Sanat sahih düşünceye imkan verir

Ayraç dergisinin Nisan sayısındaki 'Çağdaş Sanatın Gör Dediği' başlıklı dosyada çağdaş sanat irdeleniyor ve bu konuyla ilgili yayınlanmış kitaplar tahlil ediliyor. Hüseyin Kahraman yazdı..

Sanat sahih düşünceye imkan verir

Çağdaş ve/veya modern sanatın ne olduğu veya olmadığının temellerini, aslında Rönesans'taki büyük değişimde görmek mümkün. Kilise, sakat anlayışıyla, bâtın'ın (iç dünyanın) ve hakikat arayışının, zâhir (dış dünya) ile sağlıklı bir bağlantısını bir türlü kuramayınca, bugün de devam edegelen dışlanmışlıkla karşılaştı. Rönesans'la birlikte (yani Kilise'nin bir kenara itilmesiyle) meydana gelen büyük gelişme, Batı toplumunu dinden uzaklaştırdı. Öyle ki üniversitede felsefenin ve dinin hakimiyetine son verildi. Bilimsel çalışmalarda artık felsefenin onayına ihtiyaç duyulmamaya başlandı, hatta hakikat arayışı (erdem ve fazilet) alaya alındı. Hâl böyle olunca, paraya dayalı (kapitalist) yeni bir hayat sisteminin oluşması kaçınılmaz oldu Batıda. Bu durum, çağdaş sanatın da çağdaş bilim gibi bir meta olarak algılanmasını beraberinde getirmiştir.

Ayraç dergisinin Nisan sayısındaki "Çağdaş Sanatın Gör Dediği" başlıklı dosyada çağdaş sanat irdeleniyor ve bu konuyla ilgili yayınlanmış kitaplar tahlil ediliyor.

Avangard”ın sanatı hayata yayma arzusu

"Çağdaş Sanatın Felsefi Söylemi" kitabının yazarı Süreyya Su ile yapılan söyleşi, çağdaş sanatı anlamanın ipuçlarını veriyor bize. Su'ya göre, Kant, güzel sanatların tarifine "amaçsız amaçlılık" ilkesi getirerek, sanatı zanaatten özerkleştirdi ve sanattaki fayda ve çıkar unsurunu ayıklamış oldu. Hegel ise, güzel sanatları, "mutlak tin"in üç biçiminden biri diye tanımlayarak, hayatın dışına atmıştır. Ve bu dönemde sanat, Kilise'nin denetiminden çıkıp Akademi'nin denetimine girerek, yaratıcı muhayyilenin kaybolmasına neden olmuştur.

20. yüzyılın başında, özellikle akademi dışı sanat çevresinden bazı kişiler, sanatın bu rejimini sorgulamaya başladılar. Bazı modern akımlar ortaya çıktı. Bunlardan en önemlisi “Avangard”dır. Son günlerde sanatın komplolaştırıldığının tartışılmasına vesile olan Baudrillard'a göre, “Avangard”ın sanatı hayata yayma arzusu, kapitalist modernistler tarafından bir komploya dönüştürülmüştür. Yani mekanik yeniden üretimle, sanatın karizması kalmamıştır. Tam burada, Heidegger'in, "Gerçekten düşünmeye, aklın, düşüncenin yegane düşmanı olduğunu fark ettiğimizde başlayacağız" sözüyle ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. O, aklın tiranlığındaki bilim ve teknolojiye karşı, sanatın sahih düşünceye imkan veren bir sığınak olduğunu görmüştü.

Ayraç'ta, tahlilleri yer alan bazı kitaplar ise şöyle; Sanat Tarihinin Tarihi (Vernon Hyde Minor), Tasarım ve Suç (Hal Foster), Çağdaş Sanatın Felsefi Söylemi (Süreyya Su), Çağdaş Sanat Konuşmaları 1-2-3-4 (Levent Çalıkoğlu), Aslolan Çizgidir (Joseph Beuys), Klasik Türk Edebiyatında Alegori (Berat Açıl).

 

Hüseyin Kahraman yazdı

Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2014 Salı 13:41 Güncelleme Tarihi: 27 Mayıs 2014, 13:52
YORUM EKLE

banner19

banner36