banner17

Tarihimizden Hazin Bir Sayfa Kösedağ Savaşı ve Moğol İstilası

Mustafa Alican, Derin Tarih dergisinde yer alan 'Selçukluları Boğan Moğol Girdabı' başlıklı yazısında Moğol yayılmacılığının Anadolu ayağını inceliyor. Moğolların Anadolu stratejisi hakkında bilgi veriyor. Metin Uygun yazdı.

Tarihimizden Hazin Bir Sayfa Kösedağ Savaşı ve Moğol İstilası

Derin Tarih dergisinin “1946 Seçim Rezaleti Milli İradenin Gasbı” kapak dosyasıyla çıkan Haziran 2018 tarihli 75. sayısında Mustafa Alican, “Selçukluları Boğan Moğol Girdabı”başlıklı yazısıyla Moğol yayılmacılığının Anadolu ayağını inceler. Moğolların Anadolu stratejisi hakkında bilgi verir ve Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat’ın Moğol istilasına karşı yürüttüğü akıl dolu siyaseti ile ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Türkiye Selçuklu Devleti’ni hızlı bir şekilde yok oluşa götüren liyakatsiz, basiretsiz hükümdarlığı konularını ele alır.

Yazar, 1220 yılında Cengiz Han’ın Moğolları tek bayrak altında toplayarak onlardan korkunç bir savaş makinesi meydana getirdiğini belirtir. Moğolların kısa sürede Orta Asya’dan Avrupa içlerine kadar ilerlediklerini açıklar. Cengiz Han’dan sonra da Moğol yükselişi devam etmiş, İran’ın altını üstüne getirmişlerdir. Çin’i işgal etmişler, Alamut İsmailîlerini kısa sürede yok ederek 1243 yılında Kösedağ bozgunu ile Türkiye Selçuklularını boyundurukları altına almışlardır. 1258 yılında da Bağdat’ı işgal ederek Abbasi coğrafyasına hükmetmişlerdir.

Sultan Alaaddin, Anadolu’daki Moğol yayılmacılığın önündeki en büyük engeldi

Alican’ın verdiği bilgiye göre Moğol istilasının önemli ayaklarından biri de Anadolu’dur. O zaman Anadolu’da hükümran olan ve başında I. Alaaddin Keykubat’ın bulunduğu Türkiye Selçuklu Devleti’yle ilgili olarak, Moğollarda Anadolu’nun diğer yerler gibi kolay bir şekilde istila edilemeyeceği kanaati hakimdir. Bunun sebebi bizzat Sultan Alaaddin ve uyguladığı akıllı politikalardır.

Anadolu’ya akınlar gerçekleştiren, 1232 yılında Sivas’a kadar uzanan Moğol akınlarının ardından Sultan Alaaddin, Moğol Hanı Ögedey Kağan’a elçiler gönderir. Moğollarla diyalog kurmaya çalışır. Hatta 1236 yılında Han’dan gelen elçilerin “tabiiyet” talebini ve Moğol İmparatorluğu’nun “ili olmayı” dahi kabul eder. Moğollarla bu şekilde bir münasebet içinde bulunan Sultan Alaaddin, diğer taraftan da Doğu Anadolu’daki şehirleri tahkim etme yoluna gider. Bölgedeki şehirlerin surlarını sağlamlaştırır. Moğolları olabildiğince oyalamaya ve ilerleyişlerini durdurmak için barikatlar inşa etmeye çalışır.

Selçuklu hükümdarı Moğolların bütün isteklerini kabul ederek bir taraftan onları oyalarken, diğer taraftan da askeri tedbirler alır ve bölgedeki diğer hükümdarlarla irtibat kurarak Moğol karşıtı bir ittifak bloku oluşturma çabası içine girer. Sultanın bu faaliyetleri Moğolların gözünden kaçmaz. Saraya kadar yerleşen casusları vasıtasıyla gelişmeleri çok yakından takip ederler. Karşılarındaki en büyük engelin bizzat Sultan Alaaddin’in kendisi olduğu düşüncesiyle bu durum karşısında yeni stratejiler geliştirmeye çalışırlar. 1237 yılında Sultan Alaaddin zehirlenerek öldürülünce coğrafyanın kaderinde kırılma anı yaşanır.

