Onda bir şey vardı bizi sarardı

Adem Turan bir zamanların efsane dergisi İkindiyazıları'nı soruşturdu. İlk söz Nedim Ali'nin kardeşi Salih Zengin'in..

Onda bir şey vardı bizi sarardı

H. SALİH ZENGİN: Herkese gönderilen mektup

Salih Zengin
H. Salih Zengin

O sonbahar yaprakları sarısındaki İkindiyazıları nüshalarına her bakışımda renginden mi yoksa hatıralarının verdiği burukluktan mı kaynaklanıyor bilemiyorum bir hüzün çöküyor üzerime. Sanki o güzel güneş sarısı geçen zaman içinde daha da bir soldurmuş sanki yaprakları. 10 yıl içine sığan tam 131 sayı bir dergiden öte bir mektuptu herkes için. Nedim Ali'nin o kocaman cömert yüreğiyle oturup herkese tek tek yazdığı bir mektup... O mektubun neler anlattığını, nelerden bahsettiğini benim anlatmam zor. Onu Andırın'daki, Yokuş Sokağı'nın (Şimdiki adıyla Gazeteci Yazar Mehmet Ali Zengin Sokağı) başındaki İkindiyazıları'nın basıldığı Sanat Matbaası önündeki asmaya sormalı? Kollarını caddenin öteki tarafına ve oradan da bütün Türkiye'ye uzatan asmadan dinlemeli... Sonra kokusunu içimize çeke çeke dağ nanesi içtiğimiz leylak söz almalı. Ardından kızılcık bir şiirle girmeli lafa, hurma ağacı bir deneme ile usul usul anlatmalı Nedim Ali'yi... 

Ben ne söylesem eksik kalacak... Gecenin bir vakti tatlı bir telaşla İkindiyazılarını üçe katlayıp şeffaf poşetlere koyarak bu güzel sesi ulaştırdığımız şairler, yazarlar, dostlar, güzel insanlar anlatmalı Nedim Ali'yi ve İkindiyazıları'nı... Çünkü ben ne zaman İkindiyazıları'nı hatırlasam karışıyor bütün harflerin eli ayağı birbirine. Kendimi nedense bir tepe başındaki servi ağaçlarının gölgesinde uzanan o güzel insanın yanıbaşında buluyorum. Yaprak yaprak sararıyorum. Fatiha'lara sığınıyorum....

 

ŞABAN ABAK: Sivil Bir Dergi!

Şaban Abak
Şaban Abak

H. İsmail Yasin (Kâmil Aydoğan) ve Nedim Ali yönetiminde Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde, haftalık Andırın Postası gazetesinin edebiyat eki olarak yayımlanmış, 80 ve 90’lı yılların edebiyatçılarının çoğuna sayfalarında yer vermiş bir dergiydi İkindiyazıları. İlk iki yıl gazetenin iç sayfalarında yayımlanan İkindiyazıları, daha bu dönemdeyken büyük şehirlerde yaşayan şair ve yazarların ilgisini çekmişti. İstanbul’dan hikâyeci yazar Kâmil Doruk ve Ankara’dan şair Arif Ay başta olmak üzere Yunus Develi (Yusufoğlu), Mevlana İdris, Recep Garip, Şaban Abak, Ayşe Altan, M. Âkif Kireçci, İkindiyazıları’nın bu döneminde ürünleri görülen ilk imzalardan bazılarıydı. 

