak genç sanatçı sayesinde korunan Gül Ev, yaşadığı zamanların hikâyelerini Akdeniz yoluyla sahilden sahile anlatmaya devam edecek. O hikâyelerde hem aşklar, hem savaşlar, hem Osmanlılar, hem Türkler, hem Lübnanlılar olacak.

 



Hasan Esen haber verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2014, 09:13
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13