Babai İsyanı Selçukluların caydırıcılık gücüne büyük darbe vurdu

Mustafa Alican’a göre Moğolların dahil olduğu iddia edilen bir tertibatla Sultan Alaaddin’in hayatını kaybetmesi, bölgedeki bütün dengelerin değişmesinin ilk adımını teşkil eder. Sultan Alaaddin’in Moğolları engellemek adına inşa ettiği yapı, devrin hırslı devlet adamı Sadeddin Köpek’in tesirindeki oğlu liyakatsiz Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından muhafaza edilemez. Sadeddin, Moğol tehlikesini bir tarafa bırakarak kendi ikbali için tehdit olarak gördüğü tecrübeli devlet adamlarını saf dışı bırakır. Sultan Gıyaseddin de kendini içki ve eğlenceye verir. 1238 yılında Sadeddin Köpek’in idam edilmesinden sonra da gidişatta iyileşme yönünde pek bir değişiklik olmaz. 1240 yılında patlak veren Babai İsyanı, Selçukluların caydırıcılık kuvvetine büyük darbe vurur. Yazar, Babai İsyanı’nda Moğolların doğrudan bir etkisi olup olmadığının bilinmediğine, fakat isyanın gelişimi ve sonrasındaki hadiselerin tam da onların istediği gibi olduğuna dikkat çeker. Selçuklu sınır kuvvetlerinin isyanın bastırılmasında görevlendirilmesi sınırlardaki tahkimatın zayıflamasına neden olur ve sınırları tehdide açık hale getirir. Babai İsyanı Moğolların Anadolu’ya saldırma konusundaki şartları olgunlaştırır.

Kösedağ bozgunu Selçukluların Moğol müstemlekesi olmasının ilk adımı olmuştu

Bundan sonra Moğollar ve Selçuklular Sivas’a 80 km mesafedeki Kösedağ mevkiinde karşılaşırlar. Bu savaşta Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev birçok stratejik hata yapar. Kalabalık ordusuna aşırı güvenir. Geceleri çadırında işret ve eğlence meclisleri tertip eder. Komutanları bu eğlencelerden dolayı savaş psikolojisinden uzaklaşır. 3 Temmuz 1243 yılında Selçuklu öncü birliklerinin taarruzu ağır bir hezimetle sonuçlanır. Savaş, zillet olarak nitelenebilecek bir şekilde kaybedilir. Alican, Kösedağ bozgununun ağır sonuçları olduğunu belirtir. Bu savaştan sonra yapılan anlaşma şartları yazara göre Selçuklular açısından bir Moğol müstemlekesi olduklarının ilk adımıdır. Bu anlaşmayla Selçuklular Moğollara her yıl büyük meblağda para ödemek, sayıları binlerle ve onbinlerle ifade edilen miktarlarda büyükbaş ve küçükbaş hayvan göndermek, çok değerli hediyeler vermek mecburiyetinde kalırlar.

Kösedağ bozgunun sonuçlarının korkunçluğuna dikkat çeken Alican, Moğolların siyasi ve iktisadi olarak tahakküm altına aldıkları Selçuklu Devleti’ni bilinçli olarak yıkmadıklarını ifade eder. Yazarın belirttiğine göre Moğollar, Anadolu’da idareyi kendi adamlarına vererek ülkeyi ekonomik birimlere ayırmışlar ve uzun süre talan etmişlerdir. Bu talan 1308 yılına kadar devam etmiştir. Moğol istilasının dikkat çeken diğer bir sonucu da, devletin bütün kademelerine sirayet eden siyasi yozlaşmadır. İkballerini Moğolların varlığında gören birçok devlet ortaya çıkmış, dahili iktidar mücadeleleri yetişmiş nüfusun heba olmasını sağlamıştır.

Mustafa Alican, Moğol istilasının Anadolu coğrafyasında uzun yıllar boyunca devam eden sosyal, siyasi ve iktisadi girdabın nedeni olduğunu belirtir.

 

Metin Uygun

Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2018, 16:48
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20