Kütüphanelerin çoğu birer kitap hapishanesidir

Yedikıta dergisinde bu ay Süveyş Kanalı üzerine bir dosya mevcut. Derginin 'Tecrübe Konuşuyor' bölümünde ise Ali Akyıldız ile konuşulmuş. Metin Uygun, hocanın ülkemizdeki kütüphanelerin durumuna ilişkin sözlerine dair yazdı.

Kütüphanelerin çoğu birer kitap hapishanesidir

Yedikıta dergisi, Kasım 2015 tarihli 87. sayısında, ‘Sömürgeciliğin Atardamarı Süveyş Kanalı’ konusunu kapağına almış. Bugün de dünyada büyük stratejik öneme sahip olan kanalın antik çağlardan günümüze kadar olan tarihi gelişimi ve seyri anlatılmış dergide. Yazıyı Yrd. Doç. Dr. Durmuş Akalın kaleme almış. Tarihi oldukça eskilere dayanan kanal fikri için ilk faaliyete geçen Mısır firavunları olmuş. Dünya siyasetine hakim olabilmek için stratejik öneme sahip olan bölgelere hakim olabilmek, uluslararası siyasette değişmeyen bir kaidedir. Süveyş Kanalı da dünya siyasetine yön verecek değerde olan bir bölgedir.

Akalın bu yazısında, Süveyş Kanalı’nın Mısır firavunlarından başlayan tarihi macerasını anlatıyor. Firavunlardan sonra bu kanalı Persler, Yunanlar ve Romalılar kullanmış. İslam tarihinde Hz. Ömer (ra) Efendimiz döneminde de kanal bir yüz yıl kullanıldıktan sonra önemini kaybetmiş. Daha sonra 1500’lerde Venedikliler kanal için girişimlerde bulunmuşlar. Netice alamamışlar. Yakın zamanlarda ise Fransızlar teşebbüs etmişler kanal için. İngilizler karşı çıkmış. Osmanlı tereddütte kalmış. Osmanlı, Fransa, İngiltere ve Mısır arasında kanal için verilen siyasi ve diplomatik mücadelenin tarihinin anlatıldığı yazıda, Süveyş Kanalı’nın açılıp İngiltere’nin kontrolüne girmesiyle, İngiltere’nin artan ticaret hacmi, Çin ve Hindistan’la yaptığı ticaretin hem kolaylaşması ve hem de büyük ölçüde artması ve buna benzer çok değerli bilgiler verilmektedir. Ayrıca MÖ 1900’lerden başlayarak günümüze kadar kanalla ilgili gelişmelerin yer aldığı kronolojik bir yazı da mevcut dergide.

Kütüphanelerin çoğu birer ‘kitap hapishanesi’dir

Derginin öne çıkan ve beğeniyle takip edilen bir bölümü de, ‘Tecrübe Konuşuyor’ başlığı altında, her ay tanınmış bir akademisyen veya düşünce adamıyla gerçekleştirilen röportajlardır. Bu röportajlarda akademik hayatla ilgili ve hocaların çalışma metoduna dair tecrübeleri paylaşılıyor. Burada paylaşılan tecrübeler, ilmi hayata atılacak veya ilmi hayatı kendilerine meslek edinenler için ışık olacak, yol gösterecek değerdedir. Derginin bu ayki sayısında, Prof. Dr. Ali Akyıldız Hocayla yapılan röportaj yer alıyor. Röportajı Harun Tuncer yapmış. Bahsedilen konular, Hoca’nın çalışmalarına yön veren unsurlar, Türkçemiz, kitapları ve akademik camianın sıkıntıları olarak öne çıkıyor.

Hoca’nın kütüphanelerle ilgili düşüncesi de bu röportaj içinde önemli bir yer tutuyor. “Türkiye'de kütüphaneler ve kütüphane kültürü üzerine fikirleriniz neler? En beğendiğiniz kütüphane hangisi?” sorusu sorulur Prof. Akyıldız’a. Hoca bu soruya, “kütüphaneler düzgün hizmet vermediği için her akademisyen kendi kitaplığını kurmak zorunda kalıyor” diyerek cevap verir. Röportajda öne çıkan tespitlerden bazıları şunlar: Kütüphanelerin doğru dürüst bütçeleri yoktur. Bu yüzden yeni yayınlar kütüphanelere alınamaz. Ayrıca, kütüphanelere kitap girişi bağış yoluyla ve düzensiz olarak gerçekleşmektedir. Kitap akışının sürekli olması ve kütüphanelerin eve kitap verme hizmeti dahil, okuyucuya kapsamlı hizmetler sunabilmesi halinde, evlerde şahsi kütüphanelerin kurulmasına gerek kalmayacaktır. Ülkemizde kütüphanelerle ilgili iyimser bir tablo çizmek mümkün değildir.

Kütüphanelerin iki temel işlevi vardır. Bunlardan birincisi, kitap, dergi, gazete gibi veri kaynaklarının muhafaza edilmesi, ikincisi de, bunların okuyucunun hizmetine sunulmasıdır. Birinci işlev kısmen gerçekleştirilmektedir. Hocaya göre önemli olan ikinci işlevdir. Verilerin hizmete sunulması konusunda sıkıntılar vardır. “Kütüphaneye gittiğinizde memurların gözlerinde sizin gelmenizden duyduğu rahatsızlığı açıkça görürsünüz. Dolayısıyla kütüphaneciliğin bir ayağı topal kalıyor. Kütüphanelerin çoğu, okuyucuya hizmet veren kurumlardan ziyade birer ‘kitap hapishanesi’dir.” Bu değerlendirmelerin dışında kalan kütüphanelerimize ise, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırma Merkezi (İSAM), IRCICA ve Boğaziçi Üniversitesi ile Ankara’dan Bilkent Üniversitesi kütüphanelerini örnek gösterir Hoca. Güler yüzle ve çekinmeden gidilebilecek bu tip kütüphanelerin sayısının artmaya başlamasını memnuniyet verici bulan Akyıldız, “ancak bunların koleksiyonlarının birkaç yüz bin kitapla sınırlı olduğunu da” ifade etmeden geçemez.

Tarih sadece tarih değildir. Yedikıta dergisinde, tarih dışında, kültür, medeniyet ve manevi değerlerimiz konularının da üzerinde ısrarla duruluyor.

 

Metin Uygun yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2015, 14:33
banner12
YORUM EKLE

banner19