Yeteneksizlere prim vermeyen dergi

1987’den itibaren müstakil bir dergi formunda basılmaya ve Andırın Postası gazetesinin ücretsiz sanat edebiyat eki olarak gazeteyle birlikte okurlara postayla gönderilmeye başlandı. Yarım gazete boyunda sarı kağıda dört sayfa olarak basılan İkindiyazıları’na bu tarihten itibaren çok sayıda yeni imza katıldı. Yukarıdakilere ilaveten bu imzalardan bir kısmı şu şair ve yazarlardan oluşuyordu: Hüseyin Atlansoy, Cevdet Karal, Kemal Sayar, Şahin Taş, İbrahim Kiras, Nurullah Genç, Hakan Albayrak, Şeyhmus Dağtekin, Cihan Aktaş, Fatma Şengil, M. Fatih Uğurlu, Mehmet Efe, Mustafa Aydoğan, Serap Ural, Halime Toros, Gökhan Özcan, Rahmi Kaya, Murat Yalçın, Kâmil Yeşil, Fikri Özçelikçi, Nazir Akalın ve İhsan Durdu. Bu güçlü kadrodaki genç şair ve yazarların hemen hiçbirinin o tarihte basılmış kitabı yoktu. İkindiyazıları onlar için okur karşısına çıkıp kendilerini sınadıkları bir meydan ve okul vazifesi de görüyordu. Bugün yukarıda sayılan isimlerin büyük çoğunluğu daha da ustalaşmış olarak edebiyatla olan ilgilerini sürdürüyorlar. Hemen tümünün yayınlanmış bir ya da birkaç kitabı bulunuyor.  

Türkiye’de edebiyat dergiciliği, başlangıçta, ustalığı çağdaşlarınca da kabul edilmiş  “üstad” bir şair ya da yazar etrafında toplanan sanatçılarca yürütülmüş bir uğraştı. Genç Kalemler, Sırat-ı Mustakîm, Dergâh, Varlık, Büyükdoğu, Diriliş, Edebiyat böyle dergilerdendi. Bu dergilerde ürün yayımlamak, başındaki “üstad”ın terbiyesinden geçmiş olmak anlamına da geliyordu. Büyük hikâyecimiz Ömer Seyfettin’in yönettiği bir dergide bir hikâyenizin yayımlanmış olması, sizi “hikayeci-yazar” yapardı. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’ın yönettiği “Büyükdoğu”da veya Sezai Karakoç’un yönettiği “Diriliş” dergisinde bir şiirinizin çıkması da sizin şairliğinizin bir tür ispatıydı. Yazdıkları asla bu tür dergilerde yer alamaycak “yeteneksizlerin” bir gurup oluşturup dergi çıkarmalarının, sözde “eserlerini” basmalarının ise elbet bir kıymeti harbiyesi yoktu. Oysa İkindiyazıları adeta yazarları ve okurları tarafından oluşturulmuş, otokontrol yöntemiyle ve sessiz çalışan bir  “komisyon” tarafından denetleniyor, hamlık ve acemilik ürünlerine yer vermiyordu. 

İkindiyazıları, 1983’te Diriliş, 1984’te de Edebiyat dergilerinin yayınını durdurduğu, Mavera dergisinin ise eski canlılığını yitirdiği bir dönemde, özellikle 1986-1992 arasında en etkili ve çok sevilen, kendisinden sıkça söz edilen bir dergi oldu. 1988’den sonra tarz ve ebat olarak İkindiyazıları’nı hatırlatan, ancak uzun ömürlü olamayan dergiler bile çıktı. Ayane, Kültür-Edebiyat, Çete ve Albatros gibi dergilerden, 1989 yılında bir yıl çıkıp kapanan Albatros, İkindiyazıları’ndan sonra bu dönemin en çok beğenilen ve okunan dergisi oldu. 

 

