Dünya Ceket Günü’nüz kutlu olsun

Dünya Ceket Günü, şairin ilk kitabı. İsmiyle ve şiirdeki sağlam ilerleyişiyle dikkatleri şimdiden üzerine çekebilmiş bir şairin ilk kitabı da diyebiliriz. Ertuğrul Rast’ın, Eylül 2021’de Ebabil Yayınları’nca yayımlanan kitabı; üç bölüm ve otuz dört şiirden oluşuyor.

Rast’ın giderek şiire sarılışı, sıradışı bir dil kurma çabasının ayyuka çıkışı beni oldukça etkiliyor. Uzun süredir takip ettiğim ve umutla kendisinden şiir ilerlemesi beklediğim bir şairdi zaten kendisi. Böyle konuşarak kendimi ne bir otorite yerine koyuyorum ne de üstenci bir eda ile şairin şiir dosyası üzerine bir şeyler karalıyorum. İlk şiirlerini yayımlama bahtiyarlığına sahip olduğum müstesna genç dostlarımdan biri olduğundan rahatlıkla söyleyebilirim ki iyi ki şiire devam etti ve reyini şiirden yana kullandı.

“Yazmak aşılması imkânsız bir duvara bir kapı çizmek ve sonra o kapıyı açmaktır” demiş Christian Bobin. Ben Rast’ın şiir yazma serüvenini Bobin’in tanımlamasına benzer bir biçimde açıklamak istiyorum doğrusu. Çok mu iddialı? Evet belki. Ama iddiam bu genç şairden yana. Ve ben bu bahsi kazanacağıma inanıyorum.

Bu söz, bu tespit “yazmak” üzerine en muhkem sözlerden biri bana göre. Bütün yazma eylemleri içerisinde en çok da şiire yakışıyor sanki.

Biz bunu şiir için söylemiş olalım, ne ziyanı var?

Şair, telefonun öbür ucundaki sesi duyumsadığında o tını, o sesin şiiriyetle olan bağına kulak kabartır.

Fakat kendi sesini bulana kadar telefonun öbür ucundaki o gizemin sesini sessizlikle karşılayacak gibi bekler âdeta.

Şair yeni ve ses renginin ne olduğunun farkına varmak istercesine hayret ve tecessüsle bir şiiriyet arayışında olduğunu imliyor, belirgin kılıyor.

Bu arada “ceketi amma da ceketmiş ha” dedirtmek istiyorsa bunu söylemeyi de severiz.

**

İlk dosyaların kitaplaşması okura her zaman farklı bir heyecan verir. Ben doğrusu bu ilk kitabın çıkışını heyecanla, neyle karşılaşacağımın bilgisizliği ve hayretiyle bekledim.

Bir şairin şiirlerini dergilerden elbet takip edersiniz. Fakat bir bütün olarak kitaplaşmasını görmek, ona, o kitaba dokunarak kitapla konuşarak hasbihâl etmek başka bir şey. Bu sebeple neyle karşılaşacağımın bilgisizliği ve heyecanı vardı bende, diyorum.

“makine, seni her an her yerde bulabilirim diyor

insan geri dönüşüyor veri dininin içinde

makine tanrı, yeni çıktı!”

(Dünya Ceket Günü, sayfa: 11)

Dizeleriyle karşılaştığımda kitabın çıkışını heyecanla bekleyişimin yerinde olduğunu hissettim.

İlk hislerdi bunlar.

Sonra teknolojik modern “şeylerin” sözel söylenceye dönüşümü, dönüştürülerek şiirde işlenişi daha da heyecan verdi.

Şiire dönüşme eğiliminde olanla şiirleştirilmiş metinlerin yakın akrabalığının denemesini sağlıyor bir bakıma.

**

Octavio Paz, dilin sınırları içinde kalmak koşuluyla, tüm sözel etkinlikler, tutarlı söylemlerden haykırışlara kadar simgesel değişmelere duyarlıdırlar ve şiire dönüşme eğilimi taşırlar, demişti. Bunu Rast’ın şiiri üzerinden düşündüğümde sözel etkinliğin tutarlı söylemler, şiirsel formlar, modern sınırları olan söyleme biçimi gibi imkânları kullanıyor olmasıyla, konuşma diline şiir lezzeti katarak bileşenler oluşturuşu; beni en baştan etkileyen bir durumdu, diyebilirim.

