Üsküdar'da Bir Çınar: Ay Vakti

"Ay Vakti, Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlerini Cuma günleri öğleden sonraları ağırlamaya, çay ikram etmeye devam ediyor. Hatta öyle ki; Komşu ülkelerden dahi misafirlerin geldiği oluyor."

Üsküdar'da Bir Çınar: Ay Vakti

Nice şairlerin, yazarların, gönül erbabı kişilerin içinden geçtiği, kendilerine hem bir nefes hem bir yol bulduğu durak olan Ay Vakti, on sekiz sene evvel tohumlarının atıldığı, bugün 169. sayısına ulaşıp, her zamanki vakur ve mahcup duruşunu sergilemeye devam ediyor. Bugüne değin altı yüzün üstünde isme yer veren Ay Vakti yürüyüşünü "Yol sabırdır" diyerek sürdürüyor.

Şeref Akbaba'nın öncülüğünde usta isimlerle genç isimleri daima bünyesinde barındıran Ay Vakti, mütevazi yerinde kapısını herkese açık tutmakta. Edebiyat dergiciliğinin meşakkatlerine inat bunca zaman aksamadan vatan, millet, hak, adalet kavramlarını bir çınar ağacına yakışır şekilde, gölgesinde ruhunu tazeleyen her kişiye açmış; sanat, kültür, medeniyet kaygısını her daim koruyup sürekli daha güzeline merak salmış çocuk gibi heyecanla sesini duyurmayı başarmış ve başarmakta olan Ay Vakti kendisine kimseyi rakip görmeden aldığı yolları yok sayıp yeniden yola koyulmanın bilincinde olup okuyucusuna düşünmenin ehemmiyetini hissettiriyor.

Zaman içerisinde, teknolojinin de getirdiği olanakları kullanarak, dergi formatında yenilikler sunup, hem kendini geliştirmeyi başaran hem de dergiciliğe merak salmış gençlere bir örnek teşkil etmeyi başarmıştır. Dergi, hiçbir zaman bir ya da birkaç kişinin tekelinde kalmamış, daima yeni genç şair ve yazarların kendilerine yer bulduğu ve kültür sanat dünyasında isimlerinin kazanım sağladığı ortam olmuştur. On sekiz senenin vermiş olduğu olgunluk belli ki dergiye ve okuyucusuna okumanın bir zevk olmasının ötesinde salt okumak değil nitelikli okuyucu olmanın da mühim bir mesele olduğunu öğretmiştir. Nitekim Ay Vakti son sayısının girişinde “Nitelikli okur, nitelikli eğitim, nitelikli kurum ve nitelikli insan tezimizi gençlere gerekçeleriyle anlattık” diyerek kendi medeniyet inşasını işaret ediyor. Yine aynı giriş yazısında okuruna “On sekizinci yıla giriyoruz. Önerilerinizi lütfen, e-posta ile bize bildirin.” diyebilecek kadar mütevazi çizgisini kendine destur edinmiş.

Çaylar Şeref Akbaba’dan

Kitap ve çay, dergi ve çay, muhabbet ve çay. Bir dergi ortamı düşünün ki; çayı şair demlesin, şairler ikram etsin. Yudumladığınız çay değil, gönül şerbeti. Şeker değil karıştırdığınız, muhabbettir o. İnsanı edebiyata çağıran, şiirde kalan, öyküye süren muhabbet. İşte böyle bir ortamda çaylar içilir. Şiirler konuşulur. Nice şairlere yol gösteren Ay Vakti, Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlerini Cuma günleri öğleden sonraları ağırlamaya, çay ikram etmeye devam ediyor. Hatta öyle ki; Komşu ülkelerden dahi misafirlerin geldiği oluyor.

“Dert İnsanı Söyletir”

Ay Vakti Temmuz-Ağustos 2017 sayısı olan 169. sayısında her zamanki gibi usta kalemleri ve genç kalem adaylarını bir araya getirmiş ve “dert insanı söyletir” yazısı ile okuyucusuna sayfalarını açıyor. Okuması keyifli ve düşündürücü bir eser ortaya koymuş Şeref Akbaba ve dergi ekibi.

“İnsan kendini öldürdükçe toprağın da ölümüne neden oluyor”

Usta yazar Recep Garip “Duruş” adlı denemesinde böyle sesleniyor insana. Bu duruşu –duramayışı- aşk dairesi içerisinde ele alan yazar, topraktan uzaklaşmanın insanın kendinden de uzaklaşması demek olduğunu okura, kendi diliyle anlatıyor. Bu uzaklaşmanın insanın eşyaya daha çok mana yüklemesine sebep olması, ruhlarda yozlaşmaya sebebiyet vermesi bir kısır döngü içerisinde insanı ve toprağı tüketmeye devam ediyor.

“Toprak farklılığı edebiyat farklılığı demektir”

Her topraktan çıkan mahsul nasıl ki farklı ise her coğrafyadan çıkan ve çıkacak olan edebiyat da farklıdır ve farklı olmaya devam edecektir. Böyle tanımlıyor edebiyatı Mehmet Aksu. Edebi bir eserin yazıldığı coğrafyada, toplumun bütününü ne derece kucaklarsa o ölçüde de kalıcı bir eser olabilmesinin mümkün olabileceğini anlatıyor yazar. Hatta düşüncesini daha da ileri götürerek o milletin ekonomik göstergesinin edebiyatıyla da doğrudan ilişki içerisinde olduğunu kendine has yorumuyla dile getiriyor.

 

Hamza Türkyılmaz

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2017, 16:05
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
İsmail Bingöl
İsmail Bingöl - 2 yıl Önce

Birçok sayısına şiir ve denemelerimle katkı sağlamaya çalıştığım Ay Vakti, mütevazi olmanın ve edebi çizgiyi değiştirmeden sürdürmenin önemini, sergilediği duruşuyla, bu duruşa uygun olan ürünleri yayınlamasıyla ortaya koymaya devam ediyor. Hemşerim ve dostum olan Şeref Akbaba hocama yıllardır birçok zorluğa rağmen sürdürdüğü bu edebi yolculukta başarılar diliyorum. Ay Vakti dergisinin daha nice zamanlar çıkmasını ve Türk edebiyatına daha birçok isim kazandırmasını temenni ediyorum.

banner19

banner13