MESUT DOĞAN: İçimi titreten sarı sayfalar

Mesut Doğan
Mesut Doğan

1990 yılında İstanbul’da çalışıyorken Kardelen Dergisi ve Mavera’da yazıyordum; nasıl oldu tam hatırlayamıyorum İkindiyazıları Dergisi’nden haberdar olmuştum. Sarı renkli sayfalarıyla amatör ruhun bir tütsü gibi sayfalarda dolaştığını görüp heyecanlanmıştım. Taşrada çıkmasına rağmen garip bir çekicilik ve gizemle kaplıydı. Ben de İkindiyazıları’na hemen bir şiir göndermiştim. Aynı şiir sanıyorum Mavera Dergisi’nde de çıkmıştı. İkindiyazıları şiiri yayınlamış ama sanıyorum altına “bu şiir daha önce Mavera Dergisi’nde de yayınlanmıştır” şeklinde bir not düşmüştü. İkindiyazıları’nı elime aldığımda çok utanmış ve sıkılmıştım.  
Taşrada çıkan bir derginin diğer dergileri bu kadar yakından takip etmesi bende bir hayranlık uyandırmıştı. Şiiri yayınlamışlar ama bunun yanlış olduğunu çok değişik bir söyleyişle bana hatırlatmışlardı. Bu anıyı hiç unutamam. Ne zaman derginin eski sayılarını arşivimde karıştırsam aklıma bu hatıra gelir ve içim titrer. Aslında bilinçaltımı yokladığımda, beni asıl rahatsız eden şeyin, taşradaki bir derginin bu ince detayı farkedemeyeceği yönünde beni ayartan bir düşüncenin içimde uyanması olmuştur. Ama yine de o sarı ve insanın içini titreten sayfalarıyla İkindiyazıları, taşrada çıkmasına rağmen, içimde her zaman en profesyonel ve donanımlı dergilerin hizasında durmaya devam edecek. 

 

MUSTAFA OĞUZ: Kalbimin Bir Yerinde Saklıyorum Hâlâ

Mustafa Oğuz
Mustafa Oğuz

İlki Sükût 

İkindiyazıları’nı ilk görmemde utanılacak bir olay yaşamıştım. Ankara’da TYB merkezinde gördüm ilk defa dergiyi. Yıl 1989 Kırkikindi serüvenini yaşamış, dergiyi kapatmışız. Yani dergiciliğe bulaşmışız. Gel gör ki İkindiyazıları’nı henüz görmemişim. İlk defa gördüğümü söylediğimde “Dergicilikle uğraşan birileri İkindiyazıları’nı nasıl bilmez?” sorusuna sükût ile karşılık vermiştim. 
Sonrası Benim dergim 
İkindiyazıları ile tanışmanın hemen ardından Nedim Ali’ye bir mektup yazıp dergileri topluca istedim. Sağ olsun gönderdi ve hâlâ sakladığım en değerli arşivime kavuştum. 1991 kışı. Uşak’ta öğretmenim. Bir gün posta kutumda bir mektup; Nedim Ali’den! Derginin bir sayısını yönetmemi istiyor. Zaman da kısalmış. Hemen yoğun bir çalışma trafiği. Telefonlar, fakslar, APS mektuplar ile güç bela zamanında yetiştiriyorum sayıyı. Bir sayısını yönetmiş olduğum bir dergidir İkindiyazıları. 

Hem okuruyum, hem yazarıyım hem de yöneteni… Bu yönleriyle İkindiyazıları benim için çok özel bir dergidir. İlk tanışmanın ardından son adımına kadar heyecanla okudum, yazı ve şiirlerimle yer aldım. Sevdim. Kalbimin bir yerinde saklıyorum hâlâ. Dilerim ki İkindiyazıları kitaplığı oluşur. Şiirler, denemeler, hikâyeler, söyleşiler, gezi yazıları ayrı ayrı kitaplarda bir araya getirilir. Bunu daha önce dile getirmiştim sitemizde yayınlanan bir haber metnimde. 
İkindiyazıları, günümüz yazın dünyasında 40’lı, 50’li yaşlardaki birçok ismin yetişmesinde, serpilmesinde önemli bir işlevi yerine getirmişti. Ben de bunların arasında bulunmaktan fazlasıyla bahtiyarım. Kuşluk Vakti’ni görenler İkindiyazıları ile biçimsel ve öz benzerliğinin farkındadır. Sevdiğim bir derginin biçimsel olarak benzeri olmak için bilinçli bir tercihle o mizanpajı yapmıştık. Bu da İkindiyazıları’nın bir başka etkisini ortaya koymaktadır.  

