Diriliş mevsimi: Ramazan-ı Şerif

Ramazan-ı Şerif, kalbin en ufak zerresinden başlayıp bütün bedene sirayet eden içten ve derin bir zikirle birlikte ruhun yeniden dirilişidir. Yeryüzünü bütün kötülüklerden yıkayan rahmet yağmurlarının adıdır. İslam kültür ve medeniyetinin krokisi ve hayatı vahiyle yeniden inşa etmenin tarifidir. Karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir iç hesaplaşmadır. İmanla birlikte hâsıl olan ihlastır, ihsandır, irfandır, irşattır, infaktır… Günahların tek tek ve bir daha dönmemecesine silinmesidir. Ebedî hidayet vesilesi olan Kur’an ayıdır, Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-ı Şerif, kutsal kitabımızda ismi geçen yegâne aydır. Kur’an-ı Kerim bu mübarek günlerde indirilmiştir. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni içinde barındıran manevî bir atmosferdir. Duaların, ibadetlerin fazlasıyla çoğaldığı huzurlu, bereketli bir mevsimdir. On bir ayın sultanıdır Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-ı Şerif, ilahî iklimlerden esen ve insanın içini serinleten tatlı bir rüzgârdır. Aşılamaz sanılan dağların ardından doğan aydınlık bir gündür.  Çağlar ötesinden gelen ve çağları aşan ilahî bir mesajdır. İçildikçe kanılmayan saf ve temiz bir sudur Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-ı Şerif; berekettir, rahmettir, nurdur, şifadır… Allah’ın kutlu ayıdır, Kur'an-ı Kerim'in hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte zuhur eden bütün güzellikleri doyasıya yaşamaktır. Feyz dolu bir ibadet mevsimidir. ‘Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş’ olan mübarek bir zamandır. Recep ve Şaban aylarında başlayan kutlu yolculuğun zirvesidir Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-i Şerif, bayrama kadar değil mezara kadar samimi bir bilinçlenmedir. Akşam olunca unutulan, sabaha varınca hatırlanan değildir. Hele hele oyun ve eğlence ayı hiç değildir. Varlığı ve etkisi sadece bir dönem değil hayatın bütün aşamalarında hissedilmesi gerekendir Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-ı Şerif; yardımlaşmanın, iyiliğin, kardeşliğin, samimiyetin, paylaşmanın el üstünde tutulduğu tarifsiz bir âlemin tanımıdır. Açın hâlinden anlamak, tokluğa şükretmektir. Yeniden öze dönülen kutsal zaman dilimidir. Ben değil, sen hiç değil; biz olmaktır Ramazan-ı Şerif.

Ramazan-ı Şerif insanın vücuduna ve ruhuna verdiği en büyük hediye olan orucu bünyesinde barındırandır. Oruç ki direniştir, duadır, razı olmaktır, sabırdır, mükâfattır, beklemektir, tevekküldür… Yalnız Allah(cc) için olandır…  Karşılığı Allah(cc) tarafından ödenecek çok kârlı bir alışveriştir. Manevî âlem ile irtibatı en sağlam kurabilen ibadetlerden biridir oruç.

Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği üzere, ‘Oruç, sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kılınan’dır. Hz. Peygamberin (sav) ifadesiyle "Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan(cc) bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır." müjdesidir. Yerin üstünden yerin altına temel atabilmektir. Günahlara ve cehenneme karşı çok güçlü bir kalkandır oruç.

Oruç yalan söylememektir, kem gözle bakmamaktır, kırmamaktır, dökmemektir, nefret ettirmemektir. Sadece aç kalmak değil vücudun bütün azalarıyla beraber ilahî nizama uymasıdır. Zahmetle birlikte gelen ilahî rahmettir. Zengin sofralardan, gösterişten uzak durmaktır. Ruhun doyması için bedenin aç kalmasıdır. Kula kul olmamaktır… Kendini tutmaktır… Kalplere ilaçtır… Bedenin ve ruhun ıslahıdır… Aydınlıktır, huzurdur, umuttur, hayattır oruç…

Ramazan-ı Şerifin manevî iklimiyle birlikte evlerimizi şenlendiren oruç, her hâliyle kutlu bir diriliştir… Bu kutlu dirilişi defalarca yaşatarak bizleri Ramazan-ı Şerif’e ulaştıran Rabbimiz’e sonsuz şükürler olsun.

Ne diyordu Sezai Karakoç, “Oruç geldi, ondan bize ölümsüz bir şeyler katılacak demektir. Giderken, bizden de ona ölümsüzleşecek birkaç şey katılmalı.”

YORUM EKLE

banner19

banner26