Sâliki Hakk'a götüren rehber İnsân-ı Kâmil

İlim ve İrfan dergisi, son sayısındaki 'Yolun Kaynakları' bölümünde Abdülkerim El Cîlî Hazretleri'nin meşhur eseri El-İnsanü'l Kamil'ine yer vermiş. Ahmed Sadreddin yazdı.

Sâliki Hakk'a götüren rehber İnsân-ı Kâmil

31 sayıdan bu yana tasavvuf özelinde Müslümanlığın meselelerini ele alan İlim ve İrfan dergisi, son sayısında helal kazanç ve infak kavramını dosya konusu ediniyor. Dört yazarın helal kazanç ve infak konusu üzerine eğildiği sayıda, Yolun Kaynakları ismiyle tasavvuf klasiklerinin bahis konusu edildiği bölümde Abdülkerim El Cîlî Hazretleri'nin meşhur eseri El-İnsanü'l Kamil'ine yer verilmiş.

Abdülkerim El Cîlî Hazretleri'nin ülkemizde tanınmasını sağlayan en büyük etkenlerden biri olan eserin tam adı El-İnsânü'l-Kâmil fi Marifeti'l-Evâhir ve'l-Evâil. Eser, varlık hakikatlerinin tamamının karşılığı olan insan-ı kamil hususunu ele alıyor. Cîlî Hazretleri, kitabı ilk defa kaleme almaya başladığında konunun tasavvufi manada tahkik ehli olmayı gerektirdiğini düşünmüş, henüz kendini buna yetkili görmediği için o zamana kadar yazdıklarını imha etmiş ve sonrasında bu konuda yazmaya kendini ehil gördüğü hale ulaştığında kitabın telifine yeniden başlamış.

Bilmeden konuşma, yazma olmadan

Burada çağın yazarlarının çıkaracağı bir dolu ders bulunuyor. Hemen her konuda çekinmeden konuşabilen, üstünkörü birkaç okuma sonunda çalışmalar yayınlayan zamanımız yazarlarının ve akademisyenlerinin çok aşina olmadığı bu tavır, asırlar sonrasına kalacak bir eser ortaya koymanın ilk adımı aslında. Eseri "keşf-i sahih"ine dayanarak kaleme aldığını söyleyen Abdülkerim Cîlî Hazretleri, yazdıklarının Kur'an-ı Kerim ve hadislerin teyit ettiği ve açıkladığı sırların daha önce yazılmış kitaplarda bulunmadığını ifade ediyor.

Abdülkerim Cîlî Hazretleri, eserinde bazı yerlerin anlaşılamayacağını söylerken bunun okurun anlama seviyesinden kaynaklandığını, bu konuların hakikatini idrak etmek için kendisinde "fetih" hasıl oluncaya veya anlamadığı hususların delilini Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde buluncaya kadar anladığı mana ile amel etmemesini, ancak inkarda da bulunmamasını tavsiye ediyor. Şöyle diyor Abdülkerim Cîlî Hazretleri: "Bizim ilmimizden bir şeyi inkar eden kimse inkarı devam ettikçe ilmimizi kavramaktan mahrum olur." Bu uyarıyı yaptıktan sonra Kur'an-ı Kerim'e ve hadis-i şerife dayanmayan bilginin sapıklık olduğunu üzerine basa basa vurguluyor.

İnsân-ı kâmil, Muhammed Mustafa aleyhisselamdır

Altmış üç bölüme ayırdığı eserinde Cîlî Hazretleri mukaddimenin ardından Allah'ın zatına, isimlerine ve sıfatlarına dair ilk üç bölümün nihayetinde uluhiyyet, ahadiyyet, vahidiyyet mertebelerini ele aldıktan sonra, kitabın son kısmına kadar çeşitli hususları işler ve altmışıncı bölümde konuyu insan-ı kamil kavramına getirir. Abdülkerim El Cîlî Hazretleri, bu bölümün eserin özü olduğunu, diğer kısımların da bunun şerhi olduğunu söyler. Cîlî Hazretleri'ne göre gerçek anlamda insan-ı kamil Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselam Efendimiz'dir. Diğer bütün insan-ı kamiller vekâleten, yani ona benzemekle bu makama ermişlerdir.

Eserin, saliki Allah'a götüren bir rehber olmasını arzu ettiğini ifade eden Abdülkerim Cîlî Hazretleri, bazı konuları açıklarken, çok da açıklamak istemediği için manzum izahlar yapıyor. Mutasavvıfların kimi konuları üstü kapalı olarak anlatmış olması, bazı eleştiriler almıştır. Fakat bu, hem Kur'an-ı Kerim'de, hem hadis-i şeriflerde, hem de diğer ilimlerde benzerine rastlanan usûldür. Kur'an-ı Kerim'de müteşabihler ve elif-lam-mim, ya-sin gibi harfler buna örnek olarak gösterilebilir. Tıp kitapları o alanda ihtisas sahibi olmayanların anlayamayacakları ifadelerle doludur. Halbuki bu anlaşılmayan ifadelerin hepsi bir şeyi anlatmak için oraya nakledilmiştir. Bu yüzden mutasavvıflara bu konuda eleştirilerde de ehl-i insaf davranmakta fayda var.

