Umran Dergisi Şubat 2022 çıktı!...

Umran Dergisi Şubat sayısı, "İSLÂMCILIK NASIL ELE ALINMALI? -Mevcut Durum, İhtilaflı Perspektifler ve Eleştirel Değerlendirmeler-" ışığında okurunu selamladı.

Umran Dergisi Şubat 2022 çıktı!...

İslâmcılık hakkında, akademide, düşünce tarihçileri ve siyasetçiler arasında keskin bir biçimde şekillenmiş farklı görüşler mevcut. İslâmcılık, Cumhuriyet döneminin baskıcı din politikası nedeniyle Türkiye’de 1960’lara kadar yarım yüz yılı aşkın bir zaman içinde özel olarak siyasi alanda hiçbir etkiye sahip olmadı. Kavramın, olumlu veya olumsuz her kullanımında, mutlaka İslâm’la ve Müslümanların iş ve eylemleri dolayısıyla hayat tarzıyla irtibat kuruldu. Bu ise ister düzenin tümüyle yabancılaştığı erken Cumhuriyet devrinde isterse 28 Şubat 1997’deki gibi tüm sindirme girişimlerine karşı toplumumuzun, hep içinde tutku olarak taşıdığı bir öze dönüş süreci yaşadığını göstermektedir.

Geniş bir yelpazede çeşitli biçimlerde kullanılan İslâmcılık Türkiye’de bilhassa seküler kamusal söylemde baskın bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Siyasi ve sosyal hayattaki tüm yanlışların İslâmcılara mal edilmesiyle doğrudan İslâm’a ve Müslümanlara saldırma cesaretine sahip olmayan çevrelerin intikamlarını İslâmcılık üzerinden aldıklarına şahitlik ettik. Dolayısıyla tek bir İslâmcılık hareketi veya düşüncesi varmış gibi bir değerlendirmede bulunup topyekûn bir yargılamayla birtakım sonuçlara varmak mümkün değildir.

Son yıllarda İslâmcılığın Türkiye tecrübesinin başarısızlıkla sonuçlandığı söylentisinden yola çıkılarak “kaybettik” ya da “yenildik” türünden serzenişler ‘safdil’ İslâmcılar ve onların çevresindekiler tarafından dillendiriliyor, söylemin yaygınlaşmasından ideolojik yarar uman bazı laik kesimlerin bulunduğu da nazarı itibara alınmalıdır. Küresel ölçekli gelişmeler de vesile kılınarak propagandası yapılan mevzubahis söylentinin kritiğe tabi tutulması gerekiyor. Esasen İslâmcılık, “ıslah” kavramı ve sorumluluğu içinde değerlendirilecek bir olgudur. Islah, kimlikteki ve yapıdaki bozulmayı yeniden fıtratla ve vahiyle buluşturmak çabasını içeren yeniden diriliş anlamına gelir. Böylesi serzenişlerde bulunan, umutsuzluk pompalayan, dahası çözülme ve yabancılaşma yaşayan bazı kişi ve çevrelerin durumu İslâmî emir ve nehiyleri hayata taşıma ve Müslümanların hatalarını kardeşlik hukuku çerçevesinde eleştirme hassasiyetinden çok uzakta.  

 İslâmî mücadele süreçlerinde yer alan Müslümanların bugün yılgınlık, çözülme ve mevcudu aşmayı içeren üç hâl içinde bulundukları belirtilebilir. Modern dünyaya, iktisadi düzene, fıtrata savaşa açanlara yeni ve yetkin cevaplar üretme ve onu aşma çabalarının, ancak istikametini koruyan ve özgünlüğünü bağımsız kılmaya çalışanlarla gerçekleştirilebileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla İslâmcılar, reel politikanın açmazlarıyla uğraşan bir kilitlenmeyi aşıp, İslâmlaşma veya İslâmî bilinçlenme sürecini yeni şartlar karşısında yenileyecek yapıcı özeleştiri ve tutarlı bir inşa hamlesi için müzakere, meşveret ve dayanışma kanalları kurmalı ve işletebilmelidirler. Birçok sistem analizcisi, küresel kapitalizme alternatif bir karşı koyuş noktasında evrensel değerlerin kaynağını İslâm olarak göstermektedir. Müslümanlar bunu iyi değerlendirmeli, İslâm’ı ‘geleceğin ideolojisi’ yapacak fikrî gayretlere odaklanmalıdırlar. Mesele, Müslümanların, İslâm’ın ruhunu, vaadlerini çağa göre düzenleyebilmesinde, geleceği kuşatabilmesinde, Kur’ân’ın rahmet ve kurtuluş reçetesini insanlığa sunabilmesindedir.

Bazı Başlıklar:

Muhafazakâr İslâmcılıktan Muhafazakâr Demokrasiye mi?/Mustafa AYDIN

İslâmcılığın Tasnifi ve İslâmî Yorumun Yenilenmesi/Hamza TÜRKMEN

İslâmcılığın Türkiye’ye Mahsus Tecrübesi/Kamil ERGENÇ

Türkiye’de Dinî Bilginin Üretimi Medrese ve İlahiyatlar/Mehmet Furkan ÖREN

D-8 Operasyonundan “Türk Baharı”na Yeni Bir Hesaplaşma Süreci/Burhanettin CAN

Sezai Karakoç ve İslâm İktisadının İçyapısı/Temel HAZIROĞLU

Yayın Tarihi: 03 Şubat 2022 Perşembe 15:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26