Öyküyü Bir İmkân Olarak Görmek Gerek

Aşkar dergisinin 37. sayısında Akif Hasan Kaya ile yapılan söyleşide, yazarın öykü dünyasını ayrıntılı bir şekilde tanımakla kalmayıp, genel değerlendirmelerle öykümüz üzerine de düşüncelerini okuyoruz. Mustafa Uçurum yazdı.

Öyküyü Bir İmkân Olarak Görmek Gerek

Günümüzde öykücülüğümüz altın devrini yaşıyor. Masallarla, destanlarla, hikâyelerle kurulu bir geçmişimizin günümüze yansıyan en önemli yüzü öykülerdir diyebiliriz. Hayattan beslenen öykülerimiz, bizim “anlatı” geleneğimizin modern bir yapıya bürünmüş hallerinden biridir. Bugün öykücülerimiz okuma zevkimizi zirveye taşıyan eserler ortaya koyuyor. Yayıncılar öykü kitaplarına daha çok yer veriyor. Dergilerimizin başköşesi öykülere tahsis ediliyor.

Ömer Lekesiz, Necip Tosun, Necati Mert, Cemal Şakar, Âlim Kahraman gibi öykünün ruhunu da bizlere ulaştıran çalışmalara imza atan ustalar var. Yol gösteriyorlar yazdıklarıyla. Öykücülerin her yeni kitabı artık daha büyük bir merakla bekleniyor. Handan Acar Yıldız, Hasibe Çerko, Emine Batar, Meral Afacan Bayrak, Aykut Ertuğrul, Selvigül Kandoğmuş Şahin gibi isimleri dergilerde artık daha sık görüyoruz ve bu bizi ziyadesiyle mutlu ediyor.

Akif Hasan Kaya da günümüzde öykücülüğümüzün en önemli isimlerinden. Sadece öykü yazmıyor, Aşkar dergisinin öykü editörlüğü görevini yürüterek yeni isimlerle, genç yeteneklerle tanışma fırsatını da yakalıyor. Böylelikle öykünün mutfağında da yer alıyor.

Üç öykü kitabı var Akif Hasan Kaya’nın. Uzun ve Lacivert Günler yeni öykü kitabı. Onun öykülerini okurken bütün kelimelerin bir seferberlik hazırlığında olduğunu hissediyorsunuz. Anlatmak istedikleri, tarihe not düşmek istedikleri var A. Hasan Kaya’nın.

Eser veren her yazarın bir meselesi vardır

Aşkar dergisinin Ocak-Şubat-Mart 2016 tarihli 37. sayısında A. Hasan Kaya ile yapılan söyleşi, sadece yazarı iyi tanımak bağlamında ele alınacak bir söyleşi değil. Elbette yazarın yeni kitabı hakkında yazarının ağzından değerlendirmelere ulaşıyoruz. Öykü dünyasını ayrıntılı bir şekilde tanıyoruz. Bunun yanında genel değerlendirmelerle öykümüz üzerine de düşüncelerini okuyoruz yazarın.

“Meselesi olmak”tan bahsediyor A. Hasan Kaya. Edebiyatın bir meselesi olur mu olmaz mı bunun üzerinde çok da durmuyor. Fakat şu vurguyu özellikle yapıyor. “Eser veren her yazarın bir meselesi elbette vardır.” Öykülerinde anlatmak istediği bir mesele olduğunu ve bunu hakkıyla anlatmak için çabaladığını söylüyor A. Hasan Kaya. Öykülerini okuduğumuzda görüyoruz ki çağının bir tanığı olmayı kendine görev bilen bir yazar var karşımızda. Dünyanın büyük çalkantılar yaşadığı günümüzde o da öyküsünde bunu dile getiriyor. Savaşlar, göçler, huzursuzluğumuz, rengi kaçan hayatımız öykülerde hayat buluyor.

Anlatacak hikâyesi olanlar öykü yazar

Öykü üzerine düşüncelerini de paylaşıyor Akif Hasan Kaya. Öykünün günümüzdeki canlılığından son derece memnun. Çağının tanığı olacak öykücüler olsun istiyor edebiyat dünyamızda. Öykünün bir imkân olduğundan ve bu imkânın faydalı olabilecek alanlarda kullanılmasından yana. Yaşanan olaylara duyarlılığı had safhada olan Akif Hasan Kaya, dünyanın sesinin öyküde çınlaması için çaba sarf edip öyküler yazıyor. Safını belli edebileceği, dünyadaki zulümlere not düşeceği bir alan olarak görüyor öyküyü Kaya. Dünya büyük bir cenderenin içinde kıvranıp dururken “Elimden gelen tek şeyi yapıyorum, öykülerini yazıyorum.” diyor. 

Akif Hasan Kaya, yazdığı tüm öykülerde kişiliğini, düşüncesini gizlemeyen açık yürekli bir yazar. Onun öyküleri yarına kalacak bir belge niteliğinde. Bu söyleşide de en sık vurguladığı nokta bu. Dünyanın bir bir acılarla sınandığı bu zamanlarda, o, hoş beş edebiyatı yapmak yerine sözünü senet olarak kullanarak alın yazısı gibi duruşu sağlam öyküler yazıyor.

Bir arayışta olduğunu da ifade ediyor söyleşisinde. “Bu nereye kadar gider?” diyerek menzili belli olmayan bir yola düştüğünü de içten bir dille paylaşıyor okuyucularla. Biliyoruz ki o, gideceği yeri ararken biz ondan öyküler okumaya devam edeceğiz. Aşkar dergisinde de onun öykülerle örülü dünyasından geçen öyküleri okumayı sürdüreceğiz. Çünkü uzun ve lacivert günler yakamızdan hiç düşmeyecek.

 

Mustafa Uçurum

Yayın Tarihi: 14 Nisan 2016 Perşembe 14:01 Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2016, 14:01
banner25
YORUM EKLE

banner26