Samimi bir çabanın ürünü Hece Taşları

Hece Taşları dergisi, bir çığlıkla başlıyor bu sayısına. Ölümüyle vicdanları kısa bir süre de olsa harekete geçiren Aylan bebeğin ağzından sonu ölümle biten bir hicretin öyküsü anlatılıyor. Ahmet Serin yazdı.

Samimi bir çabanın ürünü Hece Taşları

Tayyib Atmaca, ben bildim bileli şiirde belli bir geleneğe yaslanan bir şairimiz. Şiirlerinin biçimine, şiirlerinin türüne, hatta şiirlerinin temalarına baktığımızda da bunu görürüz. Bu yönüyle Tayyib Atmaca, istikrarlı bir seyir izlemektedir eskiden beri. Tayyib Atmaca, Cengiz Coşkun’la birlikte çıkardığı Kırağı dergisinde de aynıydı, şu an Hece Taşları dergisini çıkarırken de aynı. Bu aynılık, hem şiir vadisinde çaba göstermek hem de bir geleneği diri tutma çabası bakımından aynı.

Evet, sırtını halk şiirine yaslayan bir şair TayyibAtmaca. Kendisiyle yapılan bir söyleşide ifade ettiği üzre, şairlerin de geleneksel sanatlarda olduğu gibi, usta-çırak ilişkisini yaşamalarından yana. Bu ilişki şairin/şair adayının hem şiiri öğrenmesine hem de insani ilişkileri içselleştirmesine yarayacağı için önemli. Bunun yanında, bizatihi geleneğin sürdürülmesi anlamına geldiği için de ayrıca önemli. Böyle bir tavrı bir de M. Ragıp Karcı’da görmüştüm ben.

Tayyib Atmaca, sessiz sedasız güzel işler yapmaya devam ediyor yine. Hece Taşları, bu güzel işlerden biri. Bilgisayar ortamında hazırlanıp ilgilisinin ve ehlinin maillerine gönderilen bu derginin dokuzuncu sayısı çıktı 15 Kasım'da.

Samimiyet sinmiş sayfalarına

Dergi, bir çığlıkla başlıyor bu sayısına. Ölümüyle vicdanları kısa bir süre de olsa harekete geçiren Aylan bebeğin ağzından sonu ölümle biten bir hicretin öyküsü anlatılıyor ”ABİM Bir Kumsalda Ben Bir Kumsalda” başlıklı metinde. Aylan bebeğin ağzından savaşların yıkıcılığı ve bir çocuğun sevilmelere doyamadan ölümü, ölürken de insanlığa ‘yeniden insan’ olması gerektiği hatırlatılıyor sayfalarda bozuk ve belli ki çocukça bir Türkçeyle. Üstelik de bu, içten bir şekilde yapılıyor, sahtecilik kokmadan yapılıyor. Zaten Hece Taşları’nın bütününe sinen samimiyet ve sahiciliği hissetmemek mümkün değil.

Bunun dışında dergi, tahmin edilebileceği gibi, önceki sayılarda da, bu sayıda da şiir ağırlıklı. Derginin şiir ağırlıklı olması, sadece şiirden ibaret olduğu anlamına gelmiyor. Derginin daha önceki sayılarında olduğu gibi, bu sayısında da bir portre çalışması var. Hem bir şair hem bir nasir olarak kaleminin gücü edebiyat tarihçilerince tescillenmiş olan Ahmed Hamdi Tanpınar, Hece Taşları’nın bu sayısına konuk edilmiş.

Tanpınar'a dair

Mehmet Kurtoğlu, “Tanpınar’ın Şiiri” başlıklı makalesinde, Ahmed Hamdi Tanpınar’ı şair kimliğinden yola çıkarak incelemiş. Makalede Tanpınar’ın şiiri, Tanpınar’ı etkileyen şairler ve onun bir aydın olarak hissettikleri, bu hissedişin edebiyat ürünlerine hangi kavramlar ve hangi türler üzerinden yansıdığı açıklanmaya çalışılmış. Makalede, bildiğimiz birçok şey yanında, Tanpınar’la ilgili önemli ve yeni sayılabilecek tespitler de var.

Tanpınar bir de Kibar Ayaydın’ın kalemine konuk olmuş şiiri ve şiirinin oluşumuyla. Kibar Ayaydın “Tanpınar’ın Şiirinde Hülyalı Zamanlar” başlıklı metniyle Tanpınar’ın şiirine eğilmiş dikkatlice. Ama her iki metinde de dikkat çeken unsur, aynı zamanda çağının önemli addedilebilecek bir aydını olan Tanpınar’ın yaşadığı Batılı olmak-yerli kalmak krizinin metinlerine yansıması olmuş. Yaşantısıyla modern olan Tanpınar’ın portresi, şiiri ve sanat kaygısıyla geleneğe yaslanan biri olarak resmedilir. Bu durum aslında o dönemde yaşayıp da düşünce çilesi çeken her aydının yaşadığı bir dilemma aynı zamanda.

Biçimde geleneksel olurken içerikte çağı okumak

Dergide Tanpınar'a dair yazılanların dşında kalan metinler ise, elbette şiir. Şiirleri okurken şu dikkatimi çekti: Çoğunlukla halk edebiyatının ve kısmen de Divan edebiyatının imkânlarından yararlanan şiirleri yazanlar, sadece o formu kullanmakla kalmamışlar, estetik kaygıları ve sorunlara bakış açılarını da o çağlardan almışlar sanki. Akif İnan’ın gazel biçiminde yazdığı şiirleri ve mesela Osman Sarı’nın “Taş Gazeli” şiirini okuyanlar, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayabilir.

Şiirlerde halk şiirinin sesini ve hecenin ahengini hissediyoruz. Bu yönüyle hece, günümüz şairlerinin ya da şiir heveskarlarının birçoğunda hasret kaldığımız o uyumun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bize.

Derginin bu sayısında yer alan isimleri anmadan geçmek olmaz: Mehmet Avşar ,Tacettin Şimşek, Yasin Mortaş, Mustafa Erkenekli, Məhərrəm Qasımlı, Mehmet Kurtoğlu, İbrahim Eryiğit, Bestami Yazgan, Osman Arslan, Hayrettin Durmuş, İbrahim Türkhan, Ö.Kaplan Kozanoğlu, Azade Turap, Nuri Peköz, Halil Gürkan, Köksal Cengiz (Niyazkâr), Hasan Konç, İsmail Göktürk (Aczî), Haşim Kalender, Halit Yıldırım, İsmail Gül, Ahmet Arslan, Durmuş Kaya, Kibar Ayaydın, Sabri Dil (Mestani), Süleyman Pekin, Esat Anık, Ali Kemal Mutlu, Fikret Görgün, Metin Önal Mengüşoğlu.

Dergiye ulaşmak için tıklayınız: http://www.tayyibatmaca.net/belge/hecetaslari9sayion5kasim2015.pdf

 

Ahmet Serin değindi

Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2015, 16:14
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Tayyib Atmaca
Tayyib Atmaca - 3 yıl Önce

DuyarsizDünyada duyarlı dostlara selam olsun

banner19