 

MÜŞTEHİR KARAKAYA: Burukluk benim için!

Müştehir Karakaya
Müştehir Karakaya

İkindiyazıları ismi her geçtiğinde içimi bir burukluk kaplar. Bizim dönemimizde, ki 80 dönemidir; şiirle, edebiyatla, sanatla uğraşanların gözağrısıydı. İlk şiirlerimizin, yazılarımızın, öykülerimizin yayınlandığı taşrada, Andırın’da koca bir yürek, koca bir gönül adamı vardı. O, Nedim Ali idi. Onu hiç görmesem de, hiç konuşmasam da benim için yumruk gibi sıkılmış bir yürekti. Bugün ismini duyduklarınız, hatırladıklarınız, şiir ve yazılarını okuduğunuz onlarca yazar ve şair bu koca adamın tezgahından geçen, Andırı’dan, İkindiyazıları gibi kendine özgü bir dergi-Andırın Postası gibi bir gazetede isimlerini duyuran adamdır.

Onu sevgiyle, saygıyla, buruklukla, özlemle, hasretle yadediyorum.  

İkindi yazıları olmasaydı kimbilir, belki biz bugun biz olur muyduk, bilmiyorum... İşte bu “girizgah kapısı” dediğimiz İkindiyazıları... Onun maddi ve manevi babası  Nedim Ali’nin mekanı cennet olsun... Nur içinde yatsın. 

 

SUAVİ  KEMAL YAZGIÇ: Merkezi Andırın taşrası  İstanbul

Suavi Kemal Yazgıç
Suavi Kemal Yazgıç

İkindiyazıları, yazamamış olmam gerçeği içimde ukde kalan bir yayındı. Merkezi Maraş Anıdırın olan Andırın Postası'nın bu kültür sanat ekinin sayılarını birer taşra şehri olan Ankara ve İstanbul'da görebildiğim kadar takip edebildim. Rahmetli Nedim Ali'nin el emeği, göz nuru olan İkindiyazıları, sıcaklığı ve samimiyeti ile göz doldurdu. Bize şevk ve enerji verdi. Kadrosu'na bakınca görüyoruz ki Ankara'da çıkan Albatros Andırın'da mola vermiş gibiydi. Gökhan Özcan, Kemal Sayar, Hakan Albayrak... Birçok güzel adamın biyografisinde "İkindiyazıları"nda yazmış olması bir şeref madalyası 
gibi durmaktadır. Mustafa Oğuz'un teklifini burada tekrar etmek istiyorum. "Geçtiğimiz yıllarda İbrahim Tenekeci Dergâh yazılarıyla ilgili bu tür çalışmalara imza attı ve ortaya iki güzel kitap çıktı: Dergâh Şiirleri, Dergâh Yazıları. Birçok şair ve yazarın gönül bağıyla bağlı olduğu İkindiyazıları’nın, orada ses verenler için ayrıcalıklı bir yerinin olduğunu düşünüyorum. Bir yayınevimiz çıksın, bu işe talip olsun, hazırlayacak birileri elbette çıkacaktır." 

 

