Kültür Bakanlığı'nın adını değiştirelim

CF dergisinin Kasım ayı sayısında Erol Erdoğan Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın adının değişmesini teklif etti. Ahmed Sadreddin bu teklif üzerine yazdı.

Kültür Bakanlığı'nın adını değiştirelim

CF dergisinin Kasım ayı sayısında dikkat çeken bir yazı var. “Dikkat çeken bir yazı” demem kuru bir klişe değil. Bu yazı çeşitli siteler tarafından da dile getirildi. Bahsettiğim yazı Erol Erdoğan'a ait. Erdoğan, yazısında, bugüne kadar siyasi iktidarlar tarafından pek önemsenmeyen Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın adının değişmesini teklif etti.

Erol Erdoğan, önemi henüz idrak edilememiş Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın adının “Kültür ve Medeniyet Bakanlığı” olarak değiştirilmesini teklif ediyor yazısında. Yalnızca isim değişikliği tabii ki yeterli değil. Kültür Bakanlığı'nda köklü değişikliklere gidilmeli. Kültür Bakanlığı'nın görevlerinin yeniden belirlenmesi gerekli.

Bakanlığın ne iş yaptığını bilmeyenler için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı kurumları sıralıyor Erol Erdoğan: Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Sinema Genel Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, Müzeler Genel Müdürlüğü, Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Bu kurumlar, başkanlıklar, bir milletin yönelimlerini, zevklerini ve hayat şeklini direkt olarak etkileyecek güce sahipler.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan daha az önemli değil

Bir ülkenin sinema, sanat, tarih, müzik, telif, kitap, tiyatro, mizah, turizm, müze politikalarının şekil almasında kamu ve devlet adına rol alan ve özel çalışmalara finansal destek veren bir bakanlığın bugüne kadar hep ihmal edildiğinden dem vuran Erol Erdoğan, mesela geçmişte yaşanan koalisyon pazarlıklarında partilerin Milli Eğitim Bakanlığı'nı almaya uğraşmalarını örnek vererek, Kültür Bakanlığı'nın da önemsenmesini, bu bakanlığın kültür ikliminin temel belirleyicilerinden olduğu için mühim, hatta hayati olduğunu vurguluyor. Zira, Milli Eğitim, çocukların talim ve terbiyesini, Kültür Bakanlığı ise bütün memleketin kültürünü, düşüncesini ve irfanını yönlendirme gücüne sahip bir kurum. Bu nasıl gözden çıkarılabilir?

Meseleyi bununla bitirmiyor Erol Erdoğan. Edebiyat, tarih, sanat, felsefe, kültür gibi alanlar ile kitap, yazı, şiir, müzik gibi ürünlerin asla ‘boş vakit’ veya ‘halkla ilişkiler malzemesi’ olmadığını, inanç ve ideallerimiz doğrultusunda yaşadığımız dünyayı anlamlandırma, biçimlendirme, estetik boyut katma araçları olduğunu söylüyor. Fikrin eyleme dönüşmesinin ve dinin bütün bir hayatı kuşatacak şekilde medeniyetin tezahür etmesinin bu araçlarla mümkün olabileceğine vurgu yapan Erdoğan, “Çünkü medeniyet, bir planlama ile değil, yaşayarak oluşan fikri/düşünsel ve ameli bütünsel bir süreçtir. Bir fikri/inancı yaşarken oluşturduğumuz formlar, eşyalar, semboller, yasalar bir geleneğe, kültüre, medeniyete dönüşür.” diyor.

Kültür, sanat, edebiyat ve medeniyet konularına vakit ayırmaz ve gerekli çalışmaları yapmazsak, siyasi iktidarın pek bir anlamı olmaz. Zira toplumu değiştiren fikirdir. Fikirle harmanlanarak oluşan unsurlar, toplumu değiştirme hüviyetine sahiptir. Erol Erdoğan, kültür üzerinden yürütülen çabanın sanıldığının aksine elit ve seçkinci bir çaba olmadığını, aksine herkesi içine alan bir amel-i salih olduğuna işaret ediyor.

Erol Erdoğan, bütün bunlardan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, Kültür ve Medeniyet Bakanlığı olması gerektiğini, kültürler ve medeniyetler beşiği Anadolu'nun ruhuna uygun bir bakanlık haline getirilmesini söylüyor. Erdoğan'a göre, bakanlık, üzerinde bulunduğumuz coğrafyanın sahip olduğu medeniyet ve inanç birikiminin eğitimden sanata, mimariden siyasete, teknolojiden sağlığa kadar yeniden üretilmesinin zeminini hazırlamalı, bu konuda her disipline, her bakanlığa ve kuruma katkı sunabilmeli.

Erol Erdoğan, yazısını her noktasına kadar katıldığım şu ifadelerle bitiriyor: “Yeni bir söz üretip tüm yeryüzüne bu sözümüzü ileteceksek, bunu ancak medeniyet perspektifiyle başarabiliriz. İktidarda kim olursa olsun, Kültür Bakanı kim olursa olsun yapması gereken budur. Din, kültür, medeniyet dediğimiz, üç-beş övünç cümlesinden öte hayata bakışımızın bütününü gösterir.”

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2017, 17:03
banner12
YORUM EKLE

banner19