Vedalarımız da Okuntu Dergisinin Vedası Gibi Dolu Dolu Olsun

Üç yılda on sayı çıkan ve kapanış sayısı da Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’na ayrılan Okuntu dergisi, keşke devam etseymiş dedirten bir muhtevaya ve zenginliğe sahip. Alişan Demirci’nin yönettiği derginin bu son özel sayısını yayına hazırlayanlar ise Ali Bayram, Âsım Gültekin ve Esra Özdemir. Yavuz Ertürk, Okuntu dergisinin bu özel sayısına değindi.

Vedalarımız da Okuntu Dergisinin Vedası Gibi Dolu Dolu Olsun

Hayatımızdan çıkıp giden birçok güzel şey gibi bazı uygulamalar da sessiz sedasız çıkıyor hayatımızdan. Kuşaklar arasındaki kültür farklılığı çok daha hızlı bir şekilde kendini gösterir oluyor, çeşitli kültür ögeleri, özellikle de sözlü geleneğimizin mahsulleri, uygulamalar, kelime ya da kavramlar icracılarının, uygulayıcılarının toprağa düşmeleriyle beraber tarihin sayfalarına ekleniyor, bunlar içinde şanslı olan pek azı ise müzelenme imkanı buluyor. “Müzelik olmak” tabiri ne kadar olumlu bir şey ise müzelik birer teşhir ürününe dönüşen bu kültürel unsurlar da bugün o kadar değerli konumdalar.

Halk arasında küçük hediyelerle düğün daveti yapmak anlamına gelen “okuntu” kelimesi, bugün şehir hayatında ne teorik olarak ne de pratikte bir anlam ifade ediyor. Anadoluda özellikle de köy ve kasaba gibi geleneksel hayat tarzının nispeten sürdüğü yerlerde yaşayan bir kelime ve uygulama bugün “okuntu”.

Çok uzattık. Okuntu bir dergi adıdır

Maddiyatta bir ağırlığı olmasa da bu küçük hediyeli davet metodu aslında kuru bir davetiye, sms, whatsapp mesajı, e-mail ya da facebook duyurusu gibi günümüzün hızlı ve çoğu hissiz paylaşımları karşısında çok değerli bir uygulamadır diyebiliriz. Çünkü o küçük hediye başlı başına bir değer ifadesidir ve ulaştığı insanın da değerli olduğunun küçük bir nişanesidir.

Bu uzun girizgâhın vesilesi bir düğün daveti değil, “Okuntu” isminin/kelimesinin yayın hayatını üç yıl sürdürmüş bir derginin ismi oluşudur. Üç yılda on sayı çıkan ve kapanış sayısı da geçtiğimiz günlerde vefatının otuzuncu yıldönümü münasebetiyle rahmetle andığımız Abdurrahman Cahit Zarifoğlu’na ayrılan Okuntu dergisi, keşke devam etseymiş dedirten bir muhtevaya ve zenginliğe sahip. Alişan Demirci’nin yönettiği derginin bu son özel sayısını yayına hazırlayanlar ise Ali Bayram, Âsım Gültekin ve Esra Özdemir. On sayılık dergi arşivinden ulaşılan tek sayı da aynı zamanda sonuncu olan bu onuncu sayısı. Üstelik sahaflarda görülüyor bu sayı sadece. Diğer dokuz sayının kapak resimleri dahi çıkmıyor aramalarda.

Vedanın güzeli mi olurmuş.. evet olurmuş!

Zarif Veda başlıklı girizgahta derginin vedasını bu güzel ve özel sayıyla yapmış olmanın sevinci var. Kapanan derginin hem yayın ekibi hem de okurları mutlular böyle güzel bir vedadan. Dergideki birçok ismin Kökler dergisine de katkı sağladıklarını ve Kökler’in çok daha güçlü bir şekilde yayınını sürdürebilmesi için, ekibin tüm aşk, şevk ve gayretini Kökler’e doğru çevirecekleri belirtiliyor veda yazısında.

Okuntu dergisi yayın hayatını sonlandırıp veda etse de yazarları ve şairleri Kökler dergisinde devam edecekler. 2003 yılındaki bu vedadan sonra bu “son özel sayı”da ismini gördüğümüz birçok yazar ve şair yazmaya devam ettiler. Kökler dergisi de yayınını sürdürdü bu süre zarfında. Fakat Okuntu dergisine katkıda bulunan isimlerden bir bölümüyle beraber Kökler dergisinin de uzun zamandır olmadığını belirtelim.

Dergide Âsım Gültekin etkisi kendini ziyadesiyle hissettiriyor

Yayına hazırlık safhasındaki isimlerden biri sitemiz yazar ve takipçilerinin yanısıra kültür, sanat ve edebiyata ilgili olan genç kuşağın iyi tanıdığı, adını duyduğu, aşinası olduğu, abisi, dostu olan Âsım Gültekin. Zaten merhum Cahit Zarifoğlu ile ilgili böylesine zengin, güzel ve özel bir çalışmada onun ismini, ilgisini ve katkısını görmemek bizi şaşırtırdı.

