Yalnızlık, onun şiirinde bir duruş ve işleve dönüşür

Cafer Keklikçi, Türk Edebiyatı dergisinin 498. sayısında yeni bir şiir yayınladı: 'Hayat Eğrisi'. Ömer Yalçınova hem bu şiire hem de genel olarak Keklikçi şiirine dair yazdı.

Yalnızlık, onun şiirinde bir duruş ve işleve dönüşür

Tanınma Korkusu (2004, Şule y.), Yasak Bölge (2006, Lamure y.), Tahammül Şeridi (2010, Timaş y.) isminde üç adet şiir kitabı bulunan Cafer Keklikçi için çalışkan bir şair diyebiliriz.

Uzun yıllar, belki on, belki on beş, Keklikçi neredeyse her ay bazen bir, bazen de birkaç dergide birden şiir yayımlayan bir isimdi. Son birkaç senedir bu kadar çok şiir yayımlamıyor. Fakat eminim, yayımlamasa bile yazmaya devam ediyordur Keklikçi, hem de hızını hiç düşürmeden. Bu yüzden olsa gerek, Keklikçi’nin kitaplarına ve kitaplarına girmeyen şiirlerine baktığımız zaman, onda düşmeyen bir seviyenin verimini görürüz. Keklikçi’nin şiirleri, belirli bir seviyede, uygun adım ilerlemektedir. Bir şiiri, diğer şiirinden dil, üslup, işleyiş veya söyleyiş açısından daha üstün veya daha düşük değildir.

Türk Edebiyatı dergisinin 498. sayısında (Nisan 2015) Cafer Keklikçi’nin yeni bir şiiri var. İsmi, “Hayat Eğrisi”. “Hayat Eğrisi” de Keklikçi şiirinin ortalamasında duran bir şiir. Keklikçi’nin diğer şiirleri gibi içli, kıvrak, tekinsiz ve pervasız. Onun şiirinde persona, kendi yalnızlığından bir isyan bayrağı çıkarır. Hayat, insan ve toplum karşısında tek başına durur. Bu şekilde persona hem yalnızlığı anlatır -ki bu yalnızlık, modern insanın, yani şehirlinin yalnızlığıdır- hem de yalnızlık söylemiyle bakışları kendi üzerine çeker. Fakat Keklikçi şiirindeki yalnızlık, başka şairlerin yalnızlık anlatımlarına benzemez. Onun yalnızlığı sadece ne hüzünlüdür ne de kahırlı. O, yalnızlık içinde bir duruş sergiler. Her şeye kafa tutar. Yalnızlık, Keklikçi şiirinde bir direnişin görünen yüzü olur. O, yalnızlıktan kesinlikle şikayetçi değildir. Onda yalnızlıktan kurtulma çabası da görünmez. Yalnızlık benimsenmiş, bir duruş ve işleve dönüşmüştür.

Yalnızlık, Keklikçi şiirinde bir tema, konu değildir yalnızca, işleyiştir

sular elendi her gün öpülüyor mu: derindir akşam

öpülüyor mu yazgı yanlış ormanlarda

Turgut Uyar, “Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum” demişti “Geyikli Gece”de. Yalnızlığın Turgut Uyar dilindeki ifadesiydi bu. Üzgün, kırgın bir söyleyiş. Keklikçi’ninki daha trajik ve şifasızdır. Belki de çözümsüz, yeni bir yalnızlık türünün ifadesidir: “öpülüyor mu yazgı”. Bununla birlikte Keklikçi şiirinde yalnızlık, bütün olumsuzluklara karşı eleştiridir: “yanlış ormanlarda”. Çünkü bir ormanın yanlış olması, içinde ya kaybolmuş olmak, yani bilinmeyen bir ormana düşmek ya da hedeflenen orman dışında başka bir ormanda olmaktır. Bununla birlikte yalnızlık, persona için, bir “yanlış orman” olan şehre ve kalabalığa karşı bir sığınaktır.

Kırılan, üzülen, sinirlenen ve harekete geçen persona için, yalnızlık silaha dönüşmüştür de diyebiliriz. Keklikçi için yalnızlık, okuyucuya sunulan bir teklif olarak da kendini gösterir. Bu, onun şiirindeki zenginlik, güç ve renkliliktir. Yalnızlıktan söz etmediği, yalnızlık kelimesini kullanmadığı şiirlerinde bile, bu ruh hakimdir. Bir nevi modern çağın insana yapabileceği en son şey, onu yalnız bırakmak mıdır? Buna Keklikçi’nin, şiiriyle verdiği cevap, 'o yalnızlık zaten benim büyüklüğüm ve direnişimdir' olur: “başımdan aşağı sımsıcak yalnızlık var”.

