Teferrüc’den 13. edebiyat yolculuğu

Teferrüc dergisi, 13. sayısıyla okurlarına yeninden merhaba dedi. Yayın hayatına başarılı bir şekilde devam eden derginin yeni sayısının bir önceki sayılarıyla yarıştığı okurların gözünden kaçmıyor. Fatih Demirel yazdı.

Teferrüc’den 13. edebiyat yolculuğu

Teferrüc dergisi, 13. sayısıyla okurlarına yeninden merhaba dedi. Yayın hayatına başarılı bir şekilde devam eden derginin yeni sayısının bir önceki sayılarıyla yarıştığı okurların gözünden kaçmıyor. Derginin yönetiminde GYY olarak Ercan İriş, Yayın Kurulunda ise İbrahim Kaya, Kenan Çayıroğlu, Ersin Karaca, Fatih Demirel, Emin Baş, Hasan Ali Tatar ve Süreyya Aydın yer alıyor.

Kapağından itibaren derginin bir ağırlık merkezi olma yolunda gayretlerini de burada zikretmiş olalım. İçeriğinde birçok genç ve tecrübeli isimleri bünyesinde taşıyan Teferrüc dergisi, dikkat çeken bu özelliği ile genç isimlerin yetişmesinde bir mektep olarak edebiyat tarihinde haklı yerine kavuşacaktır diyelim.

Sunuş yazısında; “Huzurunuzda olmanın hoşnutluğu içinde ‘merhaba’ edep dostları!

Bizler kalemin ucundaki mürekkep damlacığından çıkan her sözün arkasında bir edebin olması gerektiğine inananlardanız ki insanı insan yapan önemli vasıfların başında geldiğini görürüz.” diye başlıyor sözlerine derginin GYY ve Editörü Ercan İriş.

Sunuş yazısından sonra dergi, sayfalarını Ali Sali’nin “Gece Şahittir Sırra” adlı şiiriyle açıyor: “Şafak söktü kızardı sema güneşin gelişiyle/ yavaş yavaş gelir tecrübe yaşın ilerlemesiyle/ gözden kaçırmadı bunu hayat/kilitledi ağzın kenetlenmesini/ kelimelerin kifayetsiz kalmasına/düğümlenmesine harflerin.”

Sonraki sayfada şair Adem Turan’ın şiiriyle devam ediyor:

“Burada durunuz Burada durunuz Burada durunuz/Bu böyle uzayıp gidiyor işte/Şaşkınlığımız da uzuyor hem de nasıl?/Şurada şurada ve şurada/Veyahut aylarca kalsa da duvarda/Maskelerinizi kendinizden iyi koruyun!/”

       

Derginin bu ayki konuğu Dr. Bahtiyar Aslan... Aslan ile Kenan Çayıroğlu’nun yaptığı röportajda dikkat çeken cümleler var ve bu röportajın mutlaka okunması gerektiğini de söylemiş olalım. Şair sözü yalansa Fuzulî’nin sözünün de yalan olduğuna ve şiirin bir samimiyetin tezahürü olduğunu belirtiyor Dr. Aslan. Ayrıca, şiirin sanatların anası olduğunu, post-modernizmin edebiyatı metalaştırdığını, yani, tüketim malzemesi haline gelmesinin kapitalizm yoluyla olduğunu vurguluyor. Ki önemli tespitler içeren bu röportaj, okunası metinlerinden biri.

Derginin bir başka sayfasında hikâyeci İbrahim Kaya’nın, ‘Edebiyatın İzinde’ adlı denemesi yer alıyor. Kaya, yazısında edebiyat türleri ve edebiyatçılar âleminde uzun bir yolculuğun âdeta özetini bizlere sunuyor. Bu bağlamda Orhun Abidelerinden Hoca Ahmed Yesevî ve Kutadgu Bilig’e, Yunus Emre, Mevlânâ ve Hoca Dehhânî’ye, Şeyh Gâlib’den Ziya Paşa’ya değin edebiyatımızın gelmiş geçmiş isimlerinin eserlerini, o eserlerle hâl-i pür melâlimizi edebî bir anlatış tarzıyla yeniden hatırladık.

Derginin sayfalarında şair ve yazar Süreyya Aydın’ın Kalbimi Lahor’da Bıraktım adlı bir gezi yazısını da okuyabilirsiniz. Yazının giriş bölümünü ‘Ah benim gönlümün dinmez yarası/ Ah benim gönlümün son Rüveydası’ dizeleriyle açıyor Süreyya Aydın. Lahor’un unutulmaz güzelliklerine ve eserlerine önemle değinen Aydın, bir gezi yazısından çok sevgilisinden uzak düşmüş Mecnûn’un hayranlığıyla Lahor’a olan aşkını izhar ediyor.

Dergide şair Ümit Zeynep Kayabaş’ın da bir şiiri bulunuyor. ‘Bakma öyle _ gül kuruttum gecenin teninde./ Burası ateşten bir güverte _ suçluların dans ettiği gövde/ Burası yaşamak adlı ülke’ dizeleriyle okurlarını Fransa’yı anlatmış sanki.

İlerleyen sayfalarda şair Fatih Demirel’in "Boynumda Asılı Kalan" şiiriyle karşılaşıyoruz.  Yağmur kıtlığı çekilen şu dönemde şair; ‘Göklerden öğren toprağın rengini/insan kalbine düşen cemreleri/akıl ki ayağına takılan bir pranga/gönülde migren demirbaş sayılır’ dizeleriyle okurlarını selâmlıyor.

Şair Kenan Çayıroğlu’nun Ahşap Hayatlara Tutunmak adlı şiiri de derginin sayfalarında okunmayı bekleyen şiirlerden: ‘Eski ahşap bir hayata tutundum/Tozlu yaşlanmalar dolu olada / Kızıl ateşli odunlar şıngır mıngır/İnsan yakmayan sularda’ dizeleriyle başlayan şiir de okuyucuyu bekliyor.

Dergi, son sayfasında şair Ercan İriş’in İyi Kalpli Bir Dikiş şiiriyle bu sayının perdesini kapatıyor:

Dudağımın arasına alıp adını/Göğün yedi rengine bandırıyorum/El yazıma saklıyorum dil sürçmelerini/Bu da sana yeter diyorum/Allah da bana’ dizeleri, okuyucuyu hayata dair yeni bir bakış açısına çağırıyor.

Teferrüc dergisi, bu sayısında ağırlıklı olarak şiir yer alsa da (23 adet), 13 hikâye, bir röportaj, 3 deneme, iki inceleme yazısı bulunuyor. Genç isimlerin de buluştuğu bir mektep olma özelliğiyle Teferrüc, okunmayı ve dahi her yeni sayısını merak ve heyecanla beklenen bir dergi olmayı başarıyor. Bu kutlu edebiyat yolculuğunda Teferrüc dergisinin başarılarının daim olmasını diliyoruz.

Fatih Demirel

Yayın Tarihi: 23 Aralık 2020 Çarşamba 18:00 Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2020, 17:48
banner25
YORUM EKLE

banner26