banner17

Asırlarca nice âlimler yetiştirdi medreseler (video)

Müslümanların tesis ettiği, öğretimin yanı sıra ahlak ve irfan da talim edilen kurumlardı medreseler. Arapça'da derslerin görüldüğü mekan anlamına gelen medrese kelimesi, sami dillerinde ortak kullanılıyor. Asırlarca ilim ve irfanın yuvası olan medreseleri inceledik.

Asırlarca nice âlimler yetiştirdi medreseler (video)

Medreseler, sıbyan mektebinden sonra gidilen yüksek öğretim kurumlarıydı. Medreseler, tarih boyunca eğitim ve öğretimin yuvası oldu. Ancak onları bugünkü üniversitelerden ayıran en önemli etken sınıf geçme sistemi yerine ders geçme sistemi üzerine kurulu olmalarıydı. Medreselerde hadis, fıkıh, mantık, kelam gibi dini ilimlerin yanı sıra edebiyat, hitabet, geometri, tıp, gökbilimi gibi pozitif bilimler de öğretiliyordu. Bürokraside, mimaride, tıpta ve sanatta görev yapacaklar medreselerde yetişti.

Prof. Dr. Cahit Baltacı medreselerle alakalı şu sözleri söyledi: “Medrese sadece din okulu değildir ama din ve diğer bilimlerin sosyal hatta tıbbi bilimlerin okutulduğunu görüyoruz. Medreseye bir Kur'an kursu gibi bakmak doğru değildir, onun tanımına uygun değildir. Onun için medresede o günün bilinen ilimleri bizim İslam dünyasındaki ve bize dışarıdan intikal eden bilimler burada gayet güzel okutulmuştur."

İslam tarihinde ilk medrese Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam tarafından tesis edildi. Medine-i Münevvere'de Kur'an öğretiminin yapıldığı Darü'l Kurra adını taşıyan ev, medreselerin doğuşuna ilham oldu. İnşa edildiği günden bu yana bir ilim-irfan kurumu olarak da hizmet veren Mescid-i Nebevi ve içerisinde yer alan suffe, ilk medrese modelini teşkil etti.

Nizamiye Medreseleri çağa damga vurdu

Anadolu'da medrese geleneği Selçuklu döneminde başladı. İlki Buhara'da 937 yılında açılan İslam'ın ilk medresinin ardından 11. yüzyılda kurulan Nizamiye Medreseleri çağa damga vurdu. Büyük Selçuklu Devleti'nin veziri Nizamülmülk'ün, Bağdat ve Nişabur'da açtığı bu medreselerde ilk kez ulema ve talebelere kalacakları özel odalar ayrıldı. Nizamülmülk, medreselerin devamlılığı için vakıflar da kurdu. Anadolu Selçuklu Devleti tarafından fethedilen şehirlere ilk olarak medrese, cami ve zaviye inşa edildi. Medrese geleneği, Anadolu topraklarında böylece yaygınlaştı.

Geniş bir coğrafyaya yayılan medreselerin en önemli örnekleri Osmanlı Devleti döneminde inşa edildi. Osmanlı döneminde medreseler, sıbyan mektebinden sonra gidilen yüksek öğretim kurumları oldu. Osmanlılar, Selçuklular'dan devraldığı medresi geleneğini yaşattı. Medreseler, Osmanlı Devleti döneminde altın çağını yaşadı. Osmanlı topraklarında ilk medrese Orhan Gazi döneminde İznik'te inşa edildi. Devletin sınırlarının genişlemesiyle beraber Bursa ve Edirne başta olmak üzere pek çok şehirde medreseler açıldı.

15'inci yüzyılda sadece İstanbul'da 500 civarında medrese bulunuyordu. Bunların yanında fethedilen her yeni bölgede medreseler açılıyordu. Selçuklu Devleti ve beylikler döneminden gelen medrese geleneği Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar devam etti. Ardından Fatih Sultan Mehmet, içerisinde Ali Kuşçu ve Molla Gürani gibi âlimlerin de olduğu bir heyet toplayarak medrese sistemine yenilikler kattı. Kafkasya'dan, Kahire'den, Mavearaünnehir'den getirilen ulema pozitif bilimlerde dersler vermeye başladı.

Fatih, külliyesi içinde 8 medrese kurdu. Bu medreseler birbirine bağlı üniversite fakültelerini andırıyordu. Bununla birlikte tetimne yani medreseye hazırlayan kurslar kurdu. Bugün o kursların bir kısmı ayaktadır. Anadolu'da bulunan medreselerin de mimari yapıları kubbeli ve eyvanlı olmak üzere ayrılıyordu. Bazı özel durumlardaysa özgün mimariler uygulandı.