Derginin hemen başında yazdığı “Neden Zarifoğlu” başlıklı yazısı 14 yıl önce yazılmış olmasına rağmen bugün yazılmış gibi taptaze, sımsıcak bir yazı. Onu biraz tanıyan Zarifoğlu’na olan muhabbetini bilir. O yazıyı bugün yazmış olsaydı yine aynı sıcaklık ve heyecanla yazardı şüphesiz. Yazıyı burada özetlemenin bir anlamı olmayacak. Tadımlık, kısa bir bölümüyle yetinelim. Gerisini meraklıları bulur zaten…

Onu özlüyoruz, yolumuza çıkmayın. Şimdi üzgünüz. Üzgünüz, çünkü o beyaz haberleriyle gelen adamdan sonra insanı güzel eyleyecek vasıflarla donanmış sanatçı bulmada zorlanıyoruz artık.

“Bir şair olmak isterdim İslam haritasında” kaygısında şair bulmak zor şimdi.

Çağın bireyselliğe ittiği, Babil kulelerine hapsettiği bunalımcı aydınlardan değildi o. Yaşamak’a acemileştirilmiş yetim ümmete insanın içinin okyanusunda yüzmenin zenginliğini farkettirme cehdinde bir güzel adamdı.

Yüreğine akın eden ayetlerle donanarak yaşadı hep. Kimisine o ayetlerin tahammül zordu ama yine de bir güçlenim, bir donanım vesilesiydi ayetler onda. Şahitliğin varoluş sebebimiz olduğunu bilirdi (hem de çatlarcasına bir bilişle bilirdi) ve bildirirdi.

Daha önce kitaplarında yer almayan şiirleri ve yazıları var 

Zarifoğlu’nun notları arasından çıkan ve daha önce bir yerde yayınlanmayan yedi şiiriyle başlıyor dergi. Devamında ise ona ithaf edilen şiirler geliyor.

Kahramanmaraş’ta yerel gazetelerde yayınlanmış birkaç yazısından sonra ise Cahit Zarifoğlu’nun şiiri ve sanatçı kişiliği üzerine yazılmış yazılar karşılıyor bizleri. Bu yazı ve şiirlerin büyük bir bölümü ise derginin çıktığı tarih itibariyle gençler tarafından yazılmış yazı ve şiirler olduklarını belirtmeliyim. O dönem itibariyle kırk yaş altında birçok isim var dergiye katkıda bulunan. Çalışmayı güzelleştiren hususiyetlerden biri bu.

Bir diğer güzelliği ise bu çalışmanın belli başlı isimlerden çeşitli hatıralar, vefat haberi üzerine dile getirdikleri o anki hisleri veya kısa notların sayfa altlarında bir çerçeve içinde verilmiş olması.

Rasim Özdenören ve merhumun eşi Berat Zarifoğlu hanımefendiyle yapılan söyleşiler ayrıca bir zenginlik katmış dergiye. Bir de yine o zamana kadar yayınlanmamış fotoğraflardan hazırlanan bir albüm var.

Okuntu dergisini diğer dergilerden ayıran belki en önemli özellik de “Tanışalım” başlığı altında derginin bu sayısına katkıda bulunmuş tüm yazar ve şairlerle ilgili birkaç cümlelik bilgi barındırıyor olması. Kim, ne zaman, nerede doğmuş, uzmanlık alanı nedir ve ne işle meşguldür birkaç cümle ile tanıtılmış ve çok da iyi olmuş.

Dedik ya keşke yayınını sürdürse imiş.

Müslüman, şahsiyet sahibi, şair…

Cahit Zarifoğlu ile ilgili vefatından günümüze kadar yazılanlara baktığımızda önemli bir ortak payda olarak onun şahsiyetine, şairliğine ve hepsinden öte Müslüman kimliğine, mü’min duruşuna şahitlik edildiğini görmekteyiz. Geçtiğimiz ay vefat eden Akif Emre ile ilgili bir dostunun onunla ilgili paylaşımında Zarifoğlu’nu hatırlamıştık. Şimdi de Zarifoğlu vesilesiyle Akif Emre’yi hatırlayalım bir daha. “Her kesimden insanın saygı duyduğu, takip ettiği biriydi. Tıpkı Zarifoğlu gibi.” Böyle bir benzetmeydi iki güzel için yapılan.

Şiiri, günlükleri, hikâyeleri, roman ve mektuplarıyla, çocuk kitapları ve denemeleriyle kısa denecek bir ömre birçok şaheser sığdıran bir şair olarak Cahit Zarifoğlu ile ilgili bu sayı ve diğer teşebbüslerin tamamı merhumu daha iyi tanıma ve tanıtma çabasının değerli örnekleri. Bugün halen bu eserleri takip ediyor, buluyor, elimizde tutuyor ve okuyorsak eserlerin niteliği ve oluşumuna katkıda bulunan isimlerin özveri ve yetkinlikleri sayesindedir.

 

Yavuz Ertürk

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2017, 16:34

Eslem Nilay Bozdemir

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26