HÜSEYİN AKIN: İkindiyazıları Edebiyat Dergiciliğimizin Yüz Akıdır 

Hüseyin Akın
Hüseyin Akın

İkindi Yazıları şiirlerimi ilk yayınladığım edebiyat dergisiydi. Neredeyse 25 yıl geçmiş üzerinden. Hiçbir dergi beni bu kadar heyecanlandırmamıştı. Ve hiçbir derginin yolunu böyle dört gözle beklememiş izini bu denli dikkatli sürmemiştim. Rahmetli Mehmet Ali Zengin (Nedim Ali) teşvikiyle yazmaya başladım bu dergide. Son yazdıklarımı göndermiştim. Üç şiir, iki öykü. “Gerisi Kadın” başlıklı şiirim yayınlanmıştı önce. Ardından “Suya Giden Kadın” ve sonra da “Ey Anamız Olan Kadın Bizi Bize Uyuştur” başlıklı şiirlerim yayınlandı. İlk şiirimin yayınlanmasından sonra rahmetli Nedim Ali bana beğenisini ifade eden yol gösterici bir mektup göndermişti. Bu mektupta şiirlerimden çok olumlu tepkiler aldığını, sadece şiir yazsam daha iyi olacağını, öyküyü şimdilik bir kenara bırakmam gerektiğini, bir koltukta iki karpuzun taşınamayacağını söylüyordu. Tavsiyesine uydum ve o günden sonra sadece şiir yazdım. İlk şiir kitabımda yer alan şiirlerin belli bir bölümü İkindi Yazıları dergisinde yayınlanmış şiirlerdi.  

Taşrada merkez olmayı  başarmış bir dergiydi İkindi Yazıları. Okuyucusunu kendi seçmek gibi özgün bir tarafı vardı. Ayıca her sayı başka bir şehirden bir şair ya da hikayecinin dergiyi hazırlayıp yönetmesi başlı başına bir hareket kazandırıyordu. El emeğiyle hazırlanan mektup sıcaklığındaki bu sarı sayfalarda kendimi “100 Türk Büyüğü” arasında görmek ziyadesiyle mutluluk verici bir şeydi. Taşra imkânlarıyla her anlayış ve görüşten edebiyatçıyı yordamını hiç bozmadan belli bir üslupla barındırabilen başka bir dergi var mıdır bilmiyorum. İkindi Yazıları bu anlamda edebiyat dergiciliğimizin yüz akıdır. Emeği geçenleri kutluyor Şair Nedim Ali’ye bir kez daha rahmet diliyorum.

 

FİKRİ  ÖZÇELİKÇİ: Haddi Aşan Bir Dergi 

Fikri Özçelikçi
Fikri Özçelikçi

İkindiyazıları’nı bir cümleyle ifade etmek istersek eğer, o cümle hiç kuşkusuz şu olurdu: İkindiyazıları, haddini aşan bir dergiydi! 
Haddini aşan bir dergiydi çünkü o, o zamana kadar ülkemizde çıkarılan dergilerin hiçbirisine ne biçim olarak ne de içerik olarak benziyordu. Hiç kuşkusuz o, her yönüyle nev-i şahsına münhasır bir dergiydi.  
Bilebildiğim kadarıyla o yıllarda edebiyat dergisi sıfatı taşıyıp da her harfi elle dizilen tek dergi oydu. Ve ayrıca yine ücretsiz dağıtılan tek dergi de oydu. Ama yine de bu unsurlar İkindiyazıları’nı tek başına anlatmaya yetecek şeyler değil. 
Onu asıl değerli kılan şey mütevazı karakteri ve oluşturduğu dostluk zinciridir hiç  kuşkusuz. Şimdi her ne kadar kısmen kırılmış olsa da, İkindiyazıları’nın edebiyat sahnesinde boyverdiği seksenli yılların ortalarında, edebiyat dergileri bir üstadın otoritesi ve himmeti sayesinde hayat bulabiliyordu. Üstad/lar/ın bu otoritesi, dergilerin varlık sebebi halini alıyordu zamanla. Kaçınılmaz olarak da bu otoritenin –bu otorite sözcüğünü fildişi kulesinde yalnız yaşamayı yeğlemek diye okumanız da yanlış olmaz sanırım- eteğinde kümelenen genç- şair yazarlar, atacakları adımları, belirleyecekleri tavırları ve hatta yazarlık-şairlik serüvenlerini bile üstada endekslemekte bir beis görmüyorlar, zamanla kendileri de bir “üstad”a dönüşüyorlardı. Bu durum ise zamanla yeni şair-yazarları köreltici bir etki yapıyor, belki de coşarak mümbit toprakları bereketlendirecek o güzelim ırmakları cılızlaştırıyor ve bu coşkun ırmaklar, sadece serazad akamadıkları için çoğunlukla,  körelip gidiyorlardı çoğu zaman. 