Rast, şiire başladığı dönemden itibaren, yaptığı okumalarla ve sürekli olarak düşüncesini geliştirici mesafe katedişiyle de seviyesini bu denli yükselteceğini imlemiş, işaret etmiş ve en baştan bunu bize göstermişti.

Şiir kabiliyetini hareketli bir eylemselliğe dönüştüren şairin çarpıcı, yer yer durağanmış gibi görünen dizelerden bile yetenekli çalımlarla estetik hareketlere dönüştürerek finalinde beklenmedik şıklığı sergileyişi gözlerden kaçmayacak düzeyde bir şiir iyiliğidir.

“müzikte es, hayatın akışı içinde

bir boşluğa denk geliyordu

bir futbol müsabakasında topun futbolcularda olmadığı her an

boşluğun ta kendisidir

boşluk çimlerdedir, havadadır belki taç çizgisindedir.

bazen bir satış hilesine dönüşür boşluk

bir cips paketinin üst tarafında

bir mezar kazıcı

daima boşluk açar toprakta

iki kar tanesi üst üste gelse de

aralarındaki boşluğun kapanmaması

boşluğun başka bir sırlı tarafıdır

akşam, boşluğu kabul etmektir.”

(Dünya Ceket Günü, sayfa: 57)

Aslında şiirden kesit aldığım final bölümüyle ilk ve orta kısımlarda ara ara sözel eylemi nasıl şiirleştirdiğini ve sonda ise bunun daha bir yoğun oluşunu anlatabilmek adına bu şiirin, “Boşluk Manifesto” şiirinin yani, tümünü buraya almayı, örnekleme gösterme gayretimi pekiştirici buluyordum fakat bu yazı içerisinde bu mümkün olmadı.

Şair; konuşan özneyi, imgeyi, güncel aygıtların, teknolojik verilerin şiire konuk edilişini de yine en bariz biçimde bu şiirinde göstermektedir bana göre.

Bir ilk kitap güzelliği olarak Rast’ın şiirdeki atik ve olgun şiir işleme biçimi okurda sağlam bir etki bırakıyor.

Bundan böyle bu çıkışındaki kıvamında şiir söyleme yeteneğini koruması ve daha üst düzeye çıkartması gerektiği ortadadır. Onun ilk şiirlerini yayımlayan bir dostu olarak bu ilerlemenin onda olacağını, şiirdeki sağlam ve ayakları yere basan kuvvetinin artacağını öngörüyorum.

“kiralanabilir bir kimlik’le

ev aradı adam

ana yola yakın bitişiğinde market

az ileride eczane ekmek fırını

iki artı bir yok yok üç artı bir

artı merkezi sistem

artı iyi komşular

hırsızlık pek olmaz buralarda

evi ben temizlerim

sonra birden “istisna hali”

(Dünya Ceket Günü, Sayfa: 60)

Konuşma dilinin şiirle tanıştırılması, güncelin şiire taşınması, harmanlanış şekli ve şiiriyetin doğuşunun oradan oraya aktarılışı açısından en hassas şiir örneğiyse kanımca “İki Artı Bir Masal” şiirinin henüz başlangıç dizelerinde görülmektedir.

Bana; etkileyici, üzerinde çalışılmış ve zorun eleğinden geçirilip kolay söyleyiş elde edilmiş gibi bir his verdi.

Ertuğrul Rast’ı tebrik ediyorum zira günümüz şiirinde giderek kan kaybettiğimiz bir zaman diliminde doğrusu bana yeniden genç şairlerin işçiliğinin yüksek düzeyde durduğunu göstermesiyle umut aşıladı diyebilirim.

Şiir bahtın açık olsun, diyerek buradan yazımı bitirmek istiyorum.

Dünya Ceket Günü’nüz kutlu olsun.

Sağlıcakla…

YORUM EKLE

banner19

banner36