İlk kez Lâlizâde Türkçe'ye çevirmiş

Tıpkı İslam ulularından Cenab-ı Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri gibi, müellif Abdülkerim Cîlî de bazı manevi konuların ancak sembolik ifadelerle anlatılabileceğini söyler. Abdülkerim Cîlî Hazretlerinin şah eseri El-İnsânü'l Kâmil, İslam beldelerinde büyük bir yankı uyandırır. Eser Mısır başta olmak üzere çeşitli Müslüman ülkelerde defalarca neşredilir ve üzerine bir çok şerh yazılır. Türkçe'ye ise ilk olarak Lâlizâde Abdülbaki tarafından çevrilir. Bu çeviride metinde yer alan manzum kısımlar olduğu gibi bırakılmış ve tercüme edilmemiş. Kitaptaki bazı muğlak ifadeleri de tercüme etmez Lâlîzâde. İçinde bulunulan dönem itibarıyla Lâlîzâde Abdülbaki Efendi'nin tercümesinin neşredildiği coğrafyada Arapça, Farsça ve Türkçe'nin üç kardeş gibi birbirine yakınlığı, mütercimi böyle bir tasarruf hakkında cesaretlendirmiş olmalı. Yanısıra bu eseri okuyacak zevat, metindeki manzum kısımları anlayabilecek kapasitede olacaktır. Zira o devrin maarif sistemi bunu mümkün kılmaktaydı.

Daha sonra Selanikli Ali Örfî Efendi ile Muhammed Said Efendi'nin yaptığı tercüme ise özet niteliğindedir. Kitabın ilk iki tercümeye göre daha yakın zamanlarda neşredilen bir diğer tercümesi ise Abdülaziz Mecdi Tolun tarafından yapılır. Mecdi Tolun'un bu tercümesi 1998 yılında Selçuk Eraydın, Ekrem Demirli ve Abdullah Kartal'dan oluşan bir yayın grubunun gayretleriyle İz Yayıncılık tarafından neşredilir. Eserin bazı araştırmacılar tarafından bir kaç tercümesi daha muhtelif yayınevleri tarafından yayınlandı.

Ehl-i tasavvufun göz bebeği

Terzi Baba diye maruf Necdet Ardıç da, yakın zamanlarda Abdülkerim Cîlî'nin bu müstesna eserine bir şerh kaleme aldı. Necdet Ardıç, tercümenin girişinde kitabın bazı zâhir ehli indinde değişik değer yargılarına tutulsa da tasavvuf ehlince Kur’ân’dan ve hadîs-i şerîflerden sonra gelen ve İslâm’ın en değerli kitaplarından bir tânesi olduğunu söylüyor.

Abdülkerîm Cîlî hazretlerinin gerçekten bir şâheser olarak yazdığı ve anlaşılması gerçekten zor olan ancak içerisinde çok büyük hakîkatleri barındıran bu kitabının hazmedilmesi için, ilk olarak yazılı olan kelimelerin, daha sonra o kelimelerin oluşturduğu cümlenin özüne nüfûz etmek gerektiğini ifade eden Necdet Ardıç şöyle diyor: “O Allah, kemâl ile tecellî edicidir. Bizlerin zeval olarak gördüğümüz şeyler ise bizim anlayışımızdaki eksiklikten kaynaklanmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın kemâl ile her tecellîsi değişiktir ve bu nedenle O’nu bir tek tecellîye sığdırmak mümkün değildir. Bunu yapan hem O’na haksızlık etmiştir hem de O’na irfâniyyetinin olmadığını göstermiştir. Her varlık kendi kemâli üzeredir. Bizlerin yaptığı bütün değerlendirmeler izâfîdir."

Kendisi de bir tasavvuf ehli olan Ardıç, bu ifadeleriyle hem kitabın hem de Abdülkerim Cîlî'nin yanında yer alıyor ve bir sufi olarak El-İnsanü'l Kâmil isimli eserin nasıl bir hususiyeti haiz olduğunu işaret ediyor. Bendeniz de acizane bu kitabı okumak isteyenler için iki farklı yayını tavsiye ediyorum. Birincisi İz Yayıncılık tarafından neşredilen, diğeri ise Kurtuba Yayınları'ndan çıkan Hamza Kılıç'ın yayına hazırladığı Günümüz İnsanı'na İnsân-ı Kâmil.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Yayın Tarihi: 06 Mart 2015 Cuma 11:16 Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 21:28
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26