Osmanlı'da medreseler alanlarına göre farklı isimler alıyordu. Darü'l Hadis, Darü'l Kurra gibi isimler taşıyan medreseler alanlarında yetkin müderrisler yetiştiriyordu. Osmanlının son döneminde medreselerin ders programında da yeni düzenlemeler yapıldı. Tanzimat döneminde yeni mesleki okulların açılması ile medreselerde sadece dini eğitim verilmeye başlandı. Cumhuriyetin kuruluşuna kadar devam eden medrese geleneği, 1924'teki Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kararıyla sonlandı.

Kosova'da aktif medreseler var

Kosova'nın neredeyse bütün kentleri Osmanlı mirası eserlerle bezeli. Bu eserlerin bir çoğu zamana yenik düşse de aralarında geçen yüzyıllara rağmen halen işlevini koruyanlar da var. İşlevini sürdüren bu yapıların en önemlilerinden biri de medreseler.

Ülkede özellikle son 5 yıl içinde aslına uygun restore edilerek açılan medreselerin sayısı artıyor. Alauddin Medresesi de aktif olarak hizmet veren bu önemli kurumlar arasında. 1990'da inşa edilen medrese, başkent Priştine ve Osmanlı mimarisiyle zengin Prizren'de yüzlerce öğrenciye kapılarını açıyor.

Aluddin Medresesi sekreteri Fetah Bekolli, medresenin faaliyetleri ile ilgili şunları söyledi: “Medresedeki öğrenci sayımız her yıl artıyor. Priştine'deki merkezimize bu yıl 400'den fazla öğrenci kaydını yaptırdı. Medresemize olan ilginin artması bizi de sevindiriyor. Buraya Kosova'nın yanı sıra Arnavutluk'tan ve diğer Balkan ülkelerinden de gelen öğrencilerimiz var. Eğitimlerimizi kız ve erkek olmak uzere iki bölümde veriyoruz. Medresenin hemen yanındaki binada kız yurdu yer alıyor. Burada yatılı öğrencilerimiz kalıyor. Farklı alanlarda etkinlikler düzenliyoruz. Mesela Ramazan ayı boyunca medresemizde okuyan ögrencilerimiz için Kur'an-ı Kerim okuma yarışmaları oldu. Ayrıca yardıma ihtiyacı olan aileler yetimler unutulmadı. Öğrencilerimiz Ramazan ayı boyunca yardıma ihtiyacı olan aileleri ziyaret etti.”

Kosova, Osmanlı'dan devraladığı medrese geleneğini günümüzde de sürdürüyor. Artan medrese sayısı ise bunun en iyi ispatı.

Bulgaristan'da 150 medrese vardı

Bulgaristan, Balkan coğrafyasında bir dönem Müslümanlığın hakim olduğu bir ülkeydi. Osmanlı döneminde Bulgaristan’da 150 kadar medrese varmış. İlahiyatçı ve tarihçi Vedat Ahmet, tarihten günümüze kadar medreselerin durumu ve etkisini şu şekilde değerlendirdi: "1877-1878’de gerçekleşen Rus-Türk savaşından sonra Bulgaristan’daki medrese sisteminde ciddi bir hasar görülüyor. Ciddi bir tahribat görülüyor. Bu hem altyapıyla, fiziki altyapıyla ilgili, hem de eğitim sistemiyle ilgili. Zira savaş esnasında Bulgaristan’da Müslüman eserlerini yok etme furyası başlıyor. Orada bir çok medrese tahrip oluyor.”

Özellikle Şumnu’daki Medresetü'l Nüvvab’ın Bulgaristan Türkleri tarihinde çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Vedat Ahmet, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “O zamana kadar derme çatma eğitim veren, ayakları üzerinde zor duran medreseler, 1922’de lise düzeyinde eğitim vermeye başlar, 1930 yılında da üniversite düzeyinde eğitim vermeye başlar. Bu okul kadı vekili, müftü vekili yetiştiren okul olur. Medresetü'l Nüvvab açıldıktan sonra diğer medreseler nüvvab medresesine 'mahraç medrese' yani oraya öğrenci yetiştiren, lise seviyesine öğrenci yetiştiren medreseler konumuna gelir."

