Ocak 2018 Dergilerine Genel Bir Bakış

Mahalle Mektebi, Türk Edebiyatı, Temmuz, Şehir dergilerinin Ocak 2018 sayıları hakkında Mustafa Uçurum yazdı.

Ocak 2018 Dergilerine Genel Bir Bakış

Türk Edebiyatı’ndan Orhan Okay’a vefa

Türk Edebiyatı dergisi, Ocak 2018’e Orhan Okay kapak fotoğrafı ile giriş yaptı. Hüseyin Yorulmaz “20 Yıl Önce Orhan Hoca’yla Balat’ta Adım Adım” adlı yazısında anlatıyor Orhan Hoca’yı. Anılar var hayatımızda hepimizin. İçimizi acıtan günleri hatırlamak zor olsa da geçmiş zaman bir nefes aldırıyor insana. Orhan Okay, Hüseyin Yorulmaz, İsmail Kara ve Mustafa Kutlu şehri adımlıyorlar aheste aheste. Orhan Hoca’nın doğduğu semti gezerken yaşananlar var yazıda. Soluklanılan cami avluları, yaşanmışlıklar ve en çok da anılar var. Orhan Okay hakkında birçok özel not da yer alıyor yazıda.

İlhan Geçer’in Şehnaz Beste’si

Geleneğini bozmayan ve her yeni sayı ile üzerine yeni güzellikler ekleyen bir dergi Türk Edebiyatı. Bir edebiyat dergisinin bütün işlevlerini dergide görmek mümkün. Tarihe tanıklık eden, bu ülkenin değerlerine hakkını teslim eden bir özelliği var.

İsa Kocakaplan, İlhan Geçer üzerine yazmış 531. sayıda. Özgün bir İlhan Geçer biyografisi ile başlıyor yazı. Daha sonra Kocakaplan şairin Şehnaz Beste şiirini paylaşarak şiir ve şehnaz beste üzerine ruhu dinlendiren anlatımına devam ediyor: “Hep o şehnaz yüzünüz / Vursa da tellerime / Karlar gibi yağınız / Ağustos ellerime

Mustafa Çiftci nasıl yazar oldu?

Erhan Genç, Mustafa Çiftci ile nasıl yazar olduğu merkezli bir söyleşi gerçekleştirmiş. Yazar olmaya nasıl karar verdiği, okuma serüveni, ilk yayınladığı yazı gibi birçok ayrıntı var söyleşide. Genç yazar adayları için tavsiyesi dikkate değer Çiftci’nin: “Hemen şimdi gidip aynaya baksınlar ve ‘Ben yazarım.’ desinler. Önemli olan budur. Nerede, nasıl yazarmış onlar kendiliğinden gelir…

Bizde müzmin bir hastalıktır geçmişi ve özellikle geldiği yeri unutmak ya da unutmuş gibi yapmak. Mustafa Çiftci ilk öyküsünü yayınladığı derginin adını da zikrediyor söyleşide. Takdire şâyân bir incelik bu: “İlk yazım Aşkar dergisinin ikinci sayısındaki yazımdı.”

Funda Özsoy Erdoğan’a mektup var

Türk Edebiyatı’ndan son paylaşımım bir mektup. Gülhan Tuba Çelik bir mektup ile seslenmiş Kırklandım kitabının yazarı Funda Özsoy Erdoğan’a. Mektubun merkezinde de bu kitap var zaten. Okuduğu kitaptan çok etkilenen ve heyecanını yazara bir mektupla duyuran Çelik, tuttuğu notlardan edindiği izlenimlere kadar her noktaya değiniyor mektubunda: “Sessiz ve derinden bir bağınız var her şeyle. Parlayıp sönmelerin, anlık tutkuların kadını değilsiniz.”

Kırklandım’da yer alan yazar isimlerini, eser isimlerini özellikle kaydettiğini söylüyor Çelik. Bir yazar için böyle bir mektup almak mutluluk verici olsa gerek.

Mahalle Mektebi 2017’i ödülle kapattı

2017’nin ödüllü dergilerinden Mahalle Mektebi. ESKADER 2017 edebiyat dergisi ödülünü aldı. Konya’dan Türkiye’nin kalbine seslenen Mahalle Mektebi, işinin ehli bir ekibin elinde her sayısı ile varlığını hissettirmeye devam ediyor.

