Ne başkentler gördük biz gönlümüze taht kuran

Tarih boyunca başkent olmuş şehirlerin serencamını Şehir ve Kültür dergisinin 9. sayısında anlatmış Mehmet Kurtoğlu. Mustafa Uçurum bu yazıya değindi.

Ne başkentler gördük biz gönlümüze taht kuran

Bir şehrin ulaşabileceği en güzel paye, başkent olmasıdır. Şehirlerin en gözdesi, en önde olanı, bir ülkenin kalbi olarak başkent olan şehir her şeyiyle özel olmaya başlar, imarıyla, köşe bucağıyla el üstünde tutulur.

Tarihimize dönüp bakacak olursak başkent olan şehirler cazibe merkezi, sosyal yaşantının en canlı yaşandığı yerleşim yerleri, ilim ve irfanın da odağı olmuş şehirlerdi. Şehir ve Kültür dergisinin 9. sayısında Mehmet Kurtoğlu, “Başkent” başlıklı yazısında başkent olan şehirlerin özelliklerini, şehirlere başkent olmanın kazandırdıklarını ve yaşanan başkent entrikalarını anlatıyor.

Başkent olan ihya olur

Mehmet Kurtoğlu, yazısına Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bir başkent her zaman başkenttir, konuşur.” sözüyle başlıyor. Mevzu şehirse sözü Tanpınar’ın alması güzel bir başlangıç olarak yerini alıyor sözün başında. Sonra başkent olan şehirlerin özelliklerini sıralıyor. Neden konuştuğunu anlatıyor başkentlerin. Politik, stratejik, askeri, ekonomik özellikleriyle başkentlerin konumları üzerine tespitlerde bulunuyor Kurtoğlu.

Yazıda özellikle vurgulansa da başkent denince Ankara’nın dünü ve bugünü aklımıza geliyor ister istemez. Başkent olmadan önce sıradan bir Anadolu şehri olan Ankara’nın gelişmesi ve ihya olması başkent olmasıyla birlikte gerçekleşmiştir. Belki her konuda İstanbul’un gölgesinde kalsa da Ankara, başkent olarak gelişimini hızla tamamlayan bir şehir olmuştur.

İstanbul, tarihin her döneminde dünyanın gözü önünde olan bir şehirdir. Elbette ki İstanbul’un ihyası da başkent oluşuyla daha da hızlanmıştır. İstanbul bir İslam şehri olduktan sonra sadece Osmanlının değil tüm İslam âleminin başkenti olmuştur. Günümüzde de İstanbul, başkent olmasa da ülkemizin ve dünyanın gözde şehri olmayı sürdürmektedir. Bu cazibenin birçok sebebi olabilir ama Osmanlı’dan kalma başkent payesi gizli bir başkent olarak gönüllerde İstanbul’u yaşatmaya devam etmektedir. Mehmet Kurtoğlu, İstanbul için “Tarih boyunca doğal başkenttir, Ankara öyle değil.” diyor.

Dünya ülkelerinden ve başkentlerinden de bahsediyor Kurtoğlu. Şehirlerin nasıl bir değişimle geliştiklerini de anlatarak.

Siyasiler başkent sever

Siyaset ve başkent ilişkisini de anlatıyor Mehmet Kurtoğlu. Siyasetin başkentlerde şekillenmesine örnekler veriyor; Bizans entrikası sözünün tarih boyunca başkentler için kullanıldığından hareketle başkentlerde yaşanan ayak oyunlarına göndermeler yapıyor.

Günümüzün Ankara’sı ve siyasilerin Ankara’yla olan imtihanını anlatırken Kurtoğlu, masumane bir niyetle kurulan başkentlerin bile zamanla gücü yitirmemek için politikleşmek zorunda kaldığından bahsediyor.

Başkentlerin siyasi yüzünü anlatırken de “Başkentin kapısından giren her insan, ‘taht’tan pay almanın hesabını yapar.” diyor. İktidarın gözbebeği, iktidarın kalbi başkentler ama ruhunu yitirmiş beton şehirler... Böyle olmak zorunluluğuyla yaşıyorlar maalesef.

Başkentlerin ayrıcalıklı yüzünün her zaman devam ettiğini anlatıyor Kurtoğlu. Ankara’nın da bundan aldığı payı Yakup Kadri’nin Ankara romanından bir örnekle pekiştiriyor: “Ankara’ya gidenlerin ehemmiyeti o kadar artıyor, o kadar artıyor, o kadar artıyor ki adeta kutsallaşıyor.”

Herkesin gönlündeki başkent farklı

Elbette Mekke’den ve Medine’den de bahsediyor Mehmet Kurtoğlu. Kalbimizin başkentler başkenti Mekke’den, Medine’den söz açarken; İslam şehri olmakla değer kazanan şehirlere Şam’ı da ekleyerek İslam medeniyetinin şehirlere kattığı değeri de ekliyor bu güzelliğe.

Gönle şifa temennilerle son buluyor yazı. Herkesin bir başkenti olduğunu, her gönülde bir başkent yattığını, kendi yaşantısına en çok uyan başkentleri seven insanların olduğunu söylüyor Mehmet Kurtoğlu. Öyle de değil mi zaten. Resmi başkentlere karşı kiminin Mekke, kiminin Medine, Şam, İstanbul, Kudüs ya da Endülüs’tür gönlündeki başkenti.

Farabi’nin “Erdemli Şehir” tezinden ilhamla başkentleri tekrar erdem ve irfanla şekillendirirsek “Taşra şehirleri de o denli iz’anlı olur.” temennisinde bulunuyor Kurtoğlu. Başkentlerin herkesin şehri olmasının yolunun da bundan geçtiğini sözlerine ekliyor.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2015, 10:54
banner12
YORUM EKLE

banner19