'Modernleşen Türk şiirinin en bilge şairi'

Kamil Yeşil’in bir zamanlar TRT2’de yayınlanan 'Kırk Ambar' ve 'Şiir Türk’ün İklimi' isimli programlara ilişkin kayıtları, Dergah dergisinin Ekim sayısının en dikkat çekici yazısı. Sadık Koç yazdı..

'Modernleşen Türk şiirinin en bilge şairi'

Dergâh dergisinin 296. sayısı geçtiğimiz ay okuyucuyla buluşmuştu. Bu sayının şiirlerine baktığımızda Sadi Karademir’e ait “Gereği Düşünüldü” başlıklı ön kapak şiiri hariç dikkat çekici, okuyucu aynı zamanda bir şairse onu şiir yazmaya iten şiirlerin olduğunu söylemek zor. Bu şiirle beraber Evliya Çelik ve Nadir Aşçı’nın şiirlerinin, yeni hece şiirinde İbrahim Tenekeci’nin açtığı kanaldan aktığını söyleyebiliriz rahatlıkla. Sadece şiirlerin başlıkları bile düşüncemizi destekleyecek doğrultuda. “Gereği Düşünüldü”, “Cevap Hakkı”, “Ezilme Tehlikesi”. Bu tür, yani isim tamlamasından oluşan şiir başlıkları Tenekeci etkisindeki yeni kuşak hececi şairlerin çoğunda görülüyor. Benzeşme daha başlıkta ortaya koyuyor kendisini. Sonra ölçüde. Çoğu zaman 11’li hece ölçüsü bu. Buluşçuluğu ve kelime seçimlerindeki benzerliği de dikkate aldığımızda heceyle yazan, yazmayı düşünen yeni şairleri kendi sesini kolay bulamama, başkasının sesinde kaybolma gibi bir tehlikenin beklediği söylenebilir. Bunu aşmak şairin kendi çabasına kalıyor.

İki hikaye var bu sayıda. Zerrin Şerbetçi’nin “Hediye” başlıklı hikayesiyle Seher Rabia Hapil’in “Bir Cuma Günü” başlıklı hikayeleri. İlki bir aile hikayesi. Anne yalnız. Ruhen yalnız. Koca teknoloji düşkünü ve sevgisiz. Çocuklar ise zamane çocukları. Bazı fırtına ve dalgalanmalardan sonra ruhu tekrar durulur annenin. Tabiatın, eşyanın üstündeki örtünün kalkması kalpte biriken tortuların atılmasıyla mümkündür. Bu mümkünün gerçekleşmesi ise dua ve salavata bağlıdır diyor Şerbetçi’nin uzun denebilecek hikayesi.

Seher Rabia Hapil’in, kahramanları Musa ile Esma’nın aşkını bir koltuğun ağzından anlattığı “Bir Cuma Günü” başlıklı hikayesi ise anlatıcısı bakımından orijinal değil. Ömer Faruk Dönmez’in de böyle bir hikayesi vardı. Dönmez bir gazeteyi konuşturuyordu sanırım. Yine Dergah ya da İtibar’ın son bir iki sayısından birinde olması lazım, bir kitabın anlatıcı olduğu bir hikaye vardı. Hapil’in bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini söylemeliyiz. Atmosfer oluşturmayı biliyor fakat. Basitçe söylersek “dünya imtihan dünyası” diyor hikaye.

İsmet Özel’in şairlere önemli bir tavsiyesi

Kamil Yeşil’in bir zamanlar TRT2’de yayınlanan “Kırk Ambar” ve “Şiir Türk’ün İklimi” isimli programlara ilişkin kayıtları derginin en dikkat çekici yazısı belki de. Şairler hakkında az konuştuğunu bildiğimiz İsmet Özel’in Sezai Karakoç hakkında konuştuğunu görmek şaşırtıcı oldu bizim için. Çünkü daha önce Karakoç hakkında konuştuğunu görmemiştik. Özel, Karakoç’u “modernleşen Türk şiirimizin en bilge şairi” olarak selamlıyor. Ve ekliyor: “Sezai Karakoç şiirinde bir bilge ve bir çocuk (çocuksuluk değil: İ.Ö) aynı anda konuşur.”

Bu arada Yeşil’in televizyonlarda edebiyat, kültür ve sanat programlarına çok az yer verildiği, verilenlerde de eski duyarlık, estetik seviye ve niteliğin bulunmadığı yönündeki tespitine katıldığımızı belirtmek isteriz. Bu tür programlara yer verme bakımından TRT yanında, Ülke TV, TVNet gibi ancak birkaç kanal ya da program sayabiliyoruz. Çünkü kısa vadede olmasa da toplumsal meselelerin çözümüne en ciddi katkıyı edebiyat, kültür ve sanat yapıyor, bu alanların söylediğine kulak verildiği takdirde... Kulak verilmesi için duyulur olması gerekiyor. Şu halde diğer kanalların da bu tür programlara yer vermeleri gerekiyor. Bu bir temenni tabi.

Yeşil, Özel’in şairlere önemli bir tavsiyesini de kaydetmiş. Onu da aktaralım. “Şairler … bir yerlerde birileri tarafından kabul görmeyi küçümsedikleri ve gerçekten hakikatle ilgili dertleri olduğunu bilip bildirmeleriyle işlerini sağlam yapabilirler.” Bugün şairin iktidarla yakınlık kurması zor değil. İktidar zaten şairi iktidara yanaştıracak kapıları açık tutuyor. Şaire açık kapıdan girmek kalıyor. Hangi çevreden olursa olsun girenler de az değil. Aynı şekilde gazete ve televizyonların yolu da açık. Şairi tavlayacak birçok şey var günümüzde. Şair de tav olmaya teşne zaten. Şiir ortamımızın zayıflığı başka nasıl izah edilir bilemiyorum.

 

Sadık Koç yazdı

Yayın Tarihi: 06 Kasım 2014 Perşembe 16:09 Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2014, 13:29
YORUM EKLE

banner19

banner36