Cihan Aktaş dosyası var Mahalle Mektebi’nde. Dosya konularına sıkı hazırlanıyor dergi. Söyleşiler, soruşturmalar, ithaf yazı ve şiirler derken hakkını veren dosya konuları sunuluyor okuyucuya. Cihan Aktaş’ın “Yükümü Hafifleten Şarkılar” yazısı ilk sırada. Aktaş’a çocukluğundan bugüne gelene kadar yarenlik eden şarkılar var yazıda. Refahiye türküleri ile başlayan ve her durakta yüreğine bir ezginin takıldığı uzun bir yolculuk bu. Barış Manço, Cem Karaca çıkıyor bazen yoluna, bazen de Nuri Sesigüzel’den Mühür Gözlüm.

Necip Tosun ve Abdullah Harmancı Cihan Aktaş öyküsü üzerine yazılarıyla yer alıyor dosyada. Cihan Aktaş’ın sinemaya olan ilgisi aşikârdır. Özellikle İran sineması. Murat Küçükhemek Aktaş’ınsinema yazarlığı üzerine bir yazı kaleme almış. Sema Bayar “Duvarsız Odalar” merkezli yazı ile katkı sağlamış dosyaya. Metin Önal Mengüşoğlu “Sınıra Yakın” kitabını derinlemesine tahlil ediyor yazısında. Ümit Aktaş’ın yazısı da ilgiyle okunacak bir yazı. Yıldız Ramazanoğlu’nun samimi Cihan Aktaş yazısı da içinde yelpazesi geniş tespitleriyle dikkat çekici bir yazı. Abdullah Kasay da Cihan Aktaş ile Karaman’da yaptıkları hoş muhabbeti dergiye taşımış. Bir masanın etrafında Abdullah Harmancı, Ulvi Kubilay Dündar, Abdullah Kasay ve Cihan Aktaş. Gerisi Mahalle Mektebi’nde.

Dosya oldukça kabarık. Cihan Aktaş hakkında bütün ayrıntılar dosyada mevcut. Arşivlik denecek cinsten bir çalışma olmuş bu.

Şehir dergisinde Erciyes havası var

Dursun Çiçek Şehir dergisinin mimarı. Hem içerik olarak hem de görsel zenginlik bağlamında yeni sayıları merakla beklenen bir dergi kazanmış oldu kültür sanat dünyamız. Birinci yılını geride bırakan dergi 13. sayısına ulaştı.

Dursun Çiçek “Gönlümdeki Erciyes” yazısına Neşet Ertaş’tan Gönül Dağı türküsüyle giriş yapıyor. Erciyes’in Kayseri’deki ve kendindeki yansımasını anlatmış Çiçek. Bir dağın ne derin anlamlar barındıracağına şahit olarak okuyoruz yazıyı. Dağ deyip geçmemek gerek diyerek ilerliyor cümleler: “Dağ tevhitti, vahdetti.” Türkülere düşmüş Erciyes’ten gönüllere dokunan Erciyes’e serin olduğu kadar kuşatan bir esintiyle selam duruyor Dursun Çiçek.

Erciyes’ten kopan türkü

Ahmet Sıvacı Şehir dergisinde türkülerin ve Ahmet Gazi Ayhan’ın sesinin yankısını salıyor Erciyes’in üzerine. Türkülerle haşir neşir olanların iyi tanıdığı bir isimdir Ayhan. Türküleri kendine has şivesiyle söyleyişi hâlâ özlemle dinlenir. Sesi, soluğu, ezgisi yerli bir sestir Ayhan. Ahmet Sıvacı, kendi anılarının eşliğinde hem Kayseri hem de Türkiye için bir değer olan Ahmet Gazi Ayhan’ı anlatıyor bir minnet duygusuyla.

Kayseri’nin kurucusu Melik Mehmet Gazi

Serdar Kozan da dergideki Melik Mehmet Gazi’yi anlatıyor yazısında. Danişmendlilerin kuruluşundan başlayıp Danişmend Ahmet Gazi, Emir Gazi ve Melik Mehmet Gazi’yi yaptıkları çalışmalar eşliğinde anlatıyor. Kayseri’nin yeniden dirilişi, Melik Mehmet Gazi’nin mücadelesi ve elde ettiği başarılara yazıda ayrıntılı olarak değiniliyor; onun yaptırdığı eserler de yazının konuları arasında.

