Seyyid Kutub cihadı kuşanmak demek!

Genç Birikim dergisi Ağustos-2012 sayısında, şehadetinin 46. yılında büyük dava adamı şehid Seyyid Kutub’un hayatı ve mücadelesi yazı dizisi olarak ele alınıyor.

Seyyid Kutub cihadı kuşanmak demek!

 

Genç Birikim dergisinin Ağustos 2012 sayısı önceki sayıları gibi yine dopdolu. Farklı farklı konular ve gündemlerle okuyucularına konuk olan dergide Ubeydullah Toprak’ın, “Şehadetinin 46. Yılında Büyük Dava Adamı Şehid Seyyid Kutub isimli seri halindeki yazısı dikkat çekiyor. Kaç sayı süreceğini şimdiden kestiremediğimiz bu yazı dizisinde, aziz şehide dair çok şeyler bulacağımız kesin.

Ülkemizde Seyyid Kutub’u daha iyi anlamak için neler yapılmış?

Şehadetinden bu güne kırkaltı yıl geçmesine rağmen Müslümanların referans aldığı eserlerin müellifidir Seyyid Kutub. Yaşantılarıyla insanlara öncü olan ve örneklik teşkil eden insanlar, vefatlarıyla da öncü ve örnek olurlar. Yani nasıl yaşarsa insan, öyle serilir toprağın yumuşak yüzüne. Davası için kendini feda edenler, esasen geridekilere kararlılığı ve yiğitliği belletirler.Seyyid Kutub

Memleket sathında şehidimizle ilgili sempozyum ve panel türü programlar zaman zaman yapılmıştır. Bunlardan biri 1996’da İrfan Vakfı’nın organize ettiği “Şehadetinin 30. Yılında Seyyid Kutub Sempozyumu”, bir diğeri 2002’de ÖzgürDer’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Şehadetinin 36. Yılında Seyyid Kutub Sempozyumu”, bir diğeri de Medeniyet Derneği’nin yükünü omuzladığı “Şehadetinin 40. Yılında Seyyid Kutub Sempozyumu”dur. Her bir platformda Seyyid Kutub’un farklı yönleri sunulmuş ve insanımıza tanıtılmaya çalışmıştır. Tabi tüm bu gayretli çalışmalara rağmen şehid Seyyid Kutub’un yine de hakkıyla tanınıp bilindiği söylenemez; en azından Türkiye için durum böyle. Onu anmaya ve anlamaya dönük tüm uğraşlar bir davanın ve dava adamının ağırlığını taşımak demektir.

Seyyid Kutub’u okumak cihadı kuşanmak

Şehid Seyyid Kutub’un yazı çalışmaları ilk zamanlarda edebiyat ve eleştiri üzerine yoğunlaşıyordu. Lakin sonraki muvahhid yönelişleriyle kaleminin yönü asıl anlamı kavramıştı. O artık yaşamak için yazıyordu ve yazmak için yaşıyordu. Yazmayı cihaddan ayrı tutmuyordu; ki zaten bugün de dün de onu okumak ve anlamak cihadı kuşanmak manasına gelir.

Yusuf el Azm, Raidül Fikril İslamiyyil Muasır isimli eserinde Şehid Seyyid Kutub’un Müslümanca yaşama evresini üç bölüme ayırır: Sanatsal, Genel Fikrî ve Hedefleri olan Harekî Müslümanlık... İlk dönemlerinde zaten Kutub kendini “Cahiliyye döneminde” olarak tanımlar. Son dönemi ise onun Kur’an’ı özümseyerek yaşayan Seyyid Kutup dönemidir.

Seyyid KutubYoldaki İşaretler’i yazması sebebiyle henüz çıktığı zindana tekrar büyük bir hınçla geri gönderilir. Yalnızca Zeynep el Gazalî’nin Zindan Hatıraları yoktur; şehid Seyyid Kutub’un da aynı minvalde bolca hatırası vardır yaşadığı ve belki de anlatmadığı. Bu yazı dizisi şehidin hatıralarından da pasajlar sunuyor. Şu halde zihinlerde etkisi uzun süre kalacak bir çalışma özelliği taşıyor Toprak’ın bu gayreti.

Şehidimiz, şehadetinden 14 yıl evvel, yani 1952 yılında kaleme aldığı ve Türkçeye İslamî Etüdler ismiyle tercüme edilen eserinde tarihin damarlarına kan pompalayan şu eşsiz sözleri paylaşıyor: “Kalem sahibi kimseler birçok büyük işler yapabilirler. Ancak, fikirlerinin yaşaması pahasına kendilerini feda etmeleri şartıyla... Fikirlerinin kan ve canları karşılığında manalanması şartıyla... Hak bildikleri şeyin hak olduğunu fütur etmeden söyleyip, gerekirse bu uğurda başlarını vermeleri şartıyla...” Ve nitekim kendisi bunu bizzat ispatlamış ve asırlara doğru fikirlerini dalga dalga, kervan kervan yola koymuştur.

Daha evvel yine Genç Birikim dergisinde paylaştığı, “Hayatını İslama Adayan Alim ve Müfessir: Ebul Ala el Mevdudî” isimli yazı dizisiyle de büyük beğeni toplayan Ubeydullah Toprak’ın böylesi güzel çalışmalara imza atma geleneğini sürdürmesini hassaten bekliyoruz.

 

Fatih Pala haber verdi

Güncelleme Tarihi: 28 Ağustos 2012, 09:38
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13