Yalnızlık, Keklikçi şiirinde bir tema, konu değildir yalnızca, işleyiştir. Yalnızlık, onun şiirini teknik manada da şekillendirir. İlk mısrada umutsuzluğa düşerek, tonu düşen, temposu yavaşlayan ses, ikinci mısrada kelime veya ibare tekrarıyla kendine gelir, yalnızlığı kuşanır ve silah haline getirir. Bunu şiir boyunca birkaç defa yapar. Yalnızlıkla özel bir ritim yakalar.

Keklikçi şiirine özel buluşlar

yara mı var döşünde gel bir türkü söyleyelim

gel bir türkü söyleyelim o uzak dağlara

“Hayat Eğrisi” örneğinde Keklikçi şiiri, bir savaş sonrası, yenilgiden, ağır darbeden sonra konuşan persoyı dillendirir. İlk mısradaki ses ve tempo düşmesi umutsuzluğa, ikinci mısrada kelime ve ibare tekrarıyla hız almak ve sözünü tamamlamak, ayağa kalkmaya ve yeniden söz almaya, yani direnişe karşılık gelir. Buradan savaşı, kavgayı bırakmadığı, inat ettiği, mücadeleye sonuna kadar dayandığını söyleyebiliriz. Çünkü son tahlilde mücadeleyi yalnızca bırakanlar kaybetmiştir. O, sonuna kadar devam edeceğini, mücadeleyi bırakmayacağını, her iki mısrada aynı kelime veya ibareyi tekrar ederek, onlarla ayrı gönderme, anlam, tempo ve çağrışımlar yakalayarak gösterir.

Keklikçi şiirindeki mekan, şehirdir. O, topluma bile bulunduğu yerden bakar. Burası bir balkon da olabilir, bir oda da. Veya çalışma masası da. Yani Keklikçi, işlediği mekanla yalnızlığın atmosferini oluşturur. O atmosfer, şiirin kendisi olur. Çünkü atmosferin oluşumu için yer yer ilginç benzetmeler yapar, bir şeyi anlatmak için, onun yerine çok uzak bir imaj kullanır veya sık sık ses atlamaları, duraksamaları yapar. "sular elendi her gün öpülüyor mu” denilir ve biter. Neyin öpüldüğü söylenmeden kalır, ama okuyucu bunu anlar. Çünkü ses olarak buraya geldiğinde personanın durduğu, durarak bir şey anlattığı ortaya çıkar. Devamında dikkat hemen zamana kaydırılır: “derindir akşam”. Fakat olmadı, bu bir yenilgidir, kahırlı söyleyiştir, umutsuzluktur, düşülen yerdir. Ayağa kalkılır ve yeniden söz alınır. "öpülüyor mu yazgı yanlış ormanlarda”, artık öpülen şey bellidir, yazgı. Hem de yanlış ormanlarda. Ormanın yanlış olması ayrı bir şey. Ayrıca yazgının öpülesi olması. Bunlar Keklikçi şiirine özel buluşlardır. Somut karşılığı belki hemen zihinde canlanmaz ama bir şeyler sezdirir. Zaten amacı da sezdirmektir. O, şiirin ta kendisi dediğimiz atmosferi oluşturmak için. Bir de personanın yalnızlıktan başka seçeneği kalmayan, hatta yalnızlığı bir kalkan gibi kuşanmasına sebep olan acının, darbenin sesi, anlamı, göstergesi olmak için.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Yayın Tarihi: 13 Nisan 2015 Pazartesi 15:06 Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2015, 13:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali bahçe
ali bahçe - 8 yıl Önce

cafer keklikçi iyi bir şair. takip ettiğim bir isim. yazıyı okuyunca türk edebiyatı dergisindeki şiirini bir daha okudum. ömer yalçınova'nın tespitleri yerinde. cafer keklikçi'nin karabatak dergisindeki şiiri de çok iyi.

fatma toprak
fatma toprak - 8 yıl Önce

Ünlü şair Cafer Keklikçi şiiri üzerine Ömer Yalçınova'nın yazdığı yazıyı beğenerek okudum. Türk Edebiyatı dergisinden de okudum şiiri. Cafer Keklikçi'nin Havarya adında yeni şiir kitabı yayımlanmış. Havarya'yı kitapçıdan aldım, okudum. Müthiş şiirler var. Okunmalı. Yazılmalı.

banner19

banner36