“Sen ey başı dik onur ağacı”

Temmuz dergisi 18. sayısı ile 2018’e girmiş oldu. İstikrarlı ve duruşu belli bir dergi olduğunu bu 18 sayı boyunca gösterdi Temmuz. Sözünü ümmetin sözüne ekledi, sedası ümmet için yükseldi.

18. sayıda da Kudüs ağırlıklı yazı ve şiirler ile karşımızda dergi. Derginin giriş yazısı önemli mesajlar içeriyor: “Ey zeytin ağaçlarının bereketli anası, portakal bahçelerinin turuncu neşesi! İsa’nın kundağı, İbrahim’in yatağı, Davud’un gür sesi, Süleyman’ın bereketli bahçesi, Ömer’in parlayan mabedi, Selahaddin’in sadakati ey Filistin! Ey Kudüs!”

“Ey Aksa yeryüzü cennetim”

Dünya üzerinde adına en çok şiir yazılan beldelerden biridir Aksa. Kanayan bir yara var ve dualar, aminler, sözler, dizeler Aksa’ya akıyor yüzyıllar boyunca.

Yunus Emre Altuntaş, “el – aksa” şiiriyle sesleniyor kutlu beldeye. Özlem, hüzün, bilenmiş bir kin var dizelerde. Bıkmadan, usanmadan sözler salmak gerek göğe. Elbet karşılık bulacak bunca feryat: “Canımı aldım taş eyledim kapına / Zalimin kurşunu bana değsin Ey Aksa/ İnanmış çocukların kundağında / Gerili bir ok gibi semaya salınıyor.”

Nizar Kabbani’nin Filistin’i

Erdoğan Aydoğan yazısında Filistin’e Nizar Kabbani’nin dizelerinden bakıyor. Kabbani’nin şiirlerini okumak Filistin’in derdine ortak olmaktır: “İşgal altındaki toprağın ozanı olarak Kabbani, bir yankıdır, çığlıktır, vicdandır.” Acının, ezilmişliğin, mazlum olmanın ortasında şiirler yazar Kabbani İsrail’in duvarlarına: “Halid’i öldürdüyseniz Amr gelecek / Verde’nin / Gül’ün kanını öldürdüyseniz/ Irt / Reyhan kalacak!” Aydoğan’ın yazısı Filistin’in sesine şair gözünden kulak veren bir yazı.

Kudüs’ü kalpten sevmek

Dünyanın bütün hüznüyle, acısıyla yoğrulmuş yeryüzünün ağırlığı kadar iniyor kalbimize Kudüs” diyor “Kalpte Kurulan Şehir Kudüs” yazısında Mehmet Mortaş. Kudüs’ün yazar ve şairler üzerinde şöyle bir etkisi var: Kudüs üzerine ne kadar yazmış olursa olsun her dem yeni bir diriliş ruhuyla cümleler dökülüyor söz sahibinin dilinden. Bu olsa olsa Kudüs’ün bereketidir.

Mortaş’ın yazısı umut cümleleri aşılıyor gönüllere. Zaten bu umut tutuyor hepimizin direnişini ayakta: “Ebabil kuşları olan her çocuk silahların gölgesini dahi tarumar edecek.” Ve zalimlere son sözü Mortaş’ın: “soğuk merhametsiz ve kanser gibi yayılan zulmün / zamanda kara leke olarak / vaat edilmiş vakte kadar / bumerang gibi seni saracak

Metin Acıpayam’dan bir istek

Metin Acıpayam Kudüs adına söylenen sözlerin boşlukta kalmasını istemiyor. Kudüs edebiyatı adında bir edebiyatın varlığından söz edecek kadar çalışma ortaya çıkmışken Kudüs Edebiyatı dersinin üniversitelerde okutulması gerektiğini dile getiriyor. Bunun yanında Kudüs Araştırmalar Merkezi’nin de bir an önce kurulmasının önemine değiniyor.

Araştırma merkezinde olması gerekenleri de sıralıyor Acıpayam; Halk Takip Merkezi, algı yönetim birimi, kültürel faaliyetler ve daha birçok ayrıntı var yazıda. Sonuç olarak ben de şunu söylemek istiyorum; Kudüs için ne yapsak azdır.

 

Mustafa Uçurum

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2018, 15:44
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER