Maraş'ın havası da suyu da edebiyat kokar

Dil ve Edebiyat dergisi’nin 63. sayında Hüseyin Yorulmaz, Üstad Necip Fazıl ile Rasim Özdenören arasındaki dostluğu anıların eşliğinde anlatmış. Mustafa Uçurum yazdı.

Maraş'ın havası da suyu da edebiyat kokar

 

Kahramanmaraş denince akla gelen birçok çağrışım vardır. Bu şehrin adıyla özdeşleşmiş olan bu özellikler etkili örneklerle de pekiştirilmektedir. Bir şehre şairler diyarı denecekse Kahramanmaraş bu payeyi en çok hak eden şehirlerimizdendir. Sadece şair değil, memlekette söz sahibi edebiyat adamlarıyla da Kahramanmaraş’ın yeri çok özeldir. Aynı toprağın bu değerli insanlarının birbirleriyle olan münasebetlerini öğrenmek de yaşadıkları dönemi daha iyi anlamak bakımından son derece önemlidir. Birbirlerine olan etkileri, hayatlarına yön verme noktasındaki katkıları birçok kişiye de ilham olacağından bu tür yaşanmışlıkları öğrenmek faydalı olmaktadır.

Maraş Maraş dedikleri

Dil ve Edebiyat dergisinde Hüseyin Yorulmaz; Rasim Özdenören ile Necip Fazıl’ın tanışıklıklarını, aralarında geçen ilginç olayları, anılarını bir sohbet tadında yazmış. Necip Fazıl, tartışmasız, edebiyatımızın üstadıdır. O ne yapsa olay olmuştur, o kimlerle tanıştıysa o kişilerde büyük etki bırakmıştır. Hüseyin Yorulmaz, Rasim Özdenören’in anılarından hareketle Rasim ve Alaaddin Özdenören’lerin anılarına yer vermiş. Cahit Zarifoğlu’nun Necip Fazıl’la nasıl tanıştığını anlatmış.

Edebiyatımızda bir Maraş ekolünden bahsetmek mümkündür. Öyle isimler Maraş’ın bereketinden beslenmiştir ki bu sözü kat be kat haklı çıkarmaktadır. Bu yazıda da Yorulmaz, Maraş vurgusunu sık sık yapmaktadır. Çünkü yazıda adı geçen herkes Maraşlıdır. Maraşlı olmanın tanışmalarda etkisi büyüktür. Necip Fazıl’ın kapısı herkese açıktır ama Maraşlıların yeri özeldir.Hüseyin Yorulmaz’ın da Maraşlı olduğu düşünülecek olursa yazının Maraş havasında olması da kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkıyor.

Büyükdoğu mektebi

Üniversite için Maraş’tan İstanbul’a gidince arkadaşlarıyla birlikte Necip Fazıl’ın yanına gidip Üstad’la tanışır Rasim Özdenören. Büyükdoğu’da yazmaya başlar. Hüseyin Yorulmaz’ın ifadesiyle“O ve arkadaşları Büyükdoğu’nungönüllü öğrencisi olurlar.” Hatta dergide yazmaya da başlarlar. Bu gençlerin dergiciliği de Üstad’ın yanında öğrendiklerini söyler Yorulmaz.

Dergilerin bir mektep olduğu dönemlerde bunu dolu dolu yaşar Özdenören kardeşler ve Cahit Zarifoğlu. Her fırsatta soluğu Üstad’ın yanında alırlar. Necip Fazıl’ın en çok tanınan özelliklerinden birisi, kimseyi pek beğenmemesidir. Büyükdoğu dergisi bir mektep gibidir. Gençlerin uğrak yeridir. Bu gençler arasında sözüne itibar ettiklerinden biri de Rasim Özdenören’dir diyor Hüseyin Yorulmaz. Bu tezini de yazısına aldığı anılarla pekiştiriyor.

Artist” Cahit Zarifoğlu

Yazısında Cahit Zarifoğlu’nun Üstad’la tanışmasını da anlatıyor Hüseyin Yorulmaz. Rasim Özdenören Üstad’la tanıştırmak için Cahit Zarifoğlu’nu Üstad’ın evine götürür. Zarifoğlu o kadar rahattır ki en sonunda patlar Üstad; “artist” der. Evden çıkıp giderlerken de yine seslenir arkalarından; “Sende artistlik çizgileri görüyorum.” der. Bir lakabı Aristo olan Zarifoğlu artık o andan itibaren “artist” diye de anılmaya başlar.

Ustaların eserleri kadar hayatlarını ve irtibatta olduğu kişileri de bilmek gerek. Çünkü onların her anı, bir şiirin dizesi kadar önemlidir. Hüseyin Yorulmaz’ın Rasim Özdenören’le Necip Fazıl’ın dostluklarını anlattıkları bu yazısı, iki ustayı daha yakından tanımak adına güzel bir çalışma olmuş. Dil ve Edebiyat dergisinin en güçlü yanı da bu tür yazıların varlığı. Böyle çalışmaların devamı gelirse derginin içeriği de zenginliğini arttıracaktır.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Mart 2014, 14:20
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26