İkindiyazılarıİkindiyazıları işte bu yüzden önemli ve işte bu yönüyle öncüydü: Bir otoritenin gölgesi hiçbir zaman olmadı İkindiyazıları’nda ve belki de bu yüzden şu anda Türkiye’de ehl-i dil ve aynı zamanda ehl-i kalem olanların hamuruna göz atıldığında, İkindiyazıları mayasının o ayırt edici rayihası kendini belli etmektedir hemen.   

İkindiyazıları aynı zamanda her meşrep ve her düşünceden insana açık bir ocaktı. Örnekse, M. Ragıp Karcı da rahatlıkla ve gururla yer alıyordu o sarı sayfalarda, Latife Tekin de… Belli şartları taşımayan dergilerde yazmamak gibi bir ilkeye sahip olan şuara ve nasiranın İkindiyazıları sayfalarında rahatlıkla yer aldığını görebiliyorduk ve belki de bu yüzden İkindiyazıları’nın kadrosu Nurullah Genç'ten Necati Polat’a, Selim Erdoğan'dan Hakan Albayrak’a kadar çok geniş bir insan coğrafyasını kapsayabiliyordu.

Farklıydı İkindiyazıları  hülasa… Ve bu farklılık yüzündendir ki tadı damağımızda kaldı ve doyamadık hala ona. 

Son söz olarak da, bu halkanın imamesi olan ve Rahman’ın kendisini genç yaşında yanına davet ettiği (Nedim Ali) M.Ali Zengin kardeşime rahmet…


 
Adem TURAN soruşturdu

Yayın Tarihi: 17 Ekim 2009 Cumartesi 17:43 Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2009, 18:03
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Aydın Aksoy
Aydın Aksoy - 11 yıl Önce

İkindiyazıları gibi güzel bir derginin hayatımızdan çekip gitmesi çok acı elbette... Nedim Ali'ye Allah'tan rahmet diliyorum. İkindiyazıları'nın tekrar eski baskıyla yeniden basılması gerekir diye düşünüyorum. İnşallah birileri bunu düşünür ve bu iyi üstlenir. Yeniden İkindiyazıları'nı hatırlatan Adem Turan'a teşekkürler. Nedim Ali'nin güzel kardeşleri Mevlana İdris ve H. Salih Zengin'e de selamlar

yaser celik
yaser celik - 12 yıl Önce

COK GUZEL OLMUS ADEM HOCAMIZ,INSALLAH DEVAMI GELIR...

HARUN KADIOĞLU
HARUN KADIOĞLU - 11 yıl Önce

Evet, hepsi İkindiyazıları'nın yazarı-müdavimi olan kıymetli isimlerle güzel bir soruşturmaya imza atmış Adem Turan. İkindiyazıları vazgeçilmez bir sevda. Şimdi masamın üzerinde ciltleri duruyor. Neler var neler yok diye karıştırıyorum. Bu kadar geniş yürekli insan nasıl biraraya toplanabilmiş diye düşünüyorum. Dile kolay taşranın da taşrasında 10 yıl edebiyata soluk katan bir dergi çıkmış, çıkartılmış. Her ne kadar bizzat tanışmasam da o benim kalbi dostum, o Nedim Ali. Mekanı cennet olsun.

yılmaz yılmaz
yılmaz yılmaz - 11 yıl Önce

güzel bir soruşturma, elinize sağlık abi. güzel günlerden kaliteli işlerden haber verdiniz

ahmet rodos
ahmet rodos - 11 yıl Önce

evet, evet. hem şiirler toplamı yayınlanmalı ve hem de nedim al'nin şiirleri kitaplaştırılmalı. dergah ve hece kadroları bu işi üstlenmeli.

banner26