Bulgaristan'daki bazı medreselerin komünizmin hakim olduğu tarihe kadar faaliyetlerini sürdürdüklerini söyleyen Vedat Ahmet, “Kırcaali’de yeni medrese açılıyor. Bugüne dek tarih müzesi olan ve devlet tarafından Müslümanların elinden alınmış olan medrese açılıyor. Aynı zamanda Razgrad’da açılıyor, yine Osman Pazarı diye geçen bugünkü Omurtag’ta Karaatlar Medresesi açılıyor. Bu medreseler 1940’ların sonuna kadar, yani komünizmin idareyi ele geçirmesine kadar eğitimlerini devam ettiriyorlar.” dedi.

1947’den sonra bu medreselerin dini içeriklerinin kaldırıldığını ve laik eğitim veren okullar haline getirildiğini söyleyen Vedat Ahmet, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Medreseler 1951’den itibaren tamamen kapatılıyor. Bugün medrelerin yerini imam hatip liseleri almış durumda. Şumnu Nüvvab İmam Hatip Lisesi yeniden açıldıktan bir yıl sonra talep üzerine Kırcali’ye bağlı Mestanlı’da bir imam hatip lisesi açılıyor. Bir de Nüvvab açılırken 1990 yılında, Medrese-tül Nüvvab'ın âli kısmının bir benzeri olarak, Yüksek İslam Enstitüsü açılıyor Sofya’da. O okul bu sene 25. yıldönümünü kutlayacak.”

Arnavutluk'ta Osmanlı'dan sonra din eğitimi bitti

Osmanlı devleti, hakimiyet kurduğu topraklara külliyeler inşaa etti. Külliyelerin en önemli parçalarından biri de medreselerdi. İmamlar, müderrisler, hafızlar ve bilim adamları bu medreselerde yetişti. Sayısız Osmanlı mirası esere ev sahipliği yapan Arnavutluk'ta 1924'de açılan Tiran Medresesi hâlâ ayakta. Bu medrese, ülkedeki en eski eğitim kurumu olarak bilinen, eski Ethem Bey Mektebi'nin devamı olarak hayata başladı. Komünist döneminde buradaki dini eğitim durdurulmuş olmasına rağmen, 1990'lü yıllarda demokrasinin gelmesiyle birlikte Tiran Medresesi de hizmet vermeye devam etti.

Araştırmacı yazar Sebahudin Yaşari, Arnavutluk'taki medreselerle ilgili şu şekilde konuştu: "Arnavutluk'ta İslam eğitiminin çok geniş bir tarihi vardır. Başlı başına bir tarihtir. Eskiye dayanır. Osmanlı'nın burayı fethetmesinin öncesine dayanır. Çeşitli misyonerler, tüccarlar, diplomatlar tarafından gelmiştir. Osmanlı devletine mensup kişilerdir bunlar. Osmanlı devletinin bu coğrafyadan çekilmesi eğitimi de etkiledi. Eğitim yeniden yapılandırıldı. Dini eğitim tamamen bitti."

Tarihi ve bugünüyle önemli yapılardan kabul edilen medrese, şimdilerde yüzlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Medrese öğrencileri Kur'an-ı Kerim, hadis-i şerif, akide, Arapça ve diğer dini derslerinin yanında diğer derslerin eğitimini de alıyor.

Tiran Medresesi'nin ilk açıldığı tarihte yalnızca din bilimcileri yetiştirmediğini, aynı zamanda enteletüel yetiştirdiğini söyleyen Yaşari, konuşmasına şu ifadelerle devam etti: “Tiran Medresesi ilk açıldığı zaman sadece teolog, din bilimci yetiştirmiyordu. Aynı zamanda entelektüel kişiler yetiştiriyordu. İslam ulemaları burada dersler veriyor ve entelektüeller yetiştiriyordu. Bunun da sonraki komünist döneme gerçekten de büyük etkileri oldu. Komünistler bunları kullanmayı bildi ve buradan mezunları kendi emelleri için kullandı.”

Tiran medresesine şimdilerde öğrenciler giriş sınavıyla alınıyor. Fen dersleri, İngilizce, dini dersler Arapça ve Türkçe, sosyal dersler de Arnavutça veriliyor. Medreseden mezun olan öğrenciler ünıversitelerde istedikleri bölüme girebiliyor. Bugün diğer Balkan ülkelerinden öğrenciler de öğrenim görmek için bu medreseye geliyor.



Gencay Tatar, Sevda Dükkancı ve Gülay Krasniç haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2015, 14:12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20