Zeyd bin Sabit altı dil biliyordu

İlim ve İrfan Dergisi, Aralık sayısında, Peygamberimizin güzide ashabını bütün yönleriyle ele alıyor. Hüseyin Kahraman yazdı.

Zeyd bin Sabit altı dil biliyordu

 

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ashabını çok sevmiş, yetişmesine çok önem vermiş ve gerek dini bilgileri, gerekse dünya bilgilerini öğrenmeleri için büyük ihtimam göstermiştir. Hatta risaletinden, Mekke'nin fethine; Hz. Ebubekir'den, Ebu Süfyan'ın Müslüman oluşuna kadar, sosyal hayatın her alanında ashabını, adeta planlanmış bir program içinde bizzat Peygamberimizin eğittiğini söyleyebiliriz.

İlim ve İrfan Dergisi, Aralık sayısında, Peygamberimizin güzide ashabını bütün yönleriyle ele alıyor. Sahabe-i Kiram'ın (r.a) kendine has özelliklerini, takvasını, sosyal hayattaki görevlerini okuyucuyla paylaşarak, onları nasıl anlamamız gerektiğini ve bu süreçte üzerimize düşen görevleri anlatıyor.

Hayatın içindeki ashab

Hamza S. Toprak'ın yazısında, Peygamberimizin yanı başındaki ve hayatın içindeki görevleriyle Ashab-ı Kiram, örnekleriyle yer alıyor: Zeyd bin Sabit, altı dil biliyor ve Peygamberimizin dünya devlet başkanlarıyla yazışmalarını yönetmiş; Yusuf bin Amr el-Mekki (r.a), pamuktan kağıt yapımını icad etmiş; Ebu Rimse (r.a), cerrahlıkta âlim olmuş; Büseybese (r.a) ve Cüheni (r.a), devletin istihbarat çalışmalarını yürütmüştü. Bununla birlikte ashab, savaşta ve sosyal hayatta kullanılan zamanın bütün araçlarını da kullanmış, eğitime ve ticarete büyük teşvik ve önem vermişdir.

Manevi mirasın sahipleri

İslâm toplum hayatının gelişmesinde ve devamlılığının sağlanmasında önemli bir işleve sahip olan tasavvuf müessesesinin köklerinin de, Peygamber Efendimizin (s.a.v) ashabıyla gerçekleştirdiği örnek hayata dayandığını görüyoruz. Prof. Dr. Süleyman Uludağ, takvada birbiriyle yarışan ashabın bu manevi mirası bize bıraktıklarını belirtiyor yazısında. Bazı müsteşrikler, başlangıçta tasavvufu kabul etmeseler de, yaşayan örneklerinden hareketle tasavvufun kaynağının Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye, ihsan, takva ve zühd olduğunu kabul etmişlerdir.

Bugün bize düşen görev ise, Ashab-ı Kiram’ı (r.a) sevmemiz, hayatlarını örnek alarak gerçek arkadaşlığın izlerini bulmaktır. Selim Haşimoğlu'nun belirttiği gibi, onlara dil uzatmaktan kaçınmalıyız. Zira onlar, hidayeti Resulullah'tan alıp bizlere ulaştıranlar, Kur'ân-ı Kerim'i ezberleyip toplayan ve yazıya geçirenler ve Resulullah'ın sünnetini bize ulaştıranlardır.

Ve diğerleri…

On bir kelimeyle ifade edilen, hayati düsturlarımızdan Kelimat-ı Kudsiyye üzerine çizgisiyle Hasan Aycın'ın da yer aldığı dergide, Doç. Dr. Selahattin Yıldırım, Ömer Döngeloğlu, Hidayet Akdeniz, Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe, Zahit Yakın, İsmail Acarkan, Sami Bayrakçı, Saadettin Acar, Kâmil Yeşil, Said Yavuz ve Adem Dönmez'in imzaları var.

Ashab-ı Kiram’ın (r.a), Efendimizin (s.a.v) vefatından sonra yıldızların gökyüzünde serpildiği gibi dünyanın farklı yerlerine dağılmalarının sebebi, yukarıda belirttiğimiz hadis-i şerif olabilir mi acaba? Ashab-ı Kiram'ı yeniden hatırlatan ve gerçek arkadaşlığın da ipuçlarını tam da zamanında bizlere gösteren İlim ve İrfan Dergisi’ne teşekkür ediyoruz.

 

Hüseyin Kahraman yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2013, 17:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13