Doğu Türkistan, sükûtun düştü yâdıma

Doğu Türkistan’ın sesiz çığlını, feryadını, gözyaşlarını dünya görmedim duymadım bilmiyorum demeye devam ediyor. Her şeyi bir kenara bırakıp on dakika Doğu Türkistan’da olduğumuzu hayal edip oradaki kardeşlerimizin acısını hissetmeye çalışalım. Ailemiz dağılmış, babamız nerede bilmiyoruz, abimiz ve kardeşimiz nerede, annemiz ve kız kardeşimiz nerede bilmiyoruz ve yarın ne olacak bilmiyoruz, sevdiğimiz arkadaşımız nerede, eşimiz dostumuz nerede bilmiyoruz. Bilinmezliğin içinde kendi başımıza kalmış durumdayız. Doğu Türkistan’da uygulanan yasakları duyuyoruz: Ezan yasak, namaz yasak, oruç tutmak yasak, Kur'an okumak yasak kısaca Müslüman olmak yasak…

On dakikalığına Doğu Türkistan’da yaşadığımızı düşünelim. İsmimizi yasaklı bir isim ile değiştirelim ve uygulanmakta olan zulümlerin bir videosunu seyredelim. Seyrettiğimiz videodaki eziyetlerin annemize, babamıza, kız kardeşimize, kardeşlerimize, sevdiklerimize yapıldığını hayal edelim! Dünya Müslümanlarının sessizliğini, tüm umutlarımızın yok olduğunu, yaşadığımız acılar ile baş başa kaldığımızı düşünelim.

O anlarda bir hadis aklımıza gelsin sessizce içimizden okuyalım: "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter." (Buhârî-Müslim)

Okuduğumuz hadis bitince kendimize acaba yaşadığımız acılardan habersizler mi, Müslüman kardeşlerimiz çektiğimiz çileyi duymadılar mı, yoksa unuttular mı bizi, bu sessizlik niye diyelim kendimize. Sonra kendimizi teselli edelim, bizi herkes unutsa Türkiye’deki kardeşlerimiz unutmaz.  Bayrağımız aynı ay ile yıldız biz kardeşiz. Yoksa Türkiye'deki kardeşlerimiz de duymadı mı bizim yaşadıklarımızı, acılarımızı? Türkiye'deki kardeşlerimiz duymuş olsalar onlar dünyayı yerinden oynatırlar, bizi bu hallerde bırakmazlar, bize sahip çıkarlar. Bize yardım etmek için ellerinden geleni yaparlar, zulmü yapanları protesto ederler, meydanlara toplanıp bizim sesimiz olurlar, tüm dünyayı uykusuz bırakırlar. Sokaklara bayraklarımızı asarlar, duvarlara isimlerimizi yazarlar.

Bu şekilde ne kadar yaşayabiliriz düşünelim.

Evimize gittiğimiz zaman, evimizden bir kişi eksik olsa aramaya başlarız, başına ne geldiği diye. Her yere bakarız. Bir gün ulaşamasak meraktan deliye döneriz, gözümüze uyku girmez, yemek yemeyiz. Şu anda içinde bulunduğumuz durum bu; ailemizden birileri yok ve nerede olduklarını bilmiyoruz. Orta Asya’daki kardeşimiz Doğu Türkistan bize kalan değerli emanettir. Dünyanın her yerinde Müslüman kardeşlerimize karşı oluşan acılara ses oluyoruz, omuz omuza meydanlarda zulme dur diyoruz. Dünyanın her yerine sesimizi duyuruyoruz. Peki, Doğu Türkistan’daki acılara neden sessiz kalıyoruz? Gerekli tepkiyi neden gösteremiyoruz?

Bir sessizlik çöküyor üstümüze anlamsız şekilde.

Tam manasıyla Doğu Türkistan’ın yaralarına merhem olamıyoruz. Bu konudaki eksikliklerimizi görüp birlik beraberlik içinde Doğu Türkistan’a yardım etmeliyiz. Yeni kapıdaki miting alanını iğne atılsa yere düşmeyecek şekilde doldurmalıyız, omuz omuza saf saf olmalıyız dualar etmeliyiz. Zulmün son bulması için umutlara can suyu olmalıyız.

Züleyha Özbay Bilgiç'in yazdığı Doğu Türkistan şiiri eksik kalmış kelimelerimi tamamlıyor:

Tüm sözcükler suskun…

Sessizliğin girdabında…

Ağlamak mı?

Çare mi gözyaşları bir tarihin ağıdına

Gölgesine yıldırımlar mı düştü

Nasırlaşmış kalplerin,

Neden bu kadar mahzun, çaresiz…

İnsanlığın nasibi yok mu

Baharı mı yitmiş ümitlerin…

Gözlerimde sönüyor yıldızlar…

Uzak iklimlerin sam yeli dokunan avuçlarıma

Dualar kor!

Dualar ıssız!

Umuda katık ettim birlik olmayı

İnsanlık adına…

Hüzün yansır her karenden

İşler köklü bir yapıta…

Ezansızdır minareler

Yetim kaldı her zerren

Sükûtun düştü yâdıma…

Çağır beni derinleşmiş yastan

Özünü sahiplenmiş dimağımla

Cesaret kılıcını kuşanıp yürekten

Yazalım gökyüzünün hürriyetine

Bu tarihi yeni baştan…

Çiçeklerin kan, çiçeklerin hoyrat...

Ne kaldı ki sende bu pervasız zulümden

Yeniden mavilere boyanır mı bu bayrak

Bir esaret zinciri sana yazılan her destan

Seninle sen